Cevapsız iletiler | Aktif konular Sistem saati: Cum 24 Ekm, 2014 18:22



Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 
BOZA'NIN TARİHÇESİ,TARİFİ VE FAYDALARI 
Yazar Mesaj
Kadınca
Kadınca
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 17 Şub, 2009 00:30
İleti: 11771
Yaş: 24

Konum: varlığımın doldurduğu boşluk/yüreğimin satır aralığı

Sponsor Reklam AlanI

Sponsor Reklam AlanI

___________________________________________________
Resim



Bir görüşe göre boza, bilinen en eski içki olan biranın ilk hali. Bir Anadolu içkisi olan üzüm şarabından daha eski bir geçmişe sahip. En eski yazılı kaynaklara sahip Mezopotamya (Sümer) ve Mısır uygarlıklarında üretilen birayla boza, hemen hemen aynıdır. Bira hammaddesi olarak kullanılan malt ekmeği, suyla ezilip bulamaç haline getirilir. Karışım mayalanmaya bırakılır. Böylece alkolle birlikte süt asiti de ortaya çıktığından, sözü edilen bira bozaya benzer.Türkiye’de genellikle darıdan yapılan boza, başka ülkelerde yapıldığı yerin başlıca ürününe göre mısır, arpa, çavdar, yulaf, buğday, kara buğday, arnavutdarısı, gernik gibi tahılların unu, bazen da pirinç ve ekmek, nadir olarak da kenevir unu ve karamuk mayalandırılarak yapılır. Kepeği alınmış darı unu kazanda kavrulup, yumruk veya tokmakla dövülerek suyla hamur haline getirilir. Belli bir kıvama ulaşan bu karışım elekten geçirilir. Eski boza veya hamur mayası ile mayalandırılarak serin yerde 3-7 gün dinlendirilir. Şeker veya pekmezle tatlandırılarak içilir. Ülkesine göre alkol oranı % 2-6 arasında değişir.


Boza, Mısır ve Kuzey Afrika sahilleriyle Akdenizli tüccar gemiciler aracılığıyla batıya, Hazar Denizi güneyinden doğuya, Asya içlerine ve Çin’e; İran ve Afganistan’a, Kafkaslar’dan kuzeye, Volga havzasına doğru geniş bir coğrafyaya yayılır. Balkan ülkelerinin hemen hepsinin “milli içki” olarak sahiplendiği bozanın Balkanlar’a gelişi ise, iki farklı öyküye dayandırılır. İlkinde, Orta Asya’dan kalkıp XI. Yüzyılda Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlar’a kadar geniş bir bölgeyi ele geçiren Kıpçak Türklerinin, bozayı da kültürlerinin bir parçası olarak bölgeye taşıdığı savunulur. İkincisinde ise, horasanlı savaşçı dervişlerden Sarı Saltık yer alır.Horasan’dan gelip Anadolu’da Hacı Bektaş’a bağlanan Sarı Saltık, Rumeli’ye yerleşen ilk Müslüman Türk toplulukları da yönetmek üzere, 1263 yılında Babadağı’na, bugünkü Dobruca’ya gelir. Horasan’da öğrendiği bozacılığın bölgede yayılmasına da önayak olan Sarı Saltık, bozacı esnafının piri sayılır.

En şiddetli yasakların yaşandığı IV. Murad ve IV. Mehmed dönemlerinde İstanbul’da 300 dükkanda 1005 bozacı çalışırdı. “Sarhoşluk vermeyecek kadarı”nı içmek helal sayıldığından, meyhaneler, yüksek alkollü tatarbozası satan bozahanelere dönüşür ve bir laf türer: “Meyhaneciye sormuşlar şahidin kim diye, bozacı demiş.” İçki yasağı III. Selim döneminde de sürer.Bu dönemde bozahaneler artık iyice ayak takımının işgali altındadır. Okuryazar takımı, hanımlar, beyler ve aileler bozahanelerden elini eteğini çeker. “93 Harbi” olarak da anılan Osmanlı-Rus Savaşı (1876) nedeniyle Rumeli’den İstanbul’a yapılan yoğun göç, bozacılık tarihinde bir dönüm noktası olur. Savaştan hemen önce, Karadağ sınırındaki Prizzen kasabasından İstanbul’a gelen Arnavut genci Sadık, bir süre mahalle aralarında seyyar bozacılık yaptıktan sonra, kentin eğlence merkezi olan Direklerarası ve Şehzadebaşı’na yakın, Vefa semtinde bir küçük bozacı açar. Sadık Efendi, iki yenilik getirir bozacılığa: Birincisi, o dönemin en meşhur bozacısı, Taksim’deki Tevfik Efendi’den aldığı bozayı bir süre bekletip üzerinde biriken suyu döktükten sonra satar. Benzerlerinden daha saf, kıvamlı ve nefis hale gelen bu tadın şöhreti kısa sürede yayılır. İkincisi ve en önemlisi, o zamana kadar boza, ilkel yöntemlerle üretilip saklanırdı. Bunun için kullanılan ahşap fıçılar, bozayıda etkileyen kötü kokular yayardı. Prizrenli Sadık, bozayı kendisi yapmaya başladıktan sonra fıçı yerine mermer küpler kullanmaya başlar. Genç bozacı ayrıca dükkanını çeşit çeşit kepçeler, güzel bardaklar, şık tarçın ve leblebi kaplarıyla donatır, tadını iyice geliştirdiği bozanın orada içilmesini bir zevk haline getirir.


Malzemeler :

2 bardak bulgur

21 bardak su

2 çorba kaşığı un

½ bardak yoğurt

½ tatlı kaşığı kuru maya

2,5 çorba kaşığı şeker

½ çorba kaşığı vanilya

2 çorba kaşığı tarçın

Hazırlanışı :

Bulguru büyük bir tencereye koyup 12 bardak su ile üzeri kapalı olarak oda sıcaklığında 1 gece bekletin. Kısık ateşte 2 saat pişirin. Mutfak robotuna koyup çekin ve süzgeçten geçirin. Karışımı buzdolabına koyun.

Süzgeçin üzerinde kalan bulguru yeniden tencereye koyun ve 8 bardak su ilave edip kısık ateşte 1 saat daha pişirin. Süzgeçten geçirip buzdolabına koyun.

Unu küçük bir tencereye koyup üzerine 2/3 bardak su koyun ve kısık ateşte sürekli karıştırarak koyulaşıncaya dek pişirin. Ateşten alıp içine 2 çorba kaşığı şeker koyup eriyinceye dek karıştırın. Ilıyınca içine yoğurt katın.

Mayayı ¼ bardak ılık suda ezip 5 dakika bekletin ve yoğurt karışımına katın. Ilık ortamda 30 dakika bekletin.

Mayalı karışımı ezilmiş bulgura ekleyip oda sıcaklığında yaklaşık 1-2 gün bekletin ve ara sıra karıştırın. Vanilya ve kalan şekeri ekleyip şeker iyice eriyinceye dek karıştırın. Tarçınla servis yapın.

Bu karışım buzdolabında 2-3 gün bekletilebilir. 12 kişilik
Boza Nasıl İçilir:

Boza soğuk olarak içilir.Üstüne tarçın ilave edilebilir. Normal içilebileceği gibi bardak içine koyarak orta boy kaşık ile içilmesi de tavsiye edilir.

FAYDALARI:

Bozanın faydaları da oldukça fazla. Farklı lezzetiyle soğuk ve uzun kış gecelerini ısıtan boza, vitamin deposu özelliği de taşıyor.Bünyesinde A ve B vitaminlerinin dört türü ile C ve E vitaminleri de bulunuyor. Mayalanması sırasında ürettiği laktik asit ise ender gıda maddelerinde bulunuyor ve bu değerli asit türünün hazmı kolaylaştırıcı etkisi var. Süt yapıcı özelliği nedeniyle hamile bayanlara ve vitamin kaynağı olarak sporculara tavsiye ediliyor. Bozanın faydalarının TÜBİTAK'ta yapılan araştırmayla ortaya konulmuştur: "Kolera hastalığında bile etkili olduğu söylenir. Bir vitamin deposu aynı zamanda. İçindeki yağ oranı da sıfır.

alıntı

_________________
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.(akrep kadını)

"Hayatındaki herkes sana muhalefet oluyorsa tadını çıkar, demek ki İKTİDAR sensin !"
"Fark,birileri farklı olmaya çalışırken kendin olmaktır hayatta"


Cmt 11 Arl, 2010 17:59
Profile bak
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15282
Yaş: 37

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
İleti 
Kış geldi evleri bozasız bırakmamak gerek.
Bu kadar tarihi bir içecek olduğunu da böylece öğrenmiş olduk. Teşekkürler

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Cmt 11 Arl, 2010 18:50
Profile bak WWW
Kadınca
Kadınca
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 17 Şub, 2009 00:30
İleti: 11771
Yaş: 24

Konum: varlığımın doldurduğu boşluk/yüreğimin satır aralığı
İleti 
rica ederim.

_________________
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.(akrep kadını)

"Hayatındaki herkes sana muhalefet oluyorsa tadını çıkar, demek ki İKTİDAR sensin !"
"Fark,birileri farklı olmaya çalışırken kendin olmaktır hayatta"


Cmt 11 Arl, 2010 18:56
Profile bak
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Konuya cevap yaz   [ 3 ileti ] 

İlgili Konular
 Konu   Yazar   Cevap   Gösterim   Son ileti 
Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. ADACAYI nin faydalari

koyuakrep05

2

1335

Per 02 Ağu, 2007 19:00

Elan_Vital Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. ÇAY in faydalari ve zararlari

koyuakrep05

10

2045

Sal 27 Nis, 2010 17:24

cem_ber Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. Suriye'nin kaybı Türkiye'nin kazancı olabilir mi?

AkrepKral

1

348

Cmt 30 Mar, 2013 16:10

MAVİ LOTUS Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. 12 Haziran: Türk Milleti'nin yeni Malazgirti ve AKP'nin Göremedikleri

AkrepKral

1

731

Çar 15 Haz, 2011 19:04

Mirian Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. Kimin kime üyeliği:Türkiye'nin AB'ye mi AB'nin Türkiye'ye mi

onurxt

0

835

Çar 06 Arl, 2006 23:38

onurxt Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. Türkiye'nin güzellikleri

Elan_Vital

4

1466

Pts 22 Oca, 2007 12:40

masal perisi Son iletiyi göster

 


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


Guvenli Arama Acik


 


| | | | | |
web siteleri
Review www.akreportal.net on alexa.com

İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan Akreportal.net Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Akreportal.net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler İletişim sayfamız aracılığı ile veya adresinden iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 2 (iki) Hafta içerisinde tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.

News News Site map Site map SitemapIndex SitemapIndex RSS Feed RSS Feed Channel list Channel list
Powered by phpBB 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group.
Designed by ST Software for PTF.
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
phpBB SEO