Cevapsız iletiler | Aktif konular Sistem saati: Sal 23 Arl, 2014 02:20



Konuya cevap yaz  [ 15 ileti ] 
E Harfi ile başlayan bulmaca sözcüklerinin anlamları 
Yazar Mesaj
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek

Sponsor Reklam AlanI

Sponsor Reklam AlanI

___________________________________________________
E vitamininin kimyasal adı: TOKOFEROL
Ebabil kuşu: EBREHE
Ebced hesabında noktasız harf: BİNUKAT
Ebcet hesabında otuz sayısının adı: LAM
Ebe oyunu: MAYNA
Ebe: LAVTA-ANALUK-AVURDA
Ebedi hayat sahibi: ABDÜLHAY
Ebedi, sonsuz: HALİT
Ebegümeci bitkisine verilen bir başka ad: EBELİK
Ebegümeci veya buna benzer tarla bitkileri ve bulgur veya pirinç ile yapılan bir yemek türü: ALAFAŞI-İLİBADA
Ebegümeci: KOMEÇ-KÜMEÇ-MOLOŞO-HUBBAZ-HÜBBAZ
Ebegümeciden yapılan ekşili yemek: SÜLLEM
Ebegümecigillerden çig veya pisirerek yenilen yabani ot: CİCOVUK
Ebegümecigillerden, bazı cinslerinin kök ve çiçekleri hekimlikte kullanılan çok yıllık otsu bir süs bitkisi, ağaç küpesi: HATMİ
Ebegümecigillerden, sıcak ülkelerde yetişen, çok yüksek olmamakla birlikte, gövdesinin çevresi 20 metreyi aşabilen bir ağaç: BAOBAP
Ebeler: KAVABİL
Ebem elması: KUŞBURNU
Ebenin diğer oyunculardan birini ebelemesi, sobelemek: MÜSLEMEK
Eber Gölüne dökülen bir nehir: AKARÇAY
Ebru sanatında, kırmızı boya elde etmekte kullanılan iyi cins bir toprak: GÜLBAHAR
Ebru’nun hazırlandığı tekne yapımında kullanılan budaksız çam tahtası: ÇİDENE
Eceabat’ın eski adı: MAYDOS
Ecza karıştırmakta kullanılan yassı araç: DİLBASAN
Eczacı, doktor: ÖDEMİŞ
Eczacılık: İSPENÇİYARİ-ŞEYDALE
Eczacılıkta kullanılan bir bitki, eşek kulağı: KARAKAFES
Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki: KARAYA
Eczacılıkta kullanılmış olan kırmızı renkli kil: KİLERMENİ
Eczacılıkta, parfümeride kullanılan ve çiçeklerden çıkarılan sarımtırak yağ: LANOLİN
Eczacılıkta, tedavide kullanılmak üzere belirli miktarda ilaç katılan etkisiz madde: SIVAĞ
Edebe aykırı ve fena söz: LAGİYE
Edebi eserlerde terbiye dışı, çirkin, bayağı, müstehcen ve galiz sayılan sözcüklerden kaçınmadan yazma: HASASET
Edebiyatta bir şiiri yada şiir parçasını şakacı bir anlatıma çevirme: HEZEL
Edebiyatta birden çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek, kötüsünü kastetmek: CİNAS
Edebiyatta ciddi bir yapıtın gülünçleştirilerek ele alınması: BÜRLEKS
Edebiyatta öz, güzel, latif, ince anlamlı, kolayca hatırlanan, yapısı sağlam dize ya da beyit: BERCESTE
Edebiyatta ve müzikte, kır hayatını ve törelerini anlatan eser: PASTORAL
Edebiyatta, iki yada ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek yolda kullanma sanatı: İHAM
Edebiyatta, sözün düzgün ve tutarlı, birbirine bağlanarak söylenmesi: İNSİCAM
Edep, terbiye, iyi davranış: US
Edepsiz, şamatacı: ŞEREMET-ZİLLİMAŞA-ATLI
Eder: PAHA
Edilgin: PASİF
Edimbilim: PRAGMATİK
Edipler, yazarlar: ÜDEBA
Edirne ilinde bir dere: PRAVADİ
Edirne ilinde, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sınır kapısı: PAZARKULE
Edirne yöresinde yaşayan Romanların 5 Mayıs'ta kutladıkları bahar eğlencelerine verilen ad: KAKAVA
Edirne yöresine özgü bir peynir tatlısı: BELMUS
Edirne yöresine özgü bir tür kabak yemeği: TİKFİNİK
Edirne yöresine özgü bir tür peynir tatlısı: BELMUŞ
Edirne yöresine özgü bir yemek: TİKFİNİK-KULAÇ-KODRU
Edirne yöresine özgü, dövülmüş susam ve cevize çeşitli baharatlar katılarak yapılan bir yiyecek: POY
Edirne yöresine özgü, közlenmiş patlıcan ve sarmısaklı yoğurtla yapılan bir tür meze: MAZMANA
Edirne, Galata ve İbrahim paşa saraylarında hizmet eden acemi oğlanlarına verilen ad: CELEP-CELEB
Edirne’de Meriç ırmağı deltasında bir göl: BÜCÜRMENE
Edirne’nin Enez ilçesinin antik adı: AİNOS
Edirne'de bulunan Yunanistan sınır kapımız: PAZARKULE
Edirne'de tarihi bir köprü: SARAÇHANE
Edirne'de, Meriç Irmağı deltasında bir göl: BÜCÜRMENE
Edirne'nin Enez ilçesinde bir göl: LAMPARO-PASO
Edirne'nin Enez ilçesinin antik adı: AİNOS
Edremit ilçesine bağlı, kaplıcasıyla da tanınmış turistik bir belde: GÜRE
Edremit Körfezi kıyısında turistik bir yöre: ÖREN
Eelektrik, telefon direklerinde telin bağlandığı porselen araç: FİLCİK
Efe yeleği: CEPKEN
Efe: ZEYBEK
Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki: LABADA-EBELİK
Efelerin yanındaki yardımcılar: ÇALIKAKICI-GIZAN
Efendi, sahip, malik: MEVLA
Efendilik, beylik: SİYADET-SEYADET
Efendisinin evinde dünyaya gelmiş olan köle veya cariye çocuğu: HANEZAD
Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray: RONİN
Efes kentinin kurucusu: ANDROCLE
Efes’te bir tapınak: SERAPİS
Eflak ve Boğdan beylerine verilen ad: VOYVODO
Eflatun rengi: GÜVEZİ
Eflatun renkte meyvası olan kara yemiş: ANDATIKA
Eflatun, beyaz, kokulu çiçekler açan bir ağaç: LEYLAK
Eflatun: KÖKSÜL
Eflatunla kırmızı arasında renkte çiçekte açan, güzel bir süs ağacı: ERGUVAN-RİMBAUD
Eflatun'un felsefesinde, ayrı evrenlere bağlı çeşitli gerçekliklerden oluşmuş varlık: KARMA
Ege bölgesi kıyılarında, Edremit Körfezinin kuzeybatı ucunda, Ali bey Adası olarak da bilinen ada: CUNDA
Ege Bölgesi’ndeki Beşparmak Dağı’nın antik dönemlerdeki adı: LATMOS
Ege Bölgesi’nin, ulusal park kapsamına alınan en yüksek dağı: HONAZ
Ege Bölgesi'nde bir dağ: YUNT
Ege Bölgesinde bir ova: MANİSA
Ege bölgesinde de yetişen ve antik çağlarda meşale olarak kullanılan, sarı çiçekli bir bitki: ATKASNAĞI
Ege Bölgesi'nde denize doğru ince bir dal gibi uzanmış sığ kara çıkıntısı: KAKOLA
Ege bölgesinde Güllük körfezi kıyısında antik bir kent: İASOS
Ege Bölgesi'nde körpe sapları sebze olarak kullanılan kokulu bir bitki: ARAPSAÇI
Ege Bölgesinde körpe sürgünleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki: TİLKİŞEN
Ege Bölgesinde salatası yapılan lahana filizine verilen ad: CİBEZ
Ege Bölgesi'nde taze sarı incire verilen ad: LAP
Ege Bölgesi'nde ünlü bir antik kent: EFES
Ege Bölgesinde verimli, sık ve kuvvetli mahsule verilen ad: ARGAÇLI
Ege bölgesinde yaprakları sebze olarak kullanılan otsu bir bitki: TURPOTU
Ege Bölgesinde yetişen ve çiçekleri halk hekimliğinde kullanılan bir lavanta: KEŞİŞOTU
Ege bölgesinde yetişen, özellikle iplere dizilip satılan bir çiçek: SELLUKA
Ege Bölgesinde yetiştirilen bir tütün cinsi: KARABAĞLAR
Ege Bölgesinde, Murat dağından çıkarak batıya akan ve Ege denizine dökülen bir ırmak: GEDİZ
Ege bölgesindeki Yunt dağlarında yaşayan Yörük erkeklerinin giydiği bir çeşit ceket: ÇETİKE
Ege Bölgesi'ne has bir çeşit ot böreği: ÇALKAMA
Ege Bölgesine özgü bir zeytin çeşidi: GÜLÜMBE
Ege Bölgesine özgü patlıcanla yapılan bir yemek: PABUCAKİ
Ege bölgesine özgü zeybek türü bir halk oyunu: GERALİ
Ege Bölgesi'nin en büyük gölü: BAFA
Ege Bölgesi'nin İçbatı Anadolu bölümünde bir ova: SİMAV
Ege bölgesinin ikinci büyük gölü: MARMARA
Ege Bölgesi'nin, "ulusal park" kapsamına da alınan en yüksek dağı: HONAZ
Ege bölümünde Küçük Menderes ırmağının ağzından 9 km içeride bu­lunan Efes şehrinin ilk kurulduğu yere Ortaçağdan beri verilen ad: AYASULUK
Ege Denizi’ndeki Sömbeki Adası’nın Yunanca adı: SİMİ
Ege Denizi'de Yunanistan'a ait bir ada: MİDİLLİ
Ege denizinde bir körfez: SIĞACIK
Ege Denizi'nde küçük bir ada: BATNAZ
Ege Denizinde Mora ve Attika yarımadaları arasındaki körfez: EGİNA
Ege denizinde Türk karasuları içinde, Çandarlı Körfezi önünde yer alan küçük ada: PIRASA
Ege Denizinde Türkiye'ye en yakın Yunan Adası: SİSAM
Ege denizinde ünlü Venüs heykelinin bulunduğu ada: MİLO
Ege denizinde, Gökçeada (İmroz) batısında,Türkiye’nin batı ucunu oluşturan burnun adı: AVLAKA
Ege Denizinde, Kyklad grubuna giren Yunan adalarından biri: YAMURGİ
Ege denizi'nde, Yunanistan'a ait bir ada: LEROS
Ege Denizi'nde, Yunanistan'ın 200 km. güney doğusunda yer alan volkanik adalar grubu: SANTORON
Ege Denizindeki Güllük körfezinin eski adı: MANDALYA
Ege Denizi'ndeki İstanköy Adası'na verilen bir başka ad: KOS
Ege Denizi'nin bilinen en eski limanlarından biri: LİMANTEPE
Ege Denizinin eski adı: ADALAR DENİZİ
Ege denizinin ilk çağlarda “eski deniz” anlamındaki adı: ARŞİPEL
Ege Denizi'nin kuzeyinde, Yunanistan'a bağlı küçük bir ada: BOZBABA
Ege Denzizi'nde Yunanistan'a ait bir ada: KRİTİ
Eğe ile düzleştirme, eğeleme: SAKL
Eğe kemiklerinin oluşturduğu kafes: KABURGA
Ege kıyılarında, özellikle İzmir kentinde etkili olan yerel deniz meltemi: İMBAT
Ege kökenli olduğu sanılan bir korsan topluluğu: ZAKAL
Ege ve Akdeniz bölgelerinde sofralık olarak üretilen, beyaz renkli, iri ve yuvarlak taneli bir tür üzüm: ATASARISI
Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen, tohumları çok zehirli küçük bir ağaççık: ZİVİRCİK
Ege ve Akdeniz de yaşayan eti lezzetli bir balık: BAKALYARO
Ege ve Akdeniz kıyılarımızda yaşayan iri bir martı türü: MİHO
Ege ve Akdeniz kıyılarımızdaki küçük koylara verilen ad: BÜK
Ege yöresinde körpe sürgünleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki: TİLKİŞEN
Ege yöresinde salatası yapılan lahana filizine verilen ad: CIBEZ
Ege yöresinde, tomruk biçmeye yarayan ve iki kişi tarafından kullanılan bıçkı aletine verilen ad: KOLASTARI
Ege yöresine özgü, et suyu ve unla yapılan bir çorba: LADURİ
Ege yöresine özgü, patlıcan ve kuşbaşı etle yapılan bir yemek: ZİMİRNİKA-PABUCAKİ
Ege yöresine özgü, patlıcanla yapılan bir yemek: PABUCAKI
Ege'de yetiştirilen bir cins patates: AKGÖZ
Ege'de, un elerken dökülmemesi için yere serilen bez ya da şaplanmış deriden yapılan örtüye verilen isim: İTİ
Egemen: BUYRUK
Egemenliği altına alma: İLHAK
Egemenliğini tanıma: BİAT
Ege'nin kimi yörelerinde adaçayına verilen ad: ÇALBA
Eğer Abarı: AAR
Eğeri hayvana bağlamak için kullanılan kolon: KAYASA
Eğerin altındaki belleme: YUNA
Eğerin arkasına konulan torba: GURCUN
Eğik biçimde kesilmiş kenar: ŞATAF-PAH
Eğik olarak birbiriyle kesişen: ÇAPRAZ
Eğik olarak kesilmiş kenar: ŞATAF
Eğik ve kıvrık çizgi: ÇELİPA
Eğik, meyilli: ŞEV
Eğiklik, eğim, meyil: AKINTI
Eğilen, secde eden: RAKİ
Eğilim: TEMAYÜL-TRENT-TANDANS
Eğilimi olan: MAİL
Eğilmeye gelmeyen, çabuk kırılan dayanıksız söğüt dalı: CAT
Eğim ölçer: KLİNOMETRE-EKLİMETRE
Eğimi, inişi fazla olan yer: AKAK
Eğimin ters yönünde akan akarsu: OBSEKAN
Eğimleri ölçmeye yarayan aygıt: EKLİMETRE
Eğimli tarlalarda toprağın kaymaması için yapılan harçsız taş duvar: MİSİT
Eğimli yapısal bir çizginin yatayla oluşturduğu dar açının değeri: DALIM
Eğimölçer: KLİNOMETRE
Eğir'' de denilen ve kökleri hekimlikte kullanılan otsu bitki: HAZANBEL
Eğir kökü: HAZANBEL
Eğirdir Gölü’nün kuzey yarısına verilen ad: HOYRAN
Eğirmen, kirmen: İĞ
Eğitici hikaye veya masal: MESEL
Eğitilmemiş at: TORLAK
Eğitim bilimi: PEDAGOJİ
Eğitim görmemiş amatör sanatçı: NAİF
Eğitim ve öğretim sistemi: MAARİF
Eğitimleri, gemide yapılan, mümkün olduğunca gerçeklere uygun, uygulamalı eğitimler: ROLE
Eğitsel: PEDAGOJİK
Eğlence amaçlı ve toplu olarak yenilen yemek: FERFENE
Eğlence fişeği: ÇATAPAT
Eğlencelerde kullanılmak için kendi üzerine sarılarak hazırlanan, savrulduğunda çözülen, renkli kağıttan yapılmış ince ve uzun şerit: SERPANTİN
Eğlenceli, zevkli hayat: AYŞUŞE
Eğlendirmeyi amaçlayan bir izlencenin düzenleyicisi olan kimse: ANİMATÖR
Eğlenme: NÜZHET
Eğlenmek üzere düzenli olarak bir araya gelen kimselerin oluşturduğu dernek: ERANOS
Eğrelti dikiş: GANDAK
Eğrelti otlarında, bazısu yosunlarında, bütün kara yosunlarında ve bazıaçık tohumlularda görülen dişilik organı: ARKEGON
Eğrelti otu çeşiti: ÇIBARCA
Eğrelti: İRMAN
Eğreltiotu yapraklarının alt yüzeyinde bulunan sarımsı kahverengi spor kesesi kümelerine verilen ad: SORUS
Eğreltiotugillerden, yaprakları at yelesini andıran nemli yerlerde yetişen otsu bir bitki: BALDIRIKA
Eğreti dikiş: TEYEL
Eğreti kır evi: ÇERGE
Eğreti mal: ARE
Eğreti olarak, ödünç olarak: ARİYETEN

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:46
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
İleti 
Eğreti onarım: MEREMET
Eğreti otu: LİFOR
Eğreti, ödünç: ARİYET-İARE-HELESA
Eğretileme, istiare: METAFOR
Eğretileme: METAFOR-İSTİARE
Eğri bacaklı: İĞDİÇ
Eğri büğrü vücutlu: ZURGANA
Eğri büğrü: AVEC-ÇENG
Eğri dam: ENGAL
Eğri giden ok: AMUC
Eğri kama: SİKA
Eğri kılıçların ağız bölümü: GEZLİK
Eğri kunduracı bıçağı: FALÇATA
Eğri, çarpık bacaklı: PAYTAK
Eğri, kambur: BÜKRÜ
Eğri, yamuk, çarpık: ŞAP
Eğri: KANGEL-MÜNHAVİ
Eğriboz Adası'nın eski adı: EUBOİA-BANTİS
Eğridir Gölü'nün kuzey yarısına verilen ad: HORAN
Eğrikoca, çamurcun” gibi adlar da verilen yabanıl bir ördek: ÇAKIRKANAT
Eğrilme, bükülme: İNHİNA
Eğrilmek için bükülmüş yün: BURMA-SÜMEK
Eğrilmek üzere hazırlanmış bir miktar yün.ALIM
Eğrilmekte olan yün, keten gibi şeylerin tutturulduğu, bir ucu çatal değnek: ÖREKE
Eğrilmiş ip yumağı: SIRÇAN
Eğrilmiş iplik çilesi: KELEVE
Eğrilmiş pamuk veya iplik çilesi: KELEVE-KELEFE
Egzama'' da denilen deri hastalığı: MAYASIL
Egzama''ya benzeyen bir cilt hastalığı: TEMREGÜ
Egzamayı andıran ama egzamaya özgü kabartıları olmayan deri hastalığı: EGZAMATİT
Egzersiz: YAPITAK
Ehli sünnet ve cemaatten ayrılmış olan mezhepler: FIRAK
Ehli: EVCİL
Ejder meyvesi" de denilen bir meyve: PİTAHAYA
Ejderha: DRAGON-BÜKÜ
Ek çizgisi: YİV
Ek olarak yayımlanan yapıt: SUPLEMAN
Ek olarak, altta: ZEYLEN
Ek süre, mehil: ÖNEL-MEHİL
Ek vagon: FURGON
Ek, ilave: ULAMA-LAHİKA-CONTRA-PEŞ
Eken olgunlaşan ince kabuklu bir siyah üzüm çeşidi: DİMNİT
Eker: MİBZER
Ekildiği halde her tarafı yeşermeyen tarla: ALABOZ
Ekilecek küçük soğan: ARPACIK
Ekilecek soğan: GISKA
Ekilecek tohum: BİDER
Ekilecek toprağın sulandırılması: GÖNEN
Ekilen biçilen tarlada işçileri idare eden kimseye halk dilinde verilen ad: EYNERCİ
Ekilen ürünün üçte ikisi ekene, üçte biri tarla sahibine ait ortaklık: ÜÇÜRDÜM
Ekilen yer: EKENEK
Ekili bostanın bölümleri: MAŞALA
Ekili küçük araziyi sulamak ve ayırmak için kabartılan toprak: TOÇ
Ekili tarlanın yağmurdan zarar görmesi: ABOŞİMAS
Ekili yer: ÖRÜM
Ekilip biçilmeye müsait olmayan verinsiz alan: BAYIR
Ekilmeden bırakılan tarla: KEN
Ekilmeden dinlendirilmeye bırakılmış tarla: HOZAN-KEN
Ekilmemiş tarla: CEBEL-HAROS-BAYAR-GENN-BOZ-HOZAN
Ekilmemiş tarlayı düzeltmek, sürgülemek: AYALAMAK
Ekilmeyen boş tarla: GENN
Ekilmiş tarlada ekinin yeşermediği yerler: ALACALIK
Ekilmiş tarlalar arasında, ekilmemiş boş tarla: FİREZ
Ekilmiş tarlayı düzleyen tapanın arkasına takılan dallı, saçaklı ağaç: CAC
Ekim ayında olan armut türü: İSTAVRAT
Ekim öncesi ekime hazır olmayan tava gelmemiş hafif çamurumsu toprak: DIKIZ
Ekim ve dikimde kullanılan, bir tarafı çatallı diğer tarafı kürek şeklinde küçük bahçe aleti: ÇİPİN-ÇEPİN-TİRPİTİN
Ekime elverişli olmayan, taşlı, kumlu toprak: KAYRAK
Ekime elverişsiz toprak: SAY
Ekimi yeni biçilmiş tarla: FİREZ
Ekin arpa saplarının kalın kısmı: KESMİK
Ekin bekçisi: BENVAN
Ekin biçen, ırgat: EKİNCİ
Ekin biçenlerin oluşturduğu sıra: ÖNER
Ekin biçerken başakların deste halinde bir araya toplamak için ayağa takılan çıtlık otundan yapılmış araç: AYAKCA
Ekin biçerken iznenen yol: EĞNEL
Ekin biçerken parmaklara takılan ağaçtan yapılmış aygıt: ELLİK
Ekin biçerken sıralanan işçi takımı: HON
Ekin biçerken takip edilen yol: GON
Ekin biçildikten sonra tarlada kalan kısmı: HOZAN
Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap: ANIZ
Ekin biçilen büyük orak: KOSA
Ekin biçilirken saptan dökülerek ertesi yıl kendiliğinden çıkan seyrek ekin: ALAVAZDA-ALAZA
Ekin biçimi sırasında tarlada kalan dağınık ekinti sapları: CALAZ
Ekin biçme aracı: ELCEK
Ekin biçme zamanı: ORAK
Ekin bitkilerinin biçilince tarlada kalan kısmı: SELAKAP
Ekin çuvalı: MEŞİK
Ekin demedi: PURNAT-PIRNAT
Ekin demetlerini yükseğe atmaya yarayan yaba: ATKI
Ekin destelerinin döğülmek üzere daire veya dizi şeklinde yığılmış hali: BİLENZİK
Ekin destelerinin patosa verilmek üzere yapılan yığını: ŞELEK
Ekin evleği: ÇIKIM
Ekin içinde yetişen yabani ot tohumu: ACIMIK
Ekin kaldırılan tarlayı ilkbaharda sürme zamanı: AKTARMA
Ekin kökü: ANIZ
Ekin sapından yapılan ip: KEM
Ekin sulayıcı, sulayan: BAHİR
Ekin tarlaları arasında ekilip sürülmemiş oyu bol olan yer: BOR
Ekin tarlalarında biten ve morumsu renkte çiçekler açan zararlı bir bitki: KARAMUK
Ekin tarlalarında kendiğiliğinden yetişen ve sığrılara yedirilen bitki: LAMSAN
Ekin tarlalarında kendiliğinden yetişen ot: MAÇIR
Ekin tarlası: CAHDEM-KİŞT
Ekin ve ot biçerken önde giden kişi: HOZAN
Ekin yığını: TÖMEK-RAMAS
Ekin yığınlarını yağmurdan korumak için yığının üst tarafına yapılan hilal şeklindeki cetvel: AKAN
Ekin yiyen, yaban ördeği büyüklüğünde bir çeşit kuş: ANIT
Ekin, harmandan alınan buğday: AKIN
Ekin: FİREZ-KİŞT
Ekinci, çiftçi, toprağı işleyip ekin eken: HARRAS
Ekinde öndeki öküzlerin boynuna oturan çocuk ve bağlanan taş: HOTAK
Ekinden elde edilen ürün, zahire: GALLE
Ekine elverişli olmayan tarla: BUR
Ekini biçilip kaldırılmış tarla: KOZAN
Ekini hasat etmek: ORAMAK
Ekinin kök kısmındaki filizler: BACAK
Ekinin özellikle arpanın yeşermiş hali: GASIL
Ekinin yeşil ve küçük hali: GÖCEK
Ekinler biçilirken tarlaya dökülen tanelerden ertesi yıl kendiliğinden yetişen ekin: HALAZA
Ekinlerde başak: KELLE
Ekinlerde hastalığa yol açan bir tür böcek: KIMIL
Ekinlere zararlı bir böcek: BAMBUL
Ekinlerin arasında biten sarı çiçekli bir ot: URUŞKUN
Ekinlerin biçilip dövülmesi, hasat: DEYİRGİ
Ekinlerin büyümesine başak tutmasına engel olan bir hastalık: LOK
Ekip gereçleri: EKİPAJ
Eklektik: SEÇMECİ
Eklem ağrısı: ARTRALJİ
Eklem bacaklılarda bulunan özel solunum kanalları: TRAKE
Eklem bacaklıların vücudunu oluşturan yan yana dizi parçalardan her biri: BÖLÜT
Eklem boşluğunda kan toplanması: HEMARTROZ
Eklem kemiklerinde bozukluklar yapan eklem iltihabı: OSTEOARTRİT
Eklem romatizması: ARTRİK
Eklem: BIKANAK-JOİNTEN-AN
Eklembacaklıların ve kabukluların örteneğini oluşturan, dayanıklı ve esnek organik madde: KİTİN
Ekleme veya düzeltme işlemlerine gerek olmaksızın çalışan bir sistem: TRUNKEY
Eklemin belli bir yönde hareketini sağlayan kas: AGONİST
Eklemlenme: ARTİKÜLASYON
Eklemlerde bulunan makara biçimindeki oyuklu kemik: BEKRE
Eklemlerdeki ağrılı hastalık: ARTRİT
Eklemleri inceleyen anatomi dalı: ARTROLOJİ
Eklemlerin içinde kıkırdaklarca meydana getirilen yabancı madde oluşumuyle sonuçlanan eklem hastalığı: OSTEOKONDROMATOZ
Eklemlerle ilgili tüm ağrılar: ARTRALJİ
Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark yada zincirle donatılmış kazı makinesi: EKSKAVATÖR-KAZARATAR
Eklemli iki koldan oluşan ve bir cismin boyutlarını bir çizim üzerine aktarmaya yarayan ölçü aleti: KUMPAS
Eklendiği bir kelimeye yeni anlamı kazandıran bir önek: NEO
Eklentiler: MÜŞTEMİLAT
Ekler"e benzer bir tür pasta: PROFİTEROL
Ekmeğe sarılan bez: ÇIKI-ÇIKIN
Ekmeğe sürülen susam türü yiyecek: KIYMAN
Ekmeği fazla doğranmış yoğurt: DIKMAÇ
Ekmeği fırına sürmede kullanılan tahta araç: PİŞİRGEÇ
Ekmeği koymaya yarayan dört gözlü sandık: SARPIN
Ekmeği pişirirken fırına atılan ilk odun: YALANTU
Ekmeği süt, ayran ya da yoğurt içine doğrayarak yapılan yiyecek: DOĞRAMAÇ
Ekmeği tandırdan çıkarmaya yarayan ucu eğri demir: EGİŞ
Ekmeği ufalayarak yağda kızartma: OYMAÇ
Ekmeği ve yemeği yapaılan bir mantar çeşidi: CİNCİLE
Ekmeği veya hamuru ince kırıntılar haline getirdikten sonra yağ, peynir ve yumurta ilavesiyle yapılan bir cins yemek, un çorbası: OĞMAÇ
Ekmeğin içine konulan peynir, zeytin türü yiyecekler: GATACAK
Ekmeğin şekil verildiği tahta: YASLIYAÇ
Ekmeğin sivri kısmı: TOMBAK
Ekmeğin ufalanıp içine yumurta ve yağ karıştırılmasıyla elde edilen bir yiyecek: YAĞLAMA
Ekmek arasına peynir vb. konularak hazırlanan yiyecek: DÜREMEÇ
Ekmek aşı: DÜĞMEÇ
Ekmek çevirmeye yarayan alet: EVŞÜN-EŞÜN
Ekmek çevirmeye yarayan kürek: ANTİREÇ
Ekmek doğranmış yoğurt: DORAMBAÇ
Ekmek dürümü: DOGO
Ekmek ezmesi: HOŞMEK
Ekmek fırınının külünü, kömürünü temizlemekte kullanılan, ucunda bez takılı sopa: SÜNGE
Ekmek hamurunu taşımaya yarayan oluklu tahta: SARPIN
Ekmek içi, ceviz, zeytinyağı, sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze: TARATOR
Ekmek içi: MİŞLUK
Ekmek kabuğu: KEİNÇ
Ekmek kırıntıları ile yapılan çorba: ZERİNE
Ekmek kırıntılarına batırılmış deniz mahsulleri, sebze veya mantarların tavada kızgın yağ ile kızartılması ile yapılan bir Japon yemeği: TEMPURA
Ekmek kırıntılarından yapılan çorba: ÖVELEME-ZERİNE-KARIŞTIRMA
Ekmek kırıntısı: TİRMATA-TUMUL-UFANTİ-SUMUL-TOVAL-SURMUL-TOHLİ-TOVAL
Ekmek konulan çubuktan örülmüş sepet: GANDAL
Ekmek konulan gözlü tekne: BİNEYİT
Ekmek ovularak yapılan yiyecek: UĞMAÇ
Ekmek parçası, lokma: BANAK-BARAK
Ekmek pişirilen kap: BİLEKİ
Ekmek pişirirken fırına atılan odun: YALAP
Ekmek pişirirken kullanılan hamurların konulduğu tahta araç: TEPUR
Ekmek pişirirken kullanılan sopa: BİŞİRGEÇ
Ekmek pişirirken, tandıra hamuru yapıştırmaya yarayan, üzeri minderli tahta alet: RAPAT
Ekmek pişirme maşası: PATAT
Ekmek pişirmede kullanılan küçük demir kürek: EVŞEN
Ekmek pişirmede kullanılan, topraktan yapılan araç: PİLEKİ
Ekmek sacı: SEL
Ekmek sarılan bez parçası: ÇIKI
Ekmek tatlısı: PAPARA
Ekmek teknesi: GOBİ
Ekmek torbası: DAĞARCIK
Ekmek ufağı: TİKE
Ekmek ve yağla yapılan bir çeşit yemek: DÖĞMEÇ
Ekmek vs.sarılan bez: ÇIKIN

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:46
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
İleti 
Ekmek yada pasta yapımında kullanılan geniş tepsi: GIYLİ
Ekmek yaparken üzerine un konulan büyük ve kalın bez: İTEE-İTAĞİ
Ekmek yapılan tahtaya veya beze atılan un: UFRA
Ekmek yapılan taştan kap: PELEKİ
Ekmek yapılan teknenin içine yapışan hamurları kazımakta kullanılan tahta araç: ISKIRAN
Ekmek yapılırken, hamurun açılması için yanına konulan un: UĞRA
Ekmek yapımında hamurun batırıldığı un: UNRA
Ekmek yapımında kullanılan başaklı bitki, tahıl: ÇAVDAR
Ekmek yapmada kullanılan toprak çanak: ÇEREPENE
Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaya göre belirlenen gerekli karışım oranı: PAÇAL
Ekmek yapmaya yarayan yassı alet: İREPATA
Ekmek yoğrulan bakır tekne: SAĞRA
Ekmek, kurukıyma, salça ve su ile yapılan yemek: POPARA-PAPARA
Ekmek, peynir gibi organik maddelerin üzerinde, nem ve ısının etkisiyle oluşan, çoğu yeşil renkli mantar: KÜF
Ekmek, yağ, tahin ve pekmezle yapılan bir yiyecek: YAĞIMCUR
Ekmek: NAN
Ekmekçi dükkanı: MAHBEZ
Ekmekçi fırını: FÜRUN
Ekmekçi, sütçü gibi esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttuklarıağaç dalı: ÇETELE
Ekmekten küçük kalınca lavaş ekmeği: EKŞİLİ
Ekolojide, bir canlının varlığını sürdürebildiği yaşama ortamının en küçük birimi: NİŞ
Ekonomide ''değiş tokuş, takas'' anlamında kullanılan terim: TROK
Ekonomide durgunluk: RESESYON
Ekonomide sık olarak kullanılan ve belirli amaçlara bağlı olarak bir değişkenin alabileceği en iyi değeri ifade eden kavram: OPTİMAL
Ekonomide, destekleme: SÜBVANSİYON
Ekonomide, durgun şişkinlik: STAGFLASYON
Ekonomide, ek faiz ödememe durumu: TEMERRÜT
Ekonomik alanda kendi kendine yeterli olmaya yönelen bir ülkenin rejimi: OTARŞİ
Ekonomik bunalım içinde bulunduğu XVI. ve XVII. yüzyıllarda Anadolu'da ayaklanma çıkaranlara verilen genel ad: OELALİLER
Ekonomik değerini gözetmeksizin çalma kompulsiyonu: KLEPTOMANİ
Ekonomik durgunluk içinde fiyat artışı: STAGFLASYON
Ekonomik hayatın canlılığını kaybetmesi: RESESYON
Ekonomik imkanları harekete geçirme: SEFERBERLİK
Ekonomik sistemde köklü reformlar istenmesi: RADİKALİZM
Eksen: MİHVER-AKS-ORDİNAT
Eksenden uzak, eksen dışı: ABAKSİYAL
Eksenleri üzerinde dakika ve saat ibarelerini taşıyan dişli çarklar dizisi: MİNÜTÖRİ
Ekşi ayran veya yoğurtla yapılmış un çorbası: HERLE
Ekşi bir kiraz çeşidi: MARASKA
Ekşi hamurdan pişirilerek sirkeye konulan ve turşu olarak kullanılan bir gıda maddesi: ABKAME
Ekşi meyvalardan yapılan marmelat: KORAVA
Ekşi muşmula: ALIÇ
Ekşi nar: LÜFFAN
Ekşi olmayan limon: LİMİ
Ekşi tatlı arası, mayhoş: NUZ
Ekşi yapraklı bir çeşit çalı kökünden kaynatılarak yapılan ve göz ağrılarına iyi gelen bir bitki ilacı: AZVAY
Ekşi yoğurt: KARIS-ŞIRKA
Eksi: NAKIS
Eksik ölçü: AUFTAKT
Eksik yanı olan, tamamlanmamış, kısa: GÜDÜK
Eksik, noksan: NAKIS
Eksik, tamamlanmamış: NATAMAM-KEM
Eksikliği Parkinson hastalığına yol açan azotlu organik bileşik: DOPAMİN
Eksiklik, kusur: NAKISA-AĞMAN-HAZA-DEFEKT-AVRET
Eksiklikler, noksanlıklar: NEKAİS
Eksiksiz olarak, bütünüyle: KAMİLEN-HAZA
Ekşimemiş hamur: PAGAÇ
Ekşimik: KESİK
Ekşimiş mayalı hamurun yağda kızartılmasıyla yapılan yiyecek: BİŞİ
Ekşimiş üzüm suyu: SİRKE
Ekşimiş, bozulmuş yemek: BABIRIK
Ekşitilmiş yoğurt veya ayran: İLİKME
Ekvador'da bir akarsu: CAYAPAS
Ekvador'da bir il: IBARA
Ekvador'da yaşayan etnik bir grup: KEÇUVA
Ekvator Afrika’sında kıyı ırmağı: MUNİ
Ekvator Afrika’sında ve Güney Afrika’da yaşayan küçük antilop: GİB
Ekvator Afrikası’nda, Gabon’da bir çay: ALİMA
Ekvator Afrlkası’nda çay: AUK
Ekvator bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı: ANONA
Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad: SELVA
Ekvator Gine’sinde bir ada: PAGALU
Ekvator kuşağında geniş çayırlara verilen ad: SAVANA
Ekvator para birimi: SÜKRE
Ekvator: EŞLEK
Ekvatoral iklim bölgesi evresinde görülen, yazları yağışlı geçen iklim tipi: SAVAN
Ekvatorun güneyinde, Avustralya'nın da kuzeydoğusunda kalan güneybatı Pasifik adaları grubu için kullanılan kolektif isim: MELANEZYA
Ekzama: MAYASIL
El açıklığı, cömertlik: SAHAVET
El alıştırma: MEŞK
El ayak yıkanan yer: SULUKDAŞI
El ayası ve parmaklarda bulunan çizgi ve işaretlerin incelenmesine verilen ad: KİROGRAFİ
El ayası, avuç içi: TABANÇE-FAKAHAT
El ayasında çıkan çıban: ARF
El ayasıyla vurmak: LATH
El bezi: SÜRGÜÇ
El büyüklüğünde küçük ekmek: ADAK
El çabukluğu, hokkabazlık: ŞABEZE
El çırpmak: KARŞMAK
El darlığı: ISNAKAT
El değirmeni taşları arasındaki küçük tahta: SİBEK
El değirmeni: ELTAŞI-ŞORAMİL-ŞROMBİL-TAŞKAYA
El değirmeninde çekilmiş mısır ve yoğurtla yapılan yemek: KORKODA
El değirmeninde öğütülmüş buğdayın unu: GÖCE
El değirmeninin ortasına iki taşın arasına konulan, taşların sürtünmesini önleyen küçük tahta parçası: GERMÜCEK
El değmemiş, bakire kız: AZRA
El dokuma tezgahının, inip kalkan iki uzun ağaç parçasından oluşan ve tezgahın ortasına yerleştirilerek üzerine gücü çerçeveleri takılan bölüm: MAYMUNCUK
El dokuma tezgahlarında kullanılan tek atmalı düğüm şekli: SİNE
El dokuma tezgahlarında, tefe arkasına yerleştirilen ve bir geçit tampon vazifesi gören, ağaçtan yapılmış ince lama: KLAKET
El dokuması yün veya çaputtan yapılmış yer yaygısı: HABA
El dokuması yünden yapılan üst giyeceği: ABAYİ
El emeği: GALLE-AKTI
El falı: KİROLOJİ
El feneri ampulü: CAMPİL
El feneri: LUMBİKA
El gergin olarak açıkken başparmak ile işaret parmağının arasındaki mesafe: SÜNGÜÇ
El güçüyle çalışan ve eskiden bulgur ve yarma yapmak için kullanılan küçük değirmen: ELTAŞI
El havlusu: PEÇKİR-PEŞKİR
El içi büyüklüğünde, undan yapılan kıvrımlı hamur tatlısı: DİBİLE
El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç: KOPANAKİ
El ile çevrilen bileği taşı: KÖSTÜRE
El ile dokuma: PEMAS
El ile dokunarak duyma: LEMİS
El ile dokunma: MİSAS
El ile ekin yolmak: KAVRAMAK
El ile tutma, kavrama: KABZ
El ile yapılan kalın, seyrek dikiş: OYULGA
El ile yoğrularak yapılan yiyecek: YOĞMAÇ
El ile yoklama: CES-CESS
El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi: KANAVİÇE-KANAVA
El kadar yassı bir taşı, tek ayakla sekip kaydırarak oynanan çocuk oyunu: KAYDIRAK
El kapısı: MUĞANNET
El kitabı: MANUEL-İCALET
El kol hareketleri ile birlikte yapılan bir tür hızlı dans: MAKARENA
El kürkü: MANŞON
El matkabı: BURGU-DRİL
El örgüsü iplik: DIRMAÇ
El örgüsü yarım çorap: EDÜK
El Salvador'un ortagüney kesiminde göl: İLOPANGO
El sanatlarında motifleri oluşturmakta ve birleştirmekte kullanılan uzunca bir ip parçası bırakılarak hazırlanmış düğümlü ilmeğe verilen ad: ZÜREFA
El sırtının öne ve içe dönme hareketini sağlayan kas: PRONATOR
El tezgahında dokunan basit kilim: CECİM
El tezğahında dokunan beyaz bez: BİRMAN
El ucundan göğse kadar olan uzunluk ölçüsü: KULAÇ-GULAÇ
El üstünde oluşan kir: TONGRA
El ve ayağın baş parmağı: İPHAM-İBHAM
El ve ayak yıkamada kullanılan, ortası dar ve çukur, kenarları geniş kap: AYAKÇAĞU
El ve ayakları doğrudan doğruya gövdeye yapışık olan, kol ve bacak kısımları bulunmayan ucube: FOKOMEL
El ve parmak kemikleri: SÜLAMİYAT
El veya ayak parmaklarının olmaması durumu: ADAKTİLİ
El ya da ayakları uyuşmak: BUCULAN
El ya da baş ile yapılan işaret: İŞMAR
El yakacak kadar sıcak: İSTİ
El yapımı bakır sini: DEYİRMİ
El yazısı çok güzel olan sanatçı: HATTAT
El yazısı uzmanı: GRAFOLOG
El yazısından yazarın karakter ve duygularını anlamayı amaç edinen çalışma, yazı bilgisi: GRAFOLOJİ
El yazması kitapların sekiz sayfadan oluşan bölümlerine verilen ad: KÜRRASE
El yazması kitapların sonuna güveden koruyacağına inanılarak yazılan ve tılsımlı sayılan sözcük: KEBİKEÇ
El yazması Kur'an'larda ayetlewr arasına konulan kırmızı noktalar: SECAVENT
El yıkanırken altına konan bakır kap: LENGENE
El yordamı ile: ELAVINA
El, göz ya da baş ile yapılan işaret: İŞMAR
El, kol gibi organların düzenli hareketleri yapabilme yetersizliği: APRAKSİ
El, kol uzunluğu: ZİRA
El, kolun bilekten aşağı kısmı: AL
El: DEST
Elam krallığının başkenti: SUS
Elasttikiyeti arttırmak için kumaşa örüm esnasında ilave edilen Dupont patentli sentetik lif: LYCRA
Elazığ bölgesinde kullanılan bir tür kahve: ÇEDENE
Elazığ halayına verilen ad: KEÇİKO
Elazığ ilinde bir baraj: CİP
Elazığ ilinde MÖ.V.bin yıla tarihlenen bir höyük: TÜLİNTEPE
Elazığ ilinde, doğal güzelliğiyle tanınmış bir göl: HAZAR
Elazığ ilinde, tunç çağına ait buluntularıyla ünlü höyük: İMİKUŞAĞI
Elazığ ın eskiadı: ELAZİZ
Elazığ ve Diyarbakır yörelerine özgü, çökelekle yapılan bir tür gözleme: PATİLE-PATİLA-PATALE
Elazığ yakınlarında bulunan bir antik kent: HARPUT
Elazığ yöresinde yetiştirilen ve kaliteli bir kırmızı şarap veren üzüm cinsi: ÖKÜZGÖZÜ
Elazığ yöresinde, cevizin üzüm suyundan yapılan bir bulamaça batırılması ile yapılan bir yiyecek: ORCİK
Elazığ yöresine özgü bir tür börek: DOLANGER
Elazığ'da yetişen ve şarap yapımında kullanılan kırmızı üzüm çeşidi: BOĞAZKERE
Elazığ'ın Sivrice yakınlarında, kayak merkezi olan dağın adı: HAZARBABA
Elbe ile Oder nehirleri arasında, daha sonra da Ren Nehri kıyılarında yerleşmiş Cermen halkına verilen isim: LOMBARDLAR
Elbe'nin Çekçe adı: LABE
Elbezi: TEHNE
Elbise astarı olarak kullanılan parlak pamuklu kumaş: MOLESKİN
Elbise çamaşır: ALIK
Elbise kolanı: AŞIRTMA
Elbise plesi: BÜZGÜ
Elbise sandığı: ATİDE
Elbise temizleyicisi: KOLACI
Elbise yakası: GİRİBAN
Elbise yapımında kullanılan bir cins havsız İngiliz yünlü kumaş: DÜRUVA
Elbise, çamaşır” anlamında eski sözcük: CAME-GEYGİ
Elbise, korsaj, masa örtüsü ve peçete yapımında kullanılan çok aprelenmiş ince pamuk muslin: ORGANDİ
Elbisede bir tür kol kesimi: JAPONE
Elbiselerdeki dikişli kıvrımlara verilen ad: PASTA
Elbiselerin eteklerine süs olarak dikilen bir çeşit kenar veya pervaz: ALAŞIK
Elbiselik ve döşemelik olarak kullanılan bir tür ipekli kumaş: PAN
Elbisenin bazı kesimlerini düzgün tutmak için kumaşla astar arasına konulan kolalı bez: FODRA
Elbisenin dikiş yerinden eskiyerek incelmesi ve açılması: DARAZIMAK
Elbisenin dikişlerini sökmek: FATK
Elbisenin dış yüzü: EVRE
Elbisenin kollarına pis olan şeylerin bulaşmaması için giyilen lastikli koruyucu: KOLCUK
Elbisenin tozunu silkeleme: NEFZ
Elbisenin, yaka, kol, tek çevresine kendi kumaşından veya başka kumştan geçirilen ince kısım: BİYE
Elbisi eteği: PEŞ
Elçi atanma yazısı: AGREMAN

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:46
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
Elçi, aracı kadın: ÇAŞOT
Elçi, aracı: ELBİR-RESİ
Elçiliğe bağlı uzman: ATAŞE
Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili olan görevli: KANÇILARYA-KANÇILAR
Elçilik veya konsolosluklarda çalışan koruma memuru: KAVAS
Elçiliklerde, konsolosluklarda yazıve evrak işlerini yürüten görevli: KANÇILAR
Elde bulunan şey: VAR
Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran değirmen biçiminde bir çocuk oyuncağı: ÇAKILDAK
Elde çıkan çıban, temru: DEMİRAVİ
Elde çıkan sivilve: KOZA
Elde deriden yaplımış bir tür ayakkabı: ÇAPULA
Elde dokunan büyük çuval: HARAR
Elde dokunmuş çuval: TAY
Elde edilen sonuc: MUHASSALA
Elde edilen, hasıl olan şey: MAHASAL
Elde edilmiş, kazanılmış: MÜKTESEP
Elde ip eğirmek için kullanılan tahtadan yapılmış alet: TERŞİ
Elde kesilen makarna: MAKARLAMA
Elde omuzda, kucakta taşınmak üzere hazırlanmış eşya çıkını: BUG
Elde taşıması kolay, dal budamaya elverişli küçük balta: DEHRE
Elde taşınabilir küçük çanta: VALİZ
Elde veya makinede çaprazlanan dişlerin eğimini denetlemede yararlanılan yardımcı alet: ÇAPRAZÖLÇER
Elde veya makinede işlenmiş süslü şerit: FİSTO
Elde yapılan ince kadayıf tatlısı: TELTELİ
Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme: APLİKASYON
Elden ayaktan düşmüş, çok yaşlı: KÜKÜM
Elden çıkma, yitme: FEVT
Eldiven ve giysi yapımında kullanılan bir tür yumuşak deri: NAPA
Eldiven, kayış vs. gibi şeyler yapılabilen tabaklanmış deri: CİR
Eldiven: GLOVE-TATMAN-ELLİK
Ele avuca sığmaz: UÇARI
Elebaşı: SERGERDE
Elek üstünde kalan işe yaramayan kısım: KEVÜK
Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler: İRİNTİ
Elek, kalbur: GIRBAL-SIRBAL-ŞADARA
Elekte ortada toplanan ot tohumu, saman ve toprak: ÇEVRÜNTÜ
Elekten geçirilmiş maden kömürü: KRİBLE
Elektirikçilikte "üçfazlı" anlamında kullanılan terim: TRİFAZE
Elektra’nın erkek kardeşi: ORESTES
Elektrik akım şiddetini el ile çevirerek ayarlayan anahtar: REOSTA-DİMMER
Elektrik akımını veya ısıyı ileten maddeler, iletkenler: NAKALE
Elektrik akımının yeğinliğini azaltıp çoğaltmaya yarayan aygıt: REOSTA
Elektrik ampullerinden akım geçtiğinde, akkor duruma gelen ince iletken tel: FİLAMAN
Elektrik donatımında kullanılan ve bağlantıları yerleştirmeye yarayan yuva: BUAT
Elektrik enerjisinin bir başka enerjiye dönüştürülmesi: ÇEVRİM
Elektrik motor ya da dinamolarında devinimli bölüme verilen ad: ROTOR
Elektrik ocağı üstünde ısıtılarak baskının kabartılması: RÖLYEF
Elektrik şarteli: ASFALYA
Elektrik sıgası birimi: FARAD
Elektrik tesisatında lamba veya fiş konacak kolların her biri: SORTİ
Elektrik ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji: MOJENERASYON
Elektrik veya dizel motor tahrikli çeşitli tonajlarda yük kaldıran ve taşıyan araç: FORKLİFT
Elektrik yükü bulunmayan büyük kütleli temel parçacı(fiz.): ZETA
Elektrikçilikte "üçfazlı" anlamında kullanılan terim: TRİFAZE
Elektrikli bir mıknatısın manyetik alanıyla indüklenen elektrik üreteci: MANYETO
Elektrikli bir oyun makinesi: TİLT
Elektriksel kapasite: SIĞA
Elektriksiz el matkabı: BURGU
Elektrikte çözümleyici: ANALİZÖR
Elektroensefalografi’nin kısaltması: EEG
Elektroliz yoluyla yapılmış resim klişesi: GALVANO
Elektromagnetik sistemde magnetik alan şiddeti birimi: OERSTED
Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri: PARTİKÜL
Elektrondan ağır, protondan hafif bir atom cisimciği: MEZON
Elektronik devrelerin matematiksel yolla çözümlenmesi: ANALİTİK
Elektronik ile ışık ışınımları arasındaki bağıntıları inceleyen fizik dalı: OPTOELEKTRONİK
Elektronlardan birkaç yüz kez daha ağır ve etkinliği protonlardan on kez daha yeğin olan temel parçacık türü: MEZON
Elektronları hızlandıran elektromanyetik bir araç: BETATRON
Elektronun yüküne eşit pozitif bir yük taşıyan, hidrojen atomu çekirdeği: PROTON
Elektrostatik olaylardan yararlanan temasız baskı usulü: ONSET
Elele tutuşularak ve şarkılı olarak oynanan halka oyunu: RONGE
Elementler: ANASIR
Elementleri altına çevirmek isteyen bir uğraş alanı: ALŞİMİ
Elemler: ALAM
Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur: DÜĞÜ-DÜYÜRCÜK
Elenmiş killi toprak: ÖLLÜK
Eleştirel düşünceyi üreten eğitici tiyatro: EPİK
Eleştiricilik: KRİTİSİZM
Eleştirmek: YERMEK
Elezer: SADİK
Eli alnına götürerek selamlama işareti yapma: TEMENNA
Eli ev işne yatkın, kadın işi yapabilen erkek: ALİKIZ
Eli işe yatkın, becerikli kimse: OLÇUM-UZ
Eli kurulamak için kullanılan mendil: YAĞLIK
Eli sıkı, cimri: NEKES-PEKLİK
Eli şişkin, iri ve kısa olan: KLAVİMAN
Eli uğurlu: AKEL
Eli ya da ayağı sakat olan kimse: ÇOT-ŞOT
Elik keçisi: KARACA
Elin iç tarafı: AYA-AVUÇ
Elin orta parmağının geriye bükülmüş şekliyle yapılan vuruş: TISKA
Elin orta parmağıyla vurulan fiske: TİNDİRİK
Elin sıkıldığı zaman acı duyma hassasiyetine verilen ad: KİRALJİ
Elin yumruk yapılarak baş parmağın aradan çıkarılması: MEŞŞİK
Elinde bulunduran, üzerinde taşıyan: HAMİL
Elinde olanla yetinen, doygun: MÜSTAĞNİ
Elinden bir iş gelmeyen, beceriksiz kimse: ELAVA
Elinden iş geldiği halde yapmayan, savsaklayan, tembel: PAHAL-PAHOL
Elinden iş geldiği halde yapmayan, savsaklayan: PAHAL
Elinden iş gelmeyen, beceriksiz ve ağır davranışlı kimseye halk arasında verilen ad: LONGUR
Elinden iş gelmeyen, beceriksiz: ELGALEM
Elinden pek iyi iş gelmeyen beceriksiz: ÇOYNAK
Eline ayağına çabuk, gücü kudreti yerinde ve hareketli: DİVRİKİ
Eline, ayağına çabuk, çevik, atik: ÇALAK
Elips şeklinde: ELİPTİK
Elişi yapılan tığ: MİL
Elle açılmış hamur: GİLİK
Elle bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç: KOPANAKİ
Elle demet haline getirilmiş mısır sapları destelerinden oluşan yığın: ÇUĞUL
Elle dikerken atılan bir dikiş: ÇAPLİ
Elle dokunularak yapılan muayene: PALPASYON
Elle döndürülen, topaç biçiminde çocuk oyuncağı, fırıldak: FIRDÖNDÜ
Elle örülerek yapılan yassı halat: KALÇETE
Elle örülerek yapılmış kalın ip: ÖRME
Elle sürülen, hafif, küçük çocuk arabası: PUSET
Elle yapılan barınak: KOM
Elle yapılan kalın,seyrek,gelişigüzel dikiş: OYULGAMA-OYULGA
Elle yapılan seyrek dikiş: EYELTİ
Eller: EYADİ
Ellerde, parmaklarda hiçbir sakatlık olmamasına karşın ruhsal nedenlerle yazma yetisini yitirme: AGRAFİ
Elleri ile sarsmak: AVKALAMAK
Elleri soğuktan korumak için kullanılan astarlanmış kürk, el kürkü: MANŞON
Ellerin ve parmakların sürekli ve kendiliğinden hareketi: KARFOLOJİ
Ellerinde küçük birer tapınak taşıyan Mısır heykelleri: NAOPHOROS
Elli iki kâğıtlık iki deste ile ve iki kişi arasında oynanan bir iskambil oyunu: KRAPET
Elli ikilik bir desteyle oynanan bir iskambil oyunu: KİNG
Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu: FİTİL
Elli örülerek yapılmış yassı halat: KALÇETE
Elli şilinlik tahıl ölçeği: MUT
Elli yaşına doğru başlayan yaşlılık öncesi bunama hastalığı: ALZHEİMER
Ellin iç kısmı, aya: AVCUK
Elma armut gibi meyveler: POME
Elma armut gibi meyvelerin küçük ve ham olmayanları: MUNBAR
Elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü: EŞELEK
Elma bahçesi: ALMALUK-ALMALIK
Elma gibi meyveleri ikiye bölmek: ŞAKLAMAK
Elma gibi meyvelerin kurutulmuş hali: TAŞUT
Elma kasası: SANDIK
Elma kurusu: GAH-SOYMACA
Elma şarabı: CİDER
Elma ve armut artığı: KEMÇÜK
Elma yanaklı: ALMAKAY
Elma, armut çöpü: KİNSİ
Elma, armut, erik gibi meyvelerde bulunan bir asit türü: URSORİK
Elma: MİLA-SİB
Elmanın artığı: KESMÜK
Elmanın çöpü: ÇOT
Elmas gibi bazı değerli taşların taklidine verilen ad: STRAS
Elmas, yakut gibi değerli taşlar, mücevher: CEVAHİR
Elmas,zümrüt vs değerli taşların tartısında kullanılan 2 desigramlık ölçü birimi: KIRAT-KARAT
Elmasın tıraş edilmiş yüzlerinden her biri: FAÇETA
Elmastan sonra en sert mineral: KORİNDON
Elmaya benzer meyvası olan küçük bir ağaç: ALMACIK
Elverişli bir durumu ve zamanı değerlendirmeme, elden kaçırma: İFATE
Elverişli egzersizlerle hafızayı geliştirme sanatı: MNEMOTEKNİ
Elverişli, kolay, uygun, kestirme: AMELİ
Elverişsiz durum, engel: HANDİKAP
Elyaf: FİBRE
Elyazması kitapların sonuna, güveden koruyacağına inanılarak yazılan ve tılsımlı sayılan sözcük: KEBİKEÇ
Elyazması veya basılı şarkı derlemesi: ŞANSONİYE
El-yüz yıkanan ağaçtan yapılan tezgah: ŞANIŞIR
Emanet bırakılmış şey: MUDA
Emanet etme: TEVDİ
Emanet: VEDİA-İNAM-ERETİ
Emaye kap: ÇİNKOV
Emayla kaplı: EMAYE
Embriyo gelişimi sırasında meydana gelen iç tabaka: ENDODERM
Embriyo gelişiminde, embriyonik hücrelerin oluşturduğu, ortası sıvıyla dolu hücresel yapı: BLASTULA
Embriyoda bulunan genç hücreler: BLOSTOMER
Embriyon, rüşeym: OĞULCUK
Embriyonik gelişiminin çok erken bir evresindeki embriyoya verilen isim: MORULA
Embriyonun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu: FETÜS
Embriyonun gelişmesi sırasında gastrula evresinde meydana gelen deliğin dışarıya açıldığı açıklık, ilk ağız: BLASTOPOR
Emeğin temel değer olarak kabul edildiği toplum: ERGOKRASİ
Emek ve para harcamadan: AÇIKTAN
Emekçi topluluğu: PROLETARYA
Emekçilerden oluşan toplumsal sınıf: PROLETARYA
Emekleyen çocukların yürümesine yardımcı üç tekerlekli oyuncak araba: KANICAK
Emekli olan Yeniçerililerin Ulufe defterindeki verildikleri ad: MÜTEKGİT
Emekli: ALA-TEKEVÜT
Emekliye ayrılacak seğirdim ustaları arasındaki aşçıların kendilerine sermaye toplamak için yapıp dağıttıkları üç köşeli bir çeşit kıymalı börek: KAHİ
Emeller, istekler: AMAL
Emilim: ABSORBSİYON
Emilimin bozuk oluşu: MALABSORBSİYON
Emilme: REZORBSİYON
Emir: YUMUŞ
Emirler, beyler'': ÜMERA
Emirler: UMUR-EVAMİR
Emirlik, beylik: EMARET
Emme, emerek çekme, soğurma: İMTİSAS-MAS
Emme, soğurma: MAS
Emmeç: ASPİRATÖR
Emniyet kiliti: FLAM
Emniyet yayı: SUSTA
Emniyet, güven, korkusuzluk'' anlamlarında eski sözcük: EMN
Emniyetle ateş etmek için sur duvarlarında açılan dar mazgal deliği: BARBAKAN
Emsalleri arasında en üstün ve en önde gelen: BAŞAT
Emzik: SOMRUK-İBİK
Emzikli şişe: BİBERON

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:47
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
Emzikli su kabı: BELBELE.
Emzikli su taşıma kabı: UPRUK
Emzirme devresinde süt gelmeyişi, süt salgılanmasının olmayışı: AGALAKTİ
Emzirme: İRZA
En alt derecedeki şeyler için kullanılan sözcük: MİNİMAL
En alt düzeyde: EDNA
En aşağı kat: DEREKE
En az bir hektar büyüklükte olan orman parçası: MEŞÇERE
En az: EKAL-EDNA-LAAKAL
En azından, hiç olmassa: LAAKAL
En basit amino asit: GLİSİN
En basit konularda bile karar verip harekete geçmeyi engelleyen, hastalık derecesinde ilerlemiş irade zayıflığı: ABULİ
En beyaz: BEYZA
En büyüğü yarım kiloyu aşmayan kılçıklı küçük balıklara verilen ad: ÇİTARİ
En büyük Buda rahibi: DALAYLAMA
En büyük Filipin Etnik Gurupları'ndan biri: TAGALOGLAR
En büyük kımız bardağı: AYAK
En büyük ustası Ömer Hayyam olan, dört dizelik şiir türü: RUBAİ
En büyük, daha büyük: EKBER-ECEL-AZAM-KÜBR-KÜBRA
En çok atlarda rastlanan bir hastalık: BUAM
En çok bağlarda görülen, asalak bir mantarın oluşturduğu bitki hastalığı: MİLDİYU
En çok sessiz kalabilen kişinin kazandığı bir çocuk oyunu: ELHAP
En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi: BEN
En çok vadilerde, yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı, sarı renkli verimli balçık: LÖS
En cömert, en şerefli: EKREM
En derin nokta, dip: GAVR
En elverişli, en iyi olan: OPTİMUM
En eski Avrupa sömürgelerinde doğup büyümüş beyaz ırka mensup insan: KREOL
En eski fitilli tüfek türlerinden biri: ALAYBOZAN
En eski yer bilimsel sistem: AZOİK
En eski yüzey sertleştirme işlemlerinden biri: SEMENTASYON
En gelişmiş konuşma yeteneğine sahip papağan cinsi: JAKO
En geride kalan, başarısız anlamında kullanılan bir sözcük: KARAKA
En güzel, çok güzel: AHSEN
En ince bez astar: LİMETİ
En iri geyik: MUS
En iri kanguru türlerinden biri: EURO
En iyi, katmerli: DANİSKA
En kötü kalite malzemeyi tanımlamak için kullanılmış bir sıfat: EDNA
En küçük izci kuruluşu: OBA
En küçük patates: BEBBE
En küçük topçu birliği: BATARYA
En küçük usta çekici: MADIRGA
En önemli asbest minerali olarak bilinen,serpantinin lifli bir türü: KRİZOTİL
En önemli Buddhist kutsal metinlerinden biri: LANKAVATARA SUTRA
En önemli ve en sık görülen işeme bozukluğu: ENÜREZİS
En parlak: ENVER
En sefiller, pek aşağı: ESFEL
En şiddetli soğuk: KESER
En son merdiven: BASAKBAŞI
En son, bitiş nihayet: AHIR-HATEM-SON
En sonda, en uçta olan: EKSTREM
En tatlı: AZEB
En uç, aşırı uç, en son: EKSTREM
En ufak parça: ÇİNKE
En ünlü iki Alman destanından biri: NİBELUNGEN
En uygun: OPTİMAL
En uzun gece: YELDA
En uzun susabilen kimsenin kazandığı çocuk oyunu: ELHAP
En ve boyca büyük: BATTAL
En yüce yer: EVÇ
En yüksek değer: KEMAL
En, enine: APRAZ
En, genişlik: ARZ-ERB
Enayi: AVİL
Encümen, komisyon, komite: YARKURUL-KOMİTE
Endam, zerafet: BOSUM
Ender buluna Asya kökenli bir geyik: PERE
Ender olarak görülen, iyi huylu bir kemik tümörü: OSTEOBLASTOM
Ender rastlanan ama tehlikeli bir besin zehirlenmesi: BOTÜLİZM
Ender rastlanan, nadir: ALAGAŞ
Ender, seyrek: AZ
Endokrin sisteminin yapı, patolojileri ve tedavisi konusunda uzman kişi: ENDOKRİNOLOG
Endonezya ve Malezya’da çeşitli tiplerdeki öreniz taşıtlarına verilen ad: KOLEK
Endonezya ve Malezya’da yaşayan küçük bir manda cinsi: ANOA
Endonezya ve Surinam mutfağında kullanılan bir tür sebze karışımı: NASİ
Endonezya ve Yeni Gine’de yaşayan bazı papağanların ortak adı: LORİ
Endonezya ve yeni zelanda'da yetişen bir ağaçtan elde edilen bir tür reçine: DAMMAR
Endonezya, Malezya gibi ülkelerde hem erkek hem kadın tarafından gitilen ve etek biçiminde sarınılan uzun kumaş parçası: SARONG
Endonezya, Malezya ve Filipinler gibi ülkelerin kültürlerinde rastlanan bir bıçak türü: KARAMBİT
Endonezya’ nın Cava ve Sumatra adalarıyla güney Hindistan’ da yaygın bir tür gölge oyunu: YALAMANDAPİKA
Endonezya’da bir kent: MATARAM
Endonezya’da bir takım ada: KAİ
Endonezya’da dolmuş olarak kullanılan üç tekerlekli araba: BEMO
Endonezya’da etkin bir yanardağ: MERAPİ
Endonezya’da Sumatra adasında bir göl: TOBA
Endonezya’da takımadalar: ARU
Endonezya’da yakılarak açılmış tarlalarda yapılan göçebe tarımı: LADANG
Endonezya’da yaşayan bir hayvanın dışkısından elde edilen, dünyanın en değerli kahvesi: KOPİLUWAK
Endonezya’da yılda birkaç kez ürün kaldırılmasına olanak veren sulu,sürekli tarım: SAVAH
Endonezya’da, tarihin en büyük püskürmesine sahne olan etkin yanardağ: KRAKATOA
Endonezya’nın Java Adası’nın en yüksek dağı: SEMERU
Endonezya’nın Lombok adası yerlilerinin günde üç vakit kıldıkları namaza verilen ad: TİGA
Endonezya’nın Sumatra adasında bir bölge: ACEH
Endonezya’nın Sumatra Adasında yaşayan Müslüman bir halk: ACELER
Endonezya’ya özgü bir gölge oyunu: VAYANG
Endonezya’yı oluşturan adalardan biri: SULAVESİ
Endonezya'da yakılarak açılmış tarlalarda yapılan göçebe tarım: LADANG
Endonezya'da yapılan geleneksel öküz yarışı: KARAPAN-KERAPAN
Endonezya'da yapılan ve karanfille kokulandırılan sigara: KRETEK
Endonezya'da yaşayan bir yerli kabilenin kıldığı beş vakit namaz: LİMA
Endonezya'da yaşayan etnik bir grup: MADURA
Endonezya'da yaşayan ötücü bir kuş: İRENA
Endonezya'da yetişen, "kuyruklu biber" de denilen, bir karabiber türünün kurutulmuş meyvesi: KEBABİYE-LİDAKİ
Endonezya'da, Sumatra adasında bir göl: TOBA
Endonezya'daki Küçük Sudan Adaları içinde yer alan adalar grubu: ALOR
Endonezyalı'ların gölge oyunu: RAMAYANA
Endonezya'nın Cava Adası'na özgü bir gölge oyunu: WAYANG-VAYANG
Endonezya'nın ikinci büyük adası: SUMATRA
Endonezya'nın Sumatra Adası'nda yaşayan Müslüman bir halk: AÇELER
Endonezya'ya özgü, palmiyeden elde edilen bir içki: TUAK
Endonezya'yı oluşturan adalardan biri: BALİ
Endülüs Emevilerinde çeşitli saray ve harem hizmetlerinde görev yapan hadım edilmiş Slav kölelerine verilen ad: SEKALİBE
Eneme, iğdiş etme: BURMA
Enenmemiş erkek katır: AHTA
Enenmiş teke: SEYİS
Enez ve İpsala ilçeleri arasında bulunan göl: GALA
Enfeksiyon hastalıklarının yol açtığı yerel salgınlar: EPİDEMİ
Enfeksiyon yaratma gücü çok yüksek bir bağırsak bakterisi grubu: SALMONELLA
Engebeler, tümsekler, yüzey biçimleri: AVARIZ
Engebeli bir yerde, herhangi bir yolu geçirmek için açılmış yer: YARMA
Engel: MUZU-MANİ-KET-BEİS-MANİA-PAÇARİŞ-MİZAR-KET
Engelleme: OBSTRÜKSİYON
Engelli at yarışlarında üzerinden atlanması gereken yapay engel: BARİYER
Engerek yılanı: EFİ-FAŞKIRIK
Enginar: KENKER
Enginarda bulunan, karaciğer, safra kesesi, böbrekler ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eden madde: CİARİN
Engizisyon rahiplerinin, yakılarak ölmeye mahkum edilen hükümlülere infazdan önce giydirdikleri sarı kazak: SANBENİTO
Eni boyu kırkar mimar arşını olan alan ölçüsü: DÖNÜM
Enik: İNİK
Enikten biraz büyük köpek yavrusu: HOPAL
Enine boyuna, her yönü ile: ARİZAMİK
Enine, genişliğine: ARZAN-ARZANİ
Enir: EYGER
Enişte, güvey gibi evlenme yoluyla akraba sayılmaya başlanan kimse: SIHR
Enişte: YEZNE
Enlemesine ince fitilli dokuma: EOLİYEN
Enlemesine: ARZANİ
Enli bilezik: AKITMA
Enli çember: KASNAK
Enli eyer kolanı: TEPENGİ
Enli ok: KESME
Enli, geniş: PEHİN-PEHNA
Enli,basık gövdeli bir böcek: OMALİUM
Enok dilinde küçük meleklerden biri: ADİRE-ADOTA
Ense açıklığı: GODİLA
Ense, boynun arkası: ANİK-SÜKSÜN
Enseden kaburgalara uzanan üçgen şeklindeki üç kasa verilen ad: SKALEN
Ensiz olarak dokunmuş parçaların yan yana eklenmesiyle oluşan nakışlı ince kilim: CİCİM
Ensiz tahta: TİRİZ
Entari: BOYLAMA-ZUBUN
Entarinin etek kısmına yapılan fırfır: FERBELA
Entelektüeller sınıfı: ENTELİJANSİA
Entrika çevirmek: KLİK
Enzim etkinliği bulunan ve kanın pıhtılaşma sürecinde fibrine dönüşümünü sağlayan plazma proteini: TROMBİN
Enzim: FERMENT
Enzimin koenzim olmadan etkinlik gösteremeyen protein kısmı: APOENZİM
Enzimlerde dönemi boyunca meme bezinde süt salgısının sürmesi: LAKTOPOEZ
Eperios'taki dodone tapınağının yalınayak dolaşan rahiplerine verilen ad: SELLOİ
Er bezi borucuklarının ürettiği, atmığın içinde bulunan erkek döl hücresi: SPERMATOZOİT
Er bezi, testis: HUSYE
Er dişi: ERSELİK
Er, erkek: NER
Erbainden sonra gelen, 31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi: HAMSİN
Erbap: EHİL
Erbezi ağrısı: ORKİYALAJİ
Erbezi iltihabı: ORŞİT
Erbezi torbası: SKROTUM
Erbezini bir kılıf gibi saran seröz zarın iltihabı: VAJINALİT
Erbezinin cerrahi usulle kesilip çıkarılması: ORKİDOTOMİ
Erbezleri çıkarılmış kişi: ÖNÜKİZM
Erbezlerinin cerrahi girişim ile çıkarılması: ORŞEKTOMİ
Erbezlerinin kısmi ya da tam kaynaşmasına bağlı doğumsal oluşum bozukluğu: SİNORŞİDİZM
Erbezlerinin şişerek iltihaplanması: ORKİT
Erciş'in kuzeyinde yer alan dağ sırası: ALADAĞ
Erdek-Bandırma karayolu üzerinde, Erdek’ten 8 km. doğuda yer alan antik bir yerleşim: KYZİKOS
Erdemli: FAZIL-EFDAL
Erden çavuşa kadar olan askerlere verilen ad: ERAT
Erdişi: HERMAFRODİT
Erek: AMAÇ
Erekçilik: FİNALİZM
Ereklik: FİNALİTE
Ergene Nehri üzerinden geçen, Uzunköprü ilçesi ile Pehlivanköy'ü bağlayan; Osmanlılardan kalma bir köprü: AKARCA
Ergenlik çağına ulaşmamış erkek çocuk: SABİ
Ergenlik sivilcesi: AKNE
Ergenlik, buluğ anlamında kullanılan sözcük: ADOLESAN
Ergenlikten menopoza kadar süren dönemde adet kanamasının kesilmesi: AMENORE
Ergime durumundaki madenlerin yüzeyinde toplanan madde: DIŞIK
Ergime: FÜZYON-ZEVEBAN
Ergimiş madenin yüzeğinde bulunan ve cam yapımında da kullanılan camsı tabakanın adı: CÜRUF
Ergin evrede yaprakları, kurtçuk evresinde kökleri kemirerek tarım bitkilerine ve ağaçlara zarar veren kınkanatlı böçek: MANAS
Erginleşmemiş dişi keçi: HAKINA
Erginleşmemiş horoz: CORUK
Erginlik çağına ulaşmış kız çocukları: SABAYA
Erginlik çağındaki genç: EVCÜMAN
Erginlik: RÜŞT
Erguvan rengi, parlak kırmızı: FİRFİR-FİRFİRİ
Erik ağacından akan yapışkan madde: PEŞTİK
Erik ağaçlarının gövdesinden akan yapışkan sıvı: MİS

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:47
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
İleti 
Erik çekirdeğinin içi: PİSKİNA
Erik kurusu: ÇİR-TAMAZ
Erik rakısı: SLİVOVİST
Erik ve kayısı kurusu: AÇMA
Erik, badem gibi ağaçlardan sızan zamk: PÜS
Erik, kayısı gibi ağaçlardan sızan bir tür zamk: KEDİBALI-PÜS
Erik, şeftali gibi tek çekirdekli ve etli meyveler: DRUP
Erikten yapılan bir Balkan brendisi: SLİVOVİTZ
Eril: MASKÜLEN
Erime ısısını ölçmeye yarayan cihaz: FÜZYOMETRE
Erime sularının bir buzulun önüne yaydıkları kum veya çakıl birikintisi: SANDUR
Erime: ZEVEBAN
Erimekte bulunan buzun sıcaklığı ile kaynar suyun buhar sıcaklığı arası seksene bölünerek derecelendirilmiş olan sıcakölçer: REOMÜR
Erimiş bakır: FİLİZ
Erin: BALİĞ
Erinç ve dinginlik içinde olan: BAYSAL
Erişim: MUVASALA
Erişkin: NAİL-KAHİL
Erişkinlerin yüzlerinde görülen kahve renkli lekeler: MELASMA
Erişmiş, ulaşmış: NAİL
Erişmiş: NAİL
Erişte aşı: ITRIYYE
Erişte makarna ,fasulye, bulgur, pirinç,soğan ve tereyağla yapılan bir çeşit yemek: KİLLİK
Erişte: TEPİTME
Eritilen yağın dibinde biriken tortu: AKİR
Eritilip kalıplarav dökülmüş maden külçeler: SEBAHR
Eritilmiş arı mumu: PUÇ
Eritilmiş hayvani yağ: ÇERVİŞ
Eritilmiş inek yağı: AKYAĞ
Eritilmiş peynir: HEH
Eritilmiş şeyleri kalıba dökme, şekilsiz bir maddeyi kalıba sokma, şekillendirme: İSAGA
Eritilmiş ve birazı yakılmış şekerle yapılan şekerleme: KARAMELA
Eritilmiş yağ: KERE
Erivan'ın bir kenti: REVAN
Eriyen elektrotla, karbondioksit koruması altında uygulanan ark kaynağı: MAG
Eriyen karların oluşturduğu akarsu: KARGIN
Eriyerek lapalaşmış kar: ÇERPEŞ
Eriyik: MAHLUL
Eriyip karmakarışık olmuş meyve, sebze, yemek: MELMECİR
Erkeğe benzeyen: ANDROİD
Erkeği öldükten sonra evlenmeyip, çocuğuna bakan kadın: HANİYE
Erkeği siyah,dişisi kızıl tüylü olan ve Madagaskar’da yaşayan maymun türü: AKUMBA
Erkeğin bir süre karısına yaklaşamaması: İLA
Erkeğin eşi, zevce: REFİKA-AYAL
Erkeğin evlenirken kıza vermesi gereken altın, mal: MEYİR
Erkeğin güçsüzlük nedeniyle karısıyla cinsel ilişkide bulunamaması: İNNET
Erkeğin kadını boşaması: TALAK
Erkeğin nişanlısına verdiği hediye: ALÇA
Erkeğin sünnet olurken kesilen kısmına verilen ad: BADIÇ
Erkeğin toplumsal bakımdan kadına egemen olduğu ve bu nedenle efendilik ayrıcalıklarını hak ettiği düşüncesine dayanan ideoloji: MAŞİZM
Erkek akrep: AKRUBAN
Erkek arı: GÖDE
Erkek at, aygır: ACİR
Erkek ayakkabısı: CISTİK
Erkek baykuş: BUH
Erkek boyun atkısı: FULAR
Erkek buzağı: İCL
Erkek ceket yakalarına ve pantolon cebine atılan ince oyulgama dikişi: PUNTO
Erkek cinsel organlarının işlevlerini, hastalıklarını inceleyen bilim dalı: ANDROLOJİ
Erkek cinslik hormonu: TESTOSTERON
Erkek çocuğu olmayan ailelerin en son doğan kız çocuklarına verdikleri ad: DURSALİHA
Erkek çocuk, delikanlı: UŞAK-KIZAN-LAZEK
Erkek dana: ERTANA-ADAL
Erkek deve yavrusu: OBEN
Erkek deve: BUĞUR-BUĞRA-LÖK-BAİR-CİMAL-CEMEL-NER
Erkek deveye, yedi yaşından sonra verilen ad: LÖK
Erkek doğan yavrusu: BAZBAZ
Erkek doğum hekimi: LAVTA
Erkek eşek: GURMUL-MIZA
Erkek eşey organlarını, eşey hormanlarını yetersiz salgılanmasına bağlı olarak gelişen klinik tablo: ÖNÜKOİDİZM
Erkek eşin karısına yanaşmamak için yemin etmesi: İLA
Erkek evlat, oğul: MAHDUM-SINV
Erkek evlatlar" anlamında eski sözcük: PÜSERAN
Erkek geyik: ANEBAN-HONA
Erkek giyiminde, gömleğin göğüs tarafının üzerine takılan parça: PLASTRON
Erkek gömleği: ZUBUN
Erkek gömleklerinin göğüs kısımlarını örtmek için takılan muslin veya dantel kumaş: JABO
Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi: AŞIM
Erkek hemşire, korkunç güzel" örneklerinde olduğu gibi, birleşemeyecek ters kavramların bir araya getirilmesine verilen ad: OKSİMORON
Erkek hindi: GURK-DOGA-GOLDUR-PUPAZ
Erkek hizmetçi: HIZMEKER-UŞAK
Erkek kardeş: DADAŞ-SINV-AKA-AH
Erkek keçi: ERKEÇ
Erkek kedi: MARKO-KOTRAMAN
Erkek kedilerin kısırlaştırılması: KASTRASYON
Erkek keklik: ULAR
Erkek kişi'' anlamında eski sözcük: MER
Erkek koyun sürüsü: YAZ
Erkek koyun: ÖGEÇ
Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlıolanı: BABAÇ
Erkek kuzen: TUMAÇI
Erkek manda: COMBA
Erkek ördek: SUNA
Erkek organ: STAMEN
Erkek organlardaki çiçek tozunun, rüzgâr veya böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması: ALOGAMİ-TOZLAŞMA
Erkek örümcek: ANKEB-ÖKKEŞ
Erkek piliç: İMLİK
Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı: ALAGARSON
Erkek seslerinin normal alan dışında tiz, kadın sesine benzer sesler çıkarmak amacıyla başvurdukları yöntem: FALSETTO
Erkek sevgili: AŞNA
Erkek sığır: HONA-ÖKÜZ
Erkek soğan yaprağı: DIBIZ
Erkek tavşan: KUVA
Erkek tilki yavrusu: ANKAS
Erkek torun: HAFİT
Erkek torunlar: AHFAT
Erkek üreme organlarından ersuyu kanalının, kısırlaştırma ya da enfeksiyonu önleme amacıyla kesilmesi: VAZEKTOMİ
Erkek ve dişi gametin birleşmesiyle oluşan döllenmiş hücre: ZİGOT
Erkek ve dişinin birbirlerine karşı duydukları istek, şehvet: KÖSNÜ
Erkek ve kadın cinsel sağlığı, erkek kısırlığı ve bununla ilgili tüm anatomi, fizyoloji, biyokimya gibi temel araştırmaları inceleyen tıp dalı: ANDROLOJİ
Erkek veya dişi üreme hücresi: GAMET
Erkek zenci: BADI
Erkek: MALE
Erkekler: RİCAL-ZÜKÜR
Erkeklerde aşırı cinsel istek sonucunda önüne geçilmez bir biçimde cinsel ilişkiye girme eğiliminin belirdiği patolojik durum: SATİRİZM
Erkeklerde belli bir yaştan sonra cinsel gücün azalması: ANTROPOZ
Erkeklerde bir ya da iki memenin anormal ölçüde büyümesi: JİNEKOMASTİ
Erkeklerde mesaenin altında ve idrar yolunun başlangıcında bulunan genital sisteme ait bir bez: PROSTAT
Erkeklerde resmi, ciddi; kadınlarda öğleden sonra giyilen, özenli, süslü, aksesuarı tamam giyime verilen ad: ABİYE
Erkeklerde spermatik kordon venlerinin genişlemesi sonucu torbalar içerisinde varis oluşumu: VARİKOSEL
Erkeklerde yaş dönemi: ANDROPOZ
Erkeklere ait özel konut: GARSONİYER
Erkekleri kendine bağlamasını bilen çok alımlı kadın: ÖKSE
Erkeklerin eğlence amaçlı yaptığı toplantı: ERFAA
Erkeklerin feslerine sardıkları yemeni sarık: ÇEKİ
Erkeklerin giydiği her türlü başlığın üzerinde dolaşan başlık: İMAMİYE
Erkeklerin giydiği, genellikle keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık: KÜLAH
Erkeklerin kullandığı büyük kırmızı mendil: ALÇELME-ALÇEVRE
Erkeklerin sıçaktan korunmak için başlarına sardıkları büyük mendil: ÜSLÜK
Erkeklerin tavafın ilk üç şaftında kısa adımlarla koşarak ve omuzları silkerek çalımlı ve süratli yürümeleri: REMEL
Erkekliği giderilmiş hayvan: İDİŞ
Erkekliği giderilmiş, iğdiş edilmiş kimse: ENEK
Erkekliğin ve dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom: ALOZOM-FORM
Erkekliğini gidermek, iğdiş etmek: ENEMEK
Erkeklik organı: ZEKER
Erkeklik ve dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom: ALOZOM
Erkekte cinsel güçsüzlük, puluçluk: ANANET
Erkekte cinsel isteğin aşırı derecede artması: SATİRYAZİS
Erkekte edilgen eşcinsellik: URANİZM
Erkekte ersuyu kanalının kısırlaştırma ya da enfeksiyonu önleme amacıyla kesilmesi: VAZEKTOMİ
Erkekte memelerin aşırı gelişmesi: JİNEKOMASTİ
Erkekte sperma boşaltıcı kanalların kesilmesi: VAZEKTOMİ
Erkekte üreme sisteminin gelişmesini yönlendiren bir dizi hormonun ortak adı: ANDROJEN
Erkekte vücut görünümünün değiştiği patolojik durum: EFEMİNASYON
Erken doğan kuzu: KAÇINTI
Erken doğmuş bebek: PREMATÜRE
Erken ekilen ekin: ÜĞRÜM
Erken Etrüsk sanatında, mezarlarda bulunan pişmiş toprak vazolar: KANOPE
Erken ihtiyarlama: SENİLİZM
Erken olgunlasan bir çesit siyah üzüm: DİRNİT-DİMNİT
Erken olgunlaşan sebze ve ekin: PORMO
Erken olgunlasan sık taneli üzüm: GUT
Erken olgunlasan üzüm: KELES
Erken olgunlasan, siyah renkli, sert bir çesit üzüm: DIRANI
Erken olgunlaşan, sulu ve tatlı bir armut cinsi: AKÇA
Erken tanı konulmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilen ağır gıda zehirlenmesi: BOTÜLİZM
Erken yaşlanma: SENİLİZM
Erken yataktan kalkmayı adet edinmiş kimse: BEKİR
Erken yetisen bir üzüm: EROLAN
Erken yetişen ürün: ASI
Ermemiş kavun: HIŞIR
Ermeni kızı: HARSIN
Ermeni mutfağına özgü bir tür aşure: ANUŞABUR
Ermeni saz şairlerine verilen ad: AŞUĞ
Ermenilerin erkek çocuklarına verilen isim: DIĞA
Ermenistan ve Gürcistan'dan geçen bir nehir: DEBED
Ermenistan'da akarsu: ABARAN
Ermenistan'da bulunan antik kentin adı: DİVİN
Ermenistan'ın en önemli nehirlerinden biri: HRAZDAN
Ermenistan'ın en yüksek dağı: ALAGÖZ
Ermenistan'ın kendi dilindeki adı: HAYASTAN
Ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan doğaüstü durum: KERAMET
Ermiş, evliya: AKSAKAL
Erozyon etkisiyle oluşmuş, yumuşak engebeli yeryüzü parçası: PENEPLEN
Erozyon: AŞINIM-İTİKAL
Erte: FERDA
Erteleme: TEHİR-TECİL
Erzak deposu: AŞLIK
Erzak odası: KİLER
Erzak: NEVALE
Erzincan ilinde bir çağlayan: GİRLEVİK
Erzincan ilinde bir göl: KADI
Erzincan Refahiye karayolunda bir dağ geçidi: SAKALTUTAN
Erzincan yöresine has bir kebab: BİRAN
Erzincan yöresine özgü, ''karaerik'' de denilen üzüm cinsi: CİMİN
Erzincan yöresine özgü, yoğurt ve yufkayla yapılan bir yemek: İSİRİN
Erzincan, Tunceli, Bingöl gibi illerin dağlık kesimlerinde üretilen bir cins tulum peyniri: ŞAVAK
Erzincan’da bir kaplıca ve buradan çıkarılan tanınmış maden suyu: BÖGERT
Erzincan'da çıkan tanınmış bir maden suyu: BÖGERT
Erzurum ilinde bir göl ve çağlayan: TORTUM
Erzurum kentinde ünlü bir medrese: YAKUTİYE
Erzurum yöresinde "saya" törenine verilen ad: KALİK
Erzurum yöresinde, pire, kene gibi böcekleri öldürmek amacıyla büyükbaş hayvanların sırtına gazyağı dökülerek yakılması geleneğine verilen ad: HANŞİR
Erzurum yöresinde,gövdesi yenilen ya da turşu yapılan otsu bir bitki: KİMİ
Erzurum yöresine özgü bir cins tel peynir: CİVİL
Erzurum yöresine özgü, yoğurt ve yarmayla yapılan bir tür çorba: DEN
Erzurum’da Oltu ilçesine özgü, “yatık döner” de denilen bir tür kebap: CAĞ
Erzurum’daki çifte minareli medresenin bir başka adı: HATUNİYE
Erzurum’un İspir ilçesinde üretilen küçük taneli ve lezzetli bir fasulye cinsi: HORTİK

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:48
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
İleti 
Erzurum’un kuzeyi ile Çoruh Nehri'nin orta bölümünü kapsayan tarihsel bölgenin ortaçağdaki adı: TAO
Erzurum’un Pasinler ilçesinde bir kaplıca: ALİ PAŞA
Erzurum’un şelalesiyle ünlü ilçesi: TORTUM
Erzurum’un Uzundere ilçesinde, ünlü bir Gürcü kilisesi: ÖŞKVANK
Erzurum'da Saya oyunu ve törenine verilen ad: KALİK
Erzurum'daki Çifte Minareli Medrese'nin diğer adı: HATUNİYE
Eş adlı, eş sesli: HOMONİM
Eş anlamlı: SİNONİM
Eş basınç: İZOBAR
Eş baskı: REPRİNT
Eş biçim: İZOMORF
Eş hastalanma oranı anlamına gelen terim: KONKORDANS
Eş yağış eğrisi: İZOYET
Eş zamanlı olmayan: ASENKRON
Eş zamanlı: SENKRONİK
Eş, benzer: MANEND
Eş, koca: KİŞİ
Eşarp, dülbent: YAĞLIK-ŞARPI-ÇEKİ-DASDA-POV-ŞEŞ
Esas defter: DİPLEME
Esas temel: UKNUM
Eşbasınç: İZOBAR
Eşbiçim: İZOMERİ
Eşbiçimli: İZOMORLİK
Eşdeğer: İZOPLET
Eşdeğerlik: MUADELET
Eşderinlilik: İZOBAT
Eşduyum: EMPATİ
Eşeğin bir yaşındaki sıpasına verilen ad: KÜRÜK
Eşeğin sırtına iki yana su tenekesi koymaya yarayan araç: ŞAKIL
Eşeğin yavrusu, sıpa’nın biraz büyümüş hali: KIRIK
Eşek eyeri: PALA-PALAN-SEMER
Eşek gibi olma, aptallık: HİMARİ
Eşek hıyarı, acı kavun: CIRTLAK
Eşek Kulağı'' da denilen eczacılıkta kullanılan bir bitki: KARAKAFES
Eşek palanı: ALIK
Eşek semerine bağlanan urgan: ŞERÜK
Eşek semerinin ileri kaymaması için kullanılan kalın kayış, kemer: PALTUN
Eşek sıpası: KIRI
Eşek ve atların seve seve yedikleri yaprakları dikenli bir bitki: KAVGAN
Eşek veya at sürüsü: HERGELE
Eşek ya da atın yatıp ters dönmesi: AĞNAMAK
Eşek yavrusu, sıpa: ZERZEVE-KIRI-KURUK-KURİK-KÜRÜK
Eşek, at ve katırın üzerinde su taşımak için kullanılan ve hayvanın semerinin üzerine konan bir tür dengeleyici mekanizma: ŞAHIL
Eşekhıyarı: ACIDÜLEK
Eşekkulağı bitkisi: KARAKAFES
Eşekle üzüm taşınan büyük sepet: HEĞ
Eşekle yük çekmek için bezden yapılan iki gözlü dokuma: HEĞBE
Eşeklere vurulan semer: AVUT
Eşekleri baglamak icin kullanilan zincir: ÖRÜK
Eşeklerin semerinin ileri gitmemesini sağlayan arkadan bağlanan kayış: PALDIM
Eşekturpu: CENTİYANE-ISTIPAN
Esenkoy'ün eski adı: DONT
Esenliğe kavuşma, kurtarılma, kurtarma: İNCA
Eserin sonuç bölümü: EPİLOG
Eşey bezi: GONAT
Eşey kromozomu olmayan, 22 çift kromozomu kapsayan kromozom grubu: OTOZOMLAR
Eşeylik kazanmış böceğin aldığı son şekil: İMAGO
Eşeysiz bölünme: AMİTOZ
Eshabı Kehf’de yedi uyuyanların köpeğinin adı: KITMİR
Eşi ve benzeri olmayan, eşsiz: FERİT-FERİD
Eşi, benzeri: MENENDİ
Eşik, kapı önü" anlamında eski sözcük: ASİTAN
Eşik: ASİTANE-SÖVE-KATOFİR-KATOFİR-ATABE-SÜDDE
Eşine ender rastlanan, güzel, değerli: BEDİA
Esinti, hafif yel: ÖCEK
Esinti, rüzgarın bir kere esmesi: NEFHA
Esintili soğuk rüzgar: AYAZ
Esir alma tehtidi: ATARİ
Esir çocuk: BEÇE
Esir düşmüş kimse: SEBİ
Esir tutsak: BİŞAR
Esirgeme, koruma, himaye: DULDA-DİRİĞ
Esirgemeden bol bol verme, yapma veya söyleme: İBZAL
Esirgemek: DIRIĞ
Esirgeyici, merhametli: RAUF
Esirler: ESANA
Eşit miktarda un ve yağın pembe renkte kavurması: MİYANE
Eşit olmayan iki kıtadan meydana gelen lirik kıta: EPODOS
Eşit, berabere: MÜKAFİ
Eşit, denk, eşdeğer: MUADİL-MÜSAVİ-SEVA
Eşitlik, denklik: MUADELET
Eşkanatlılar takımından, bitki özüyle beslenen böceklerin ortak adı: AKSİNEK
Eşkenar dörtgen şeklinde olan: ROMBİK-BAKLAVA-DELTAT
Eşkenar dörtgen: MAİN
Eşkenar paralel yüzleri olan bir kristal şekli: ROMBOEDRİK
Eşkenar üçgenlerden oluşan 20 yüzlü yapılara verilen ad: İKOZAHEDRON
Eski dilde bir yazıya eklenen parça: ZEYİL
Eski adı Bechuanaland olan Afrika ülkesi: BOTSVANA
Eski adı Beyaz Rusya olan Doğu Avrupa ülkesi: BELARUS
Eski adı Dahomey olan bir Batı Afrika ülkesi: BENİN
Eski adı Doğu Pakistan olan Asya ülkesi: BANGLADEŞ
Eski adı Seylan olan ülke: SRİLANKA
Eski Ahit döneminde altınıyla ünlü, yeri belirlenememiş bölge: OFİR
Eski Ahit'in ilk kitabı: TEKVİN
Eski Ahit'le bağlı, İbrani metinlerinde lanetli kadın: LİLİTH
Eski Ahit'te adını taşıyan bölümde anlatılan Moab'lı kadın: RUT
Eski Ahit'te İbranice metine verilen ad: MASSORAH
Eski Ahit'teki Peygamber kitaplarından biri: OBADYA
Eski ahşap evdeki salon: ÇARDAK
Eski ahşap evlerde çıkmaların altına aralıklı olarak konulan eğrisel ahşap göğüslemelerden her biri: ELİBÖĞRÜNDE
Eski ahşap evlerde tencere konulan tavana yakın yüksek raf: MUSANDIRA
Eski ahşap evlerdeki banyo: ALMAZDIK
Eski Alman gümüşü: SCHOPP
Eski altın paralardan birinin adı: KASENE
Eski Anadolu halklarının ana tanrıçası: MA
Eski Anadolu halklarının en büyük ana tanrıçası: KİBELE
Eski Anadolu’da, Troia bölgesinde ve bugünkü Çandarlı körfezinde bulunan, iki eski liman adı: AKHEİON
Eski anbar: GARO
Eski Arap bakır parası: FELS
Eski Arapların Recep ayında kestikleri kurban: ATİRE
Eski Asur kenti: NİNOVA
Eski at arabalarında alt yastık: BARCIK
Eski atletlerin yumruk dövüşünde kullandıkları eldiven: CESTUS
Eski ayakkabı: YULUK-KELİK-KALUK-PARASTAL-KELTEK
Eski Babil'in başkentlerinden biri: LARSA
Eski Bağdat ve İsfahan'da dokunan sağlam ipekli kumaş: ATABİ
Eski beşiklerde çocuğa sarılarak örtülen bez: BAĞIRDAK
Eski bez parçalarından dokunan yazgı: ÇAPITTAN
Eski bez parçası, paçavra: ÇAPUT-EYSİ
Eski biçimine sokma, çevirme: İRCA
Eski binalarda iç bölümde bulunan nakışlı camlı, alçı pencere: İÇLİK
Eski bir adacığı karaya bağlayan kum kancası: TOMBOLO
Eski bir ağırlık ölçüsü birimi: BATMAN-FARAK
Eski bir Arap hacim ölçüsü: KAFİZ
Eski bir Arap kabilesi: RİYAH
Eski bir Arap parası: KABİS
Eski bir Arap tanrısı: KAYS
Eski bir Arap uzunluk ölçüsü birimi: İSBA
Eski bir Asur kenti: NİNOVA
Eski bir Çin ağırlık birimi: TAEL
Eski bir Danimarka parası: ORT
Eski bir fitilli tüfek: ALAYBOZAN
Eski bir Güney Amerika uygarlığı: İNKA
Eski bir haberi canlandırmak: AKTÜALİTE
Eski bir hacim ölçüsü: KA
Eski bir İbrani ölçü birimi: ESBA
Eski bir İran gümüş parası: KRAN
Eski bir İslam hanedanı: EMEVİ
Eski bir Kafkas devleti: ALBANYA
Eski bir kesi veya ameliyat yerinde aşırı nedbe dokusu oluşması: KELOİD
Eski bir Kolombiya uygarlığına verilen ad: KİMBAYA
Eski bir Macar bakır sikkesi: BABKA
Eski bir Mısır hacim ölçüsü: TAMA
Eski bir Mısır ölçüsü: APET
Eski bir Mısır parası: NASIRİYE
Eski bir Rus parası: MOSKOSK
Eski bir sanat eserinin, eski bir tablo veya bir freskin çoğu zaman suluboya ile yapılmış kopyası: RÖLÖVE
Eski bir şehrin mezarlığı: NEKROPOL
Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü: KİLE-SA
Eski bir tahıl ölçüsü: URUPLAĞ
Eski bir tüfek: KARABİNA
Eski bir Türk Boyu: CABAK
Eski bir Türk parası: KİPEKİ
Eski bir Türk sanatı olan kâğıt oymacılığına verilen ad: KAAT
Eski bir Türkistan parası: KIPEKİ
Eski bir uzunluk ölçüsü birimi: ARŞIN-ENDAZE
Eski bir yüzey ölçü birimi: TAVOLA
Eski Bizans kiliselerinde kadınlara ayrılan bölüm: YİNEKE
Eski boyaların sökülmesinde kullanılan çeşitli aletlere verilen ad: KAMİNETO
Eski Çağ Roma yapılarında bulunan tuhaf, gülünç figürlerden oluşmuş süsleme üslubu: GROTESK
Eski çağ tapınaklarında kurban sunulan taş tabla: ALTAR
Eski çağ tapınaklarında tanrı ya da tanrıça heykellerinin bulunduğu en dipteki oda: ADİTON
Eski çağda Peleponnes yarımadasının kuzey batısında at yetiştirmekle ün kazanmış ovalık bölge: ELİS
Eski çağda sedir ağacının reçinesinden hazırlanan şarap: KEDRİTES
Eski çağlarda Karadeniz'in kuzeydoğusunda ki bozkırlarda yaşayan göçebe halk: ALANLAR
Eski çağlarda kullanılan çok değerli boyar madde: SURFİRFİRİ
Eski çağlarda lahit olarak kullanılan, balık sırtı biçiminde mermer sandık: TEKA
Eski çağlarda tapınakların en üstteki odası: ADİTON
Eski çağlarda, bir anıtın üzerine yazılmış olan kısa ve nesir veya çoğunlukla manzum yazıt: EPİGRAM
Eski çağlarda, gelin ve damadı övmek için yazılıp, düğün sırasında ezgiyle söylenen lirik şiir: EPİTALAM
Eski çağlarda, tapınaklarda tanrı heykellerinin bulunduğu,genellikle bir bölmeyle çevrili bölüm: CELLA
Eski çağlardan kalma yapıt: ANTİKA
Eski çağların en büyük hekimlerinden biri olan ve deneysel fizyolojinin kurucusu sayılan eski Yunanlı hekim: GALENOS
Eski Ceneviz ve Venedik Dukalarının başlarına giydikleri koni biçiminde külah: KORNO
Eski Cermen diyetinde görüşmelerin tutanağı: RECESTUS
Eski ciltlerde şemsenin iki ucundaki uzantı süslemeye verilen isim: SALBEK
Eski Çin felsefesinde, evrenin birliğini yapan düzenli ilke: TAO
Eski Çin’de, Konfiçyus’un doğduğu ve yaşadığı yer olan eyalet: LU
Eski Çin'de gür ses veren ve cinleri kaçırdığına inanılan gong: LO
Eski coğrafyada Anadolu’nun Bithynie yöresinde bir kent: KİANİS
Eski Coğrafyada Anadolu’nun Kommagene bölgesinde bir yer: ARUDİS-ARULİS
Eski coğrafyada doğu Anadolu’da kent: ARANA
Eski çorapları örerek tamir etmek: AŞLAMAK
Eski çuvallardan yapılmış köşe minderi: PİNAZ
Eski Danimarkalılar'ca halisel biçiminde bükülmüş tunçtan yapılmış uzun boru: LUR
Eski demir aletleri döverek düzeltme: APOKS
Eski deniz savaşlarında yelken direğini ve bizzat yelkeni ortadan kaldırmak için tasarlanmış top güllesi: PALANKETE
Eski deri parçası: ÇARPANA
Eski devirlerde birçok şehir ve adalara verilen ad: AİA
Eski devirlerde dalgıçların denize dalmadan önce burunlarını kapatmak için taktıkları alet: HUTAM
Eski devirlerde, özellikle İslam öncesinde sihirbaz hekim: BAĞŞİ-BAHSI-BAHŞİ-BAKSI
Eski devirlerden günümüze kadar toplumlarda kullanılan arma, bayrak, mühür ve unvanları inceleyen bilim dalı: HERALDİK
Eski Doğu’da ve Bizans’ta hükümdarlık simgesi olan tören başlığı: TİARA
Eski dokumacılıkta pişmiş ipekten dokunan, krem rengi, bürümcüğe benzer bir tür kumaş: HİNT
Eski dönemde İspanyol soylularına verilen san: HİDALGO
Eski dönemlerde denize kıyısı olan ülkelerin tersane zindanları: BANYOL
Eski dönemlerde yol boyunca belirli aralıklarla dizilen uzaklık taşı: GERGÜZ
Eski dönemlerden beri orduların kullandığı bir kuşatma aracı: DEBBABE
Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni: KOLTUK

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:48
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
İleti 
Eski dünyanın çöl bölgelerinde yaşayan ve yaşadığı arazinin rengiyle aynı renkte olan tarla kuşu: AMMOMANES
Eski Dünyanın çöl bölgelerinde yaşayan zehirli yılan: ECHİS
Eski dünyanın sıcak bölgelerinde yetişen, meyvelerinden ve odunundan yararlanılan bir ağaç: ÇİÇİ
Eski Dünyanın tropikal bölgelerinde yaşayan yırtıcı kuş: BAZA
Eski dünyanın tropikal yörelerinde yetişen, etli, yuvarlak ve çok çekirdekli meyvesi olan çalı: UVARİA
Eski duvar: ÖREN
Eski düzyazıda cümlelerin ortasında ve sonunda yapılan uyak: SECİ
Eski Edbiyatta kapalı istiraye verilen ad: MEKNİYE
Eski el yazılarını okuma bilgisi: PALEOGRAFİ
Eski eşya: PILIPIRTI
Eski evlerde ateş yakılan bölüm: ATİŞLİK
Eski evlerde aydınlatmak amacıyla kullanılan evin üzerindeki delik: BACA
Eski evlerde banyo yapılan yer: ÇARĞ
Eski evlerde çatı katı: DİRENİ
Eski evlerde lavabo yerine kullanılan bölüm: SULUK
Eski evlerde mutfak ve oturma odası olarak kullanılan bölümde tahta üstü: AŞANA
Eski evlerde pencere hizasından sokağa doğru çıkıntısı olan kafesli bölüm: CUMBA
Eski evlerde salon: HAYAT
Eski evlerde ve saray, cami, türbe gibi yapıların alt sıra pencereleri üzerindeki ikinci sırada bulunan süslü pencere: REVZEN
Eski evlerde yıkama işlerinin yapıldığı bölüm: SULUK
Eski evlerdeki döşek dolabı: YÜKLÜK
Eski evlerin üstündeki silindir biçimindeki ağaç: MERTEK
Eski evlerin yıkıntısından çıkan ağaçlar: AYGIT
Eski Fars halkından olan kimse: FÜRS
Eski Fransız saz şairlerine verilen ad: TRABADUR
Eski gelinlik: ÇALLIK
Eski gemilerde yerine oturtulan demiri emniyete almada kullanılan zincir kamçı: KAPON
Eski German halkına verilen ad: TOTO
Eski Girit’te delikanlı dernekleri: AGELAİ
Eski gökbilimde, yengeç burcu: KEŞEF
Eski gucerat bakır sikkesi: PAŞA
Eski haline getirme: İRCA
Eski harflerle yazılan, çok ince bir çeşit yazının adı: GUBARİ
Eski hekimlikte zayıf, hırçın, esmer ve atik olanların yaratılışına verilen ad: SAFRAVİ
Eski Hindistan'da yerli oda hizmetçisi: AYA
Eski Hindistan'ın en ünlü hükümdarlarından biri: AŞOKA
Eski Hint düşüncesinde, yaratılışın ve evrenin bütün sırlarını içerdiğine inanılan kutsal hece: OM
Eski Hint epik şiirlerinde kullanılan epik şiir: SLOKA
Eski hisar kale veya bunların bulunduğu bölge: ASAR
Eski Hitit krallığının kurucusu olarak kabul edilen kral: LABARNA
Eski hukukta bir kölenin çalışarak efendisine verdiği kazanç: ZARİBE
Eski hukukta miras hisselerinin tutarının payda sayısını aşmasına verilen ad: AVL
Eski hukukta rüşvet verenle alan arasında aracılık edene verilen ad: RAİŞ
Eski İbrani uzunluk birimi: KANEH
Eski İran’da Eyalet Valilerine verilen ad: SATRAP
Eski İran’da içinde kutsal ateşin yandığı yapı ya da alan: ATEŞGEDE
Eski İran'da hükümdarların taht salonlarına ve bu salonu içeren önü sütunlu saraylara verilen ad: APADANA
Eski İran'da kullanılan Zerdüşt takviminin sekizinci ayı: ABAN
Eski İranlılar tarafından Türk ülkesine verilen ad: TURAN
Eski İskandinav halklarının III. yüzyıldan sonra kullandıkları, günümüzde ise fal bakmak için kullanılan abece: RÜN
Eski iskandinav paganlığının başlıca ayini: BLOT
Eski İskandinav şiiri: RUNİK
Eski İskandinav şiirlerine verilen ad: SKALDE
Eski İspanya’da kent valilerinin güvenliğini sağlamak için yaptırılan saray kale: ALTAZAR
Eski İspanyol Edebiyatında, müziklendirilmiş, ezgiler ve şarkılarla çeşnilendirilmiş küçük piyes: TONADİLLA
Eski İspanyol gümüş parası: PATAKON
Eski Isparta’da halk meclisi: APELLA
Eski Isparta'da halk meclisine verilen ad: APELLA
Eski Isparta'da toprağa bağlı yerli halk, devlet köleleri: HELOT
Eski İstanbul evlerinde çatının döşemesi tahta üstü çinko çatılı bölümü: TAHTABOŞ
Eski İzlanda edebiyatı örneklerinin yer aldığı yapıt: EDDA
Eski Japon bozuk parası: RİN
Eski Japon uzunluk birimi: ŞAKU
Eski Japon yazısı: AHİRU
Eski Japonya’da soylular sınıfı: İO
Eski Japonya’da tüccar sınıfı: CHONİN
Eski Japonya'da generallere verilen ad: ŞOGUN
Eski Japonya'da tabiatüstü varlıklara verilen ad: KAMİ
Eski kâğıt çeşitlerinden birinin adı: TEKALİ
Eski kâğıtların dokusunda bulunan, aydınlığa tutulunca görülebilen çizgi, resim, yazı gibi şekiller: FİLİGRAN
Eski kapılarda dilli anahtar: ÇITLAK
Eski kapılarda hem kuşak görevi gören hem de kapıyı çerçevesine bağlayan menteşe: KULLAP
Eski Kartaca'da yüksek hakimlere verilen ad: SUFFES
Eski kavimlerde kötü ruhlardan korunmak için evlerin girişine yerleştirilen heykeller: ABAKİ
Eski kilim, keçe: PALAS-PELAS-ÇULPAZ
Eski Kiliselerde koro bölümü yanında İncil'in okunduğu ve vaaların verildiği yüksek kürsü: AMBON
Eski kitap alıp satan: SAHAF
Eski kitap ciltlerinin sol kenarındaki kapak: MIKLEB
Eski kitaplıklarda denetleme işini yürüten kişi: NAZIR
Eski klasik binicilik hareketlerinden biri: PESAD
Eski konaklarda, harem ile selamlık arasında yer alan, oda veya daire: MABEYN
Eski konargöçer türk topluluklarından biri: AĞAÇERİLER
Eski köy evlerinde içinde banyo yapılan dolap: CAĞLIK
Eski köy evlerinde içine odun veya çıra konulan, genellikle kapı arkasında bulunan dolap: GARALIK
Eski köy evlerinde tavanda bulunan ağaç gövdesi: ARISTAH
Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse ya da topluluk: VANDAL
Eski kumaş parçalarıyla dokunan döşek: CACALA
Eski kumaş parçası: PAÇAVRA
Eski maden parçası: HURDA
Eski Med imparatorluğunun başkenti: EKBATANA
Eski Mevlevilerin giydikleri bir tür şalvar: ÇAKŞIR
Eski Mezdeki dinine bağlı Perslerin ayinlerde kullandıkları, bazılarının yalancı altın mantarı gibi sanrı yaratıcı bir mantar sandığı bitki: HAOMA
Eski Mezopotamya halklarının en önemli bayramı: AKİTU
Eski mimarlıkta yapıları örten süslü çatı ve saçaklar: ARASTAK
Eski Mısır İmparatorluğu'nun en parlak dönemindeki başkenti: TEB
Eski Mısır inanışına göre insanın görünmeyen bedeni: KA
Eski Mısır mezarlarında çok sayıda ele geçirilen tahta, taş ya da seramikten yapılmış küçük heykelciklere verilen ad: UŞEBTİ
Eski Mısır tapınaklarının önüne yerleştirilen,üzeriçiçeklisüslemelerle kaplı küçük külübe: MAMMİSİ
Eski Mısır valilerine verilen ad: HİDİV
Eski Mısır ve Yunan'da dikilmiş yekpare bir taştan oluşan anıt: STEL
Eski Mısır’da idari bölüm: NOMOS
Eski Mısır’da Kom Omo Tapınağını paylaşan iki timsah tanrıdan biri: HAROERİS
Eski Mısır’da kullanılan bir ağırlık birimi: BEBEN
Eski Mısır’da kutlanan bir bayram: OPET
Eski Mısır’da mumyalama ve ölü gömme törenlerinde kullanılan gözenekli topraktan yapılmış kap: KANOPE
Eski Mısır’da şehir devletlerine verilen ad: NOM
Eski Mısır’da,18. hanedandan dört firavunun ismi: AMENOFİS
Eski Mısır’ın en büyük piramitlerinden biri: MİKERİNOS
Eski Mısır’ın en değerli içkisi olan ve kırmızı üzümden yapılan likör: ŞEDE
Eski Mısır’ın en eski sitelerinden biri: SAİS
Eski Mısır'da 18. Hanedan döneminde hüküm sürmüş kadın firavun: HATŞEPSUT
Eski Mısırda cennetin adı: İALU
Eski Mısır'da çok sayıda rastlanan ve buraya Anadolu'dan gittiği düşünülen yünden yapılmış uzun elbiselere verilen ad: KONAKEŞ
Eski Mısır'da firavun mezarlarına konulan küçük heykelcikler: UŞABTİ
Eski Mısır'da kullanılan Kıpti takviminin ilk ayı: TUT
Eski Mısır'da mimar, yazar, hekim, mucit ve firavun Djoser'in veziri olan efsanevi kişi: İMHOTEP
Eski Mısır'da şehir devletlerine verilen isim: NOM
Eski Mısır'da tapınılan bir tür fetiş: CED
Eski Mısır'da tapınılan mihrap kısmına yerleştirilen ve içinde tanrı heykeli bulunan küçük ahşap veya taş yapı: NAOS
Eski Mısır'da taşımacılıkta kullanılan bir tür çektiri: BARİ
Eski Mısırda yaşam boyunca insana güç veren bir ilke olan ruha verilen ad: BA
Eski Mısır'da yeniyıl bayramı: OPET
Eski Mısır'ın yeraltı tapınaklarına ve mezarlarına verilen ad: SPEOS
Eski Mısırlılar'da ''cennet''e verilen ad: İALU-İARU
Eski Mısırlılar'da, ölü hükümdar tasvirlerinde firavunun perukasını örten çizgili kumaşa verilen ad: KLAFT-NEMSET
Eski Mısırlılardan kalma, kadın başlı, aslan vücutlu anıtsal heykel: İSFENKS
Eski Mısırlılar'ın yazı kâğıdı yapmak için özünden yararlandıkları bitki: PAPİRÜS
Eski Mısırlıların, Asya’nın Mısır’a yakın bölgelerinde yaşayan Sami kavimlerine verdikleri ad: AAMU
Eski motifli ipek kumaş: KUNTİ-KUTNİ
Eski Olimpiyat oyunlarında at yarışları: KALPE
Eski otomobil veya modası geçmiş araç: DÜLDÜL
Eski otomobil: LATARNA
Eski özel otomobillerin karoseri biçimi: LİMUZİN
Eski Peru halklarının dokuz gün süren dinsel bayramı: RAYMİ
Eski Polonya Krallığının gümüş parası: ABRA
Eski Polonya'da eyalet valisine verilen ad: NADOR
Eski püskü sergi: ÇULPAZ
Eski püskü, yırtık: PEJMÜRDE
Eski ramazanlarda mahalle çocukları tarafından para toplamak amacıyla meydana getirilen dilenci alaylarının makamla tekrarladıkları söz: HEYAMOLA-HEYAMOL
Eski Roma Cumhuriyet devrinde Roma'nın dışında yüksek görevliler, sonar yalnız generaller tarafından giyilen al renkli geniş harmani: PALUDAMENTUM
Eski Roma evlerinde kutsal eşyaların saklandığı yer: SACRARİUM
Eski Roma evlerinin ortasında ya da Hıristiyan bazilikalarının girişinde yer alan üstü açık avlu: ATRİUM
Eski Roma filozoflarının baston gibi taşıdıkları ucu kalınca sopa: KLAVA
Eski Roma hamamlarında, yarım daire planlı terleme kesimi: LAKONİKUM
Eski Roma Hukukunda, aynı İmparator zamanında çıkmış olan Codex'e eklenen temel kavramlar: NOVELLAE
Eski Roma Hukukunda, ayrı bir adı olmayan her çeşit hile ve aldatmaya verilen ad: STELLİONATUS
Eski Roma Hukukunda, hür olmakla beraber yurttaşlık haklarından yoksun bulunan kimse: PEREGRİNUS
Eski Roma Hukukunda, Mahkeme düzeni: ORDO
Eski Roma tapınaklarında bulunan sadece rahip ve rahibelere ait olup, başkalarının girmesi yasak olan gizli bölümlere verilen ad: ADİTUM
Eski Roma tiyatrosunda kullanılan perde: SİPARİUM
Eski Roma yapıtlarında bulunan tuhaf ve gülünç figürlerden oluşmuş süsleme biçimi: GROTESK
Eski Roma’da ayrıcalıklı Particiler dışında kalan yurttaşlara verilen ad: PLEBLER
Eski Roma’da bir kamu malını veya devlet tarafından kiraya verilmiş bir kuruluşu işletme ve kullanma işini üstlenen kimse: MANCEPS
Eski Roma’da bir legatosun emir eri: STATOR
Eski Roma’da bir mahkemeye ihbar ve şikayette bulunan kişi: DELATOR
Eski Roma’da bir şeyin bir yıl boyunca kötü niyetle kullanılması üzerine eski sahibine geçmesi: USURECEPTİO
Eski Roma’da çevresi bir kazık duvarla çevrili sipere verilen ad: VALLUM
Eski Roma’da doğal nesnelere bakarak geleceğe ilişkin anlamlar çıkaran bilici: AUGUR
Eski Roma’da dokuzuncu saatten sonra, başlayan günün dördüncü bölümü: NONA
Eski Roma’da dört tekerlekli ve iki atlı yarış arabası: BİDA
Eski Roma’da eğlence amacıyla düzenlenen deniz savaşı tatbikatına ve bu tatbikatın yapıldığı havuza verilen ad: NOMAHYA
Eski Roma’da emekli askerlere verilen ad: VETERAN
Eski Roma’da gönüllü olarak orduya katılan eski ve tecrübeli asker: EVOCATİ
Eski Roma’da hazine yöneticisi: QUAESTOR
Eski Roma’da hiçbir iş yapılmayan gün: FERİA
Eski Roma’da içinden dumanlar çıkan ve cehennemin girişi sayılan sazı mağaralara verilen ad: PLUTONİUM
Eski Roma’da kullanılan bir para: AES
Eski Roma’da kum üzerinde rakamlar çizerek temel aritmetik öğreten kişi: ANENERİUS
Eski Roma’da ortak bir atadan geldiklerini kabul eden, kendi aralarında evlenmeyen ve kapalı bir yerleşme alanında yaşayan insan topluluğu: JENS
Eski Roma’da toprak,taş,ağaç gövdesi vb.nın yığılmasından meydana getirilen,bir orduyu kuşatmaya veya korumaya yarayan küme: AGGER
Eski Roma’da üç yüksek görevliden oluşan kurul: TRİUMVİRİK
Eski Roma’da Vesta rahiplerinin tören sırasında başlarına bağladıkları beyaz tül: SURFİBULUM
Eski Roma’da yarış arabalarını süren kimse: AURİGA
Eski Roma’da yemeklerden önce ve sonra el yıkamak için kullanılan ibrik ve leğene verilen ad: AKUAMANALİS
Eski Roma’da, bir sirk içinde küçük çapta deniz savaşları yapılmak üzere kazılmış büyük havuz: NOMAHYA
Eski Roma’da, herhangi bir birimin on ikide biri: ONS
Eski Romada aile ve ev mabutları: PENATES
Eski Roma'da aşağı sınıf halkın ve balıkçıların giydiği bir çeşit palto: ALİKULA
Eski Roma'da ayrıcalıklı patriciler dışında kalan yurttaşlara verilen ad: PLEB
Eski Roma'da başka bir kişi adına bir işletmede görevli kimse veya temsilci: İNSTİTOR
Eski Roma'da bazı ilahların kültürüne bağlı rahip: FLAMEN
Eski Roma'da bir çeşit sandal ayakkabı: SOLEA
Eski Roma'da bir düşman ya da şehrine ilk giren kişiye verilen taç: VALLARİS
Eski Roma'da bir gözü öne, bir gözü arkaya atılarak omuzda taşınan heybe: MANTİCULA
Eski Roma'da bir yeri ya da bir kişiyi arındırmak için yapılan tören: LUSTRATİO
Eski Roma'da birini belirli bir yere sürgün etme cezası: RELEGATİO
Eski Roma'da doğal nesnelere bakarak geleceğe ilişkin anlamlar çıkaran bilici: AUGUR
Eski Roma'da dört köşe bir masada oynanan ve damaya benzer oyun: LATRUNCULUS
Eski Roma'da dövüşler için gladyatör yetiştiren ve satan kimse: LANİSTA
Eski Roma'da elinde küçük yuvarlak bir kalkan bulunan gladyatör: PARMULARİUS
Eski Roma'da eyaletlerin ödediği vergilerden biri: OBLATİO
Eski Roma'da Felemenlerin giydiği bir tür yuvarlak başlık: GALERUS
Eski Roma'da galip kumandanlara yapılan ikinci sınıf tören: OVATİO
Eski Roma'da görevden ayrılmış flamen: FLAMİNALİS
Eski Roma'da içi kürklü manto şeklinde bir erkek giysisi: GAUSAPA
Eski Roma'da İmparatorluk muhafız birliği: SCHOLA
Eski Roma'da isis rahiplerine verilen ad: PAUSARİUS
Eski Roma'da kadınların din veya cenaze töremlerinde başlarını örtmek için kullandıkları saçaklı, lal renkli ve kare biçimli örtü: RİCA
Eski Roma'da kullanılan bronz bir para birimi: SEMİS

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:49
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
İleti 
Eski Roma'da kullanılan sıçak su dökmeye yarayan kurna: LABRUM
Eski Roma'da kullanılan, oldukça uzun bir menzile ve yüksek isabete sahip bir cins sahra topu: BALLİSTA
Eski Roma'da kullanılmış ağır bir araba: SARRACUM
Eski Roma'da kurbanlar için kullanılan balta: SACENA
Eski Roma'da martta ve haziranda Minerva şerefine kutlanan bayramlar: MİNERVALİA
Eski Roma'da özel işlerin yapılmasına izin verilen günler: FASTUS
Eski Roma'da özellikle flamenlerin giydiği bir çeşit şapka: GALERUS
Eski Roma'da Saturnalia sırasında Ops onuruna düzenlenen şenlikler: OPALİA
Eski Roma'da savaş gemisinin mahmuzu: ROSTRUM
Eski Roma'da sıradan mahalleler ve yollar için kullanılan latince asıllı deyim: VİCUS
Eski Roma'da soyluların oluşturduğu siyasal parti: NOBİLİTAS
Eski Roma'da tanrıların kızgınlığını yatıştırmak ve bir felaketi önlemek için verilen buyrultular: OBSECRATİOLAR
Eski Roma'da taş duvar veya tahta perdeyle çevrili ve içinde bir sunak, kapellalar, kutsal ağaçlar bulunan yer: SACELLUM
Eski Roma'da üç yüksek görevliden oluşan kurul: TRİUMVİRLİK
Eski Roma'da vatandaşa borçlu olan Roma'lı vatandaş: OBERATUS
Eski Roma'da vatandaşlık hakkına sahip kadınların gömlek üzerine giydikleri kollu ya da kolsuz üstlük: STOLA
Eski Roma'da yangınlarla mücadele etmek ve geceleri şehrin güvenliğini sağlamakla görevli kimselere verilen ad: VİGİL
Eski Roma'da yapı dışına taşan, yarımdaire şeklindeki bölümlere verien ad: APSİDA
Eski Roma'da yer mozayiklerini oluşturan küçük küp biçimli döşeme malzemesi: TESSERA
Eski Roma'da yılda bir kutlanan ölüler bayramı: PARENTALİA
Eski Roma'da zafer kazanan komutanların kente girişinde kullandıkları iki tekerlekli arkası açık araba: QUADRİGAE
Eski Roma'da, 13-21 şubat arasında kutlanan ölüler bayramı: FARALİA
Eski Roma'da, adaklarda ve şölenlerde kullanılan bir çeşit kepçe: SİMPULUM
Eski Roma'da, askerlerle yolcuların giydiği kısa, kalın ve kolsuz palto: PENULA
Eski Roma'da, bir asker veya bir kölenin biriktirdiği para: PECULİUM
Eski Roma'da, bir deniz savaşını gösteren sahne: NAUMAKHİA
Eski Roma'da, bir hakimin odacısı: STATOR
Eski Roma'da, bir ormanı korumakla görevli köle veya azat edilmiş köle: SALTUARİUS
Eski Roma'da, cenaze törenlerinden itibaren, bir kurban, bir şölen ve kimi zaman da oyunlarla sona eren dokuz günlük yaz dönemi: NOVEMDİALİS
Eski Roma'da, çobanların kullandığı ve kır tanrılarının alameti olan kıvrak sopa: PEDUM
Eski Roma'da, demir, bronz, gümüş veya boynuzdan orağı andıran kazıyıcı alet: STRİGİLİS
Eski Roma'da, dernek, loca: SODALİTİUM
Eski Roma'da, Elinde Galya kalkanı ile küçük bir kılıç başında da, üzerine balık resmedilmiş bir başlık bulunan gladyatör: MİRMİLLO
Eski Roma'da, elkonulmuş malları kaçırıp parça parça satan kimse: SECTOR
Eski Roma'da, evlilik dışı doğan çocuk: SPURİUS
Eski Roma'da, flaman denilen rahibin karısı: FLAMİCİCA
Eski Roma'da, genç kızların evlendikleri gün taşıdıkları alev rengindeki tül: FLAMMEUM
Eski Roma'da, hiç bir iş yapılmayan gün: FERİA
Eski Roma'da, İmparatorluğun son zamanlarında süvarilerin mızrak ucunda veya miğferlerinin sorgucunda bulunan şerit: FLAMMA
Eski Roma'da, kadın paltosu: PALLA
Eski Roma'da, kadınların giydiği elbise: STOLA
Eski Roma'da, komik piyeslerde kullanılan alçak tabanlı ayakkabı: SOCCUS
Eski Roma'da, köy idare bölgesi: PAGUS
Eski Roma'da, kralların kovuluşunun yıldönümü olarak kutlanan bayram: FUGALİA
Eski Roma'da, müfreze, askeri birlik: NUMERUS
Eski Roma'da, orman ve fundalıklardan meydana gelen büyük imparatorluk mülkü: SALTUS
Eski Roma'da, örme bağ çubuklarından yapılmış, takım kumandanının bastonu: SCİPO
Eski Roma'da, özgür kişilerin bağlı olduğu vatandaşlık: PATRON
Eski Roma'da, patronların müşterilerine verdikleri ikramiye: SPORTULA
Eski Roma'da, Roma hamamlarında buhar banyosu yapılan bölüm: SUDATORİUM
Eski Roma'da, Roma ordusunun yardımcı birliklerinde okçu: SAGİTTARİUS
Eski Roma'da, Roma senatosunun önemli durumlarda emrettiği kamu duası: SUPPLİCATİO
Eski Roma'da, Senato eyaletlerinden alınan vergi: STİPENDİUM
Eski Roma'da, sirklerde tribünleri arenadan, vahşi hayvanları seyircilerden içi su dolu hendek: EURİPUS
Eski Roma'da, soylular sınıfı: OPTİMAS
Eski Roma'da, toprak ve madenden yapılmış yüksek kenarlı düz tabak: PATELLA
Eski Roma'da, üçgen biçimindeki küçük gemi yelkeni: SUPPARUM
Eski Roma'da, üstünde kabartma bir maske bulunan, mermer veya tunçtan küçük kurs: OSCİLLUM
Eski Roma'da, Üzerinde bir sandık bulunan bir çeşit sedye: SANDAPİLA
Eski Roma'da, vasiyet yoluyla azat edilen kölelere verilen ad: ORCİNİANUS
Eski Roma'da, vergi ödeyebilecek durumda olan vatandaşlar: ASSİDUİ
Eski Roma'da, Vesta rahibelerinin tören sırasında başlarına sardıkları beyaz tül: SUFFİBULUM
Eski Roma'da, yabancılara ve aşağı sınıfa yasak edilen, vatandaşların giydiği, yünlü kumaştan yapılan erkek giysisi: TOGA
Eski Roma'da, yeni askerlerin koluna yapılan işaret: STİGMA
Eski Romalı askerlerin, göğüslerine taktıkları, altın, gümüş ya da tunçtan yapılan birbirine bağlı süslü plakalar: FALER
Eski Romalılar da, yolcular esirler ve aşağı tabaka insanların giydiği deriden büyük yağmurluk: PAENULA
Eski Romalılar ve Etrüskler'de, aile ocağını koruyan tanrılar: PENATES
Eski Romalılar zamanında, Roma’da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan: FORUM
Eski Romalılarda alçı ile kaplı duvar panosu: ALBÜM
Eski Romalılarda ayağın üst kısmını açık bırakacak şekilde deri şeritlerle bağlanan bir çeşit sandal: CAMPAGUS
Eski Romalılar'da ''ev''e verilen isim: DOMUS
Eski Romalılarda, arınmayı sağlamak için yapılan, adını üç kutsal hayvandan almış ayin: SUOVETAURİLİA
Eski Romalılarda, piyade ve süvarinin oluşturduğu askeri birlik: LEJYON
Eski Romalılar'da, saç ve sakal kıvırmak için kullanılan, içi boş ve kamışa benzer ince demir boru: KALAMİSTRUM
Eski Romalılar'ın giydiği başa sıkıca oturan siperliksiz şapka: PİLEUS
Eski Romalılar'ın kullandığı maden vazo: PATER
Eski Romalıların mozaik yollarda kullandıkları süsleme motifi: MEANDR
Eski Romalılar'ın togo üstüne giydikleri elbise: EPİTOGİUM
Eski Romalıların ulusal giysisi olan geniş ve uzun harmani: TOGA
Eski Rus kentlerinin tahkim edilmiş orta mahallesine verilen ad: KREMLİN
Eski Rusya’da bir çok ince kayıştan yapılan kamçıya ve bu kamçı ile sırta vurma cezasına verilen ad: KNUT
Eski Rusya’da prenslerin silah arkadaşlarından oluşan topluluk: DRUJİNA
Eski Rusya'da gönüllü emekçiler birliği: ARTEL
Eski Rusya'da halk destanı ya da epik şarkı: BİLİNA
Eski şairlerin kasidelerinde övdükleri kişilerden aldıkları bahşiş: CAİZE
Eski Saliens Franklarının kanun derlemesi: SALİCA
Eski şarap: HANDERİS
Eski savaş tertiplerinde sağ ve sol kollar arasında, merkezde başkumandan ve mahiyeti erkanının bulunduğu yer: KALBGAH
Eski Selçuklu yapılarında evin hanım kısmının büyük bir gizlilik içinde yaşadığı ve ancak ev halkının girebildiği bölüm: HARİM
Eski sırmaları eriterek gümüş ya da altın külçesi durumuna getiren işçi: KALCI
Eski slav dilinde en eski elyazması İncil: OSTROMİR
Eski Sovyetler Birliğinde Köy Tüketim Kooperatifi: SELPO
Eski SSCB'de devletin güvenliğinden sorumlu siyasal yönetim biriminin kısa adı: GPU
Eski SSCB'de Gulag kamplarındaki tutuklularına verilen ad: ZEK
Eski Sümer’de küçük bir kent: ERİDU
Eski tekkelerde dervişlerin yalnızca ibadet etmek ve çile doldurmak için kapandıkları oda: HALVETHANE
Eski terlik: KALIK
Eski tip ağaç kapıların ağaçtan yapılan dili: ZOĞNA
Eski tıpta iltihaplı hastalık: ZAT
Eski tiyatrolarda oyunun oynandığı yer: ŞANO
Eski tiyatrolarda salonun, çatıya en yakın olan kısmı: GALERİ
Eski tiyatrolarda, alkışlamasını sağlamak için oyunun alkışlanacak yerlerinde alkışı başlatacak görevli: ŞAKŞAKÇI
Eski toprak yapılarda toprağın altına yağmur geçirmemesi için üzerinde gezdirilen silindir biçimindeki taş: LOĞTAŞI
Eski toprak yapıların üstü: DAMBAŞI
Eski Tunç Çağı dönemine ait Ankara ili Yenimahalle ilçesi Boğaziçi Mahallesinde bulunan tümülüs: YUMURTATEPE
Eski Türk çadırlarında kenarları oluşturan kanatların üst kısmına çepeçevre sarılan kuşak: BAŞKUR
Eski Türk devletlerinde hükümdarın gizli ve önemli emirlerini ulaştırmakla görevli haberci: İNAK-İNAR
Eski Türk devletlerinde kaan ve hakandan önce hükümdar anlamında kullanılan bir unvan: YABGU
Eski Türk devletlerinde ve Moğollarda ferman karşılığında kullanılan hükümdar buyruğu: YARLIK
Eski Türk devletlerinde yolları koruyup gözeten görevlilere verilen ad: YASAVUL
Eski Türk dillerinde göçebe toplumlarda klan karşılığı kullanılan bir terim: ORDA
Eski Türk dövüş sanatı: AMAROK
Eski Türk erkeklerinin giydiği ceket ya da kuşaklı yelek: DOLAMAN
Eski Türk evlerinde, çoğu kafesli olan çıkma: CUMBA
Eski Türk evlerindeki odalarda, kapı yanındaki duvarda, boydan boya yer alan ve içine yatak takımları ile şilteler konan dolaplar: MUSANDIRA
Eski Türk güreşlerinden biri: ABA
Eski Türk körmük oyunlarındaki gösteri sanatçısı: LUBETBAZ
Eski Türk Mimarisinde odanın karşı ön cephesinde yer alan üç yanı pencereli çıkma, cumba: ŞAHNİŞ
Eski Türk odalarında, başköşelerde bulunan üzeri minderli sedir: BAŞSEDİR
Eski Türk sahne oyunlarında güldüren oyuncu: MUDHİK
Eski Türk saray rakslarından biri: KALYONCA
Eski Türk tiyatrosunda tragedyaya ve melodrama verilen ad: HAGARAGORT-FACİA
Eski Türk topluluklarında ve Osmanlılarda, at kılından yapılmış, bir göndere bağlanarak taşınan yetki ve görev belirteci: TUĞ
Eski Türkçede "rüçvet" anlamında kullanılan bir sözcük: ORUNÇ
Eski türkçede ''eğer'' anlamına şart edatı: ABARN
Eski Türkçede hafif meşrep kadın: KOKOT
Eski Türkçede ince, yumru burunlu kimse: AKNA
Eski Türkçede rüşvet anlamında kullanılan sözcük: ORUNÇ
Eski Türklein inanışında su perisi: İLAYDA
Eski Türkler tarafından yapılan at, köpek, keçi gb. evcil hayvanların mumyaları: KİP
Eski Türklerde atasözü, tez: SAV
Eski Türklerde başa giyilen bir çeşit kisve: TOPİ
Eski Türklerde bazı heykellere verilen ad: AĞALMATA
Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğul: TEKİN
Eski Türklerde bir kurt adı: ALPAGU
Eski Türklerde demirci ve zanaatçı ustalarına, esnaf temsilcilerine verilen ad: TARHAN
Eski Türklerde doğaüstü güçlerle doğrudan iletişim kurma yeteneği olduğuna inanılan din adamı: ŞAMAN
Eski Türkler'de doğum meleği: AYZIT
Eski Türklerde doğum yapmış kadınları albasmasına karşı koruyan kişilere verilen ad: ALCI
Eski Türklerde göçebe grupların önde gelen kutsal ulu kişisine verilen unvan: KUDU
Eski Türklerde gök tanrısı: ÜLGER
Eski türklerde gökkuşağına verilen isim: TEGRİ KURU
Eski Türklerde hanlardan ya da beylerden biri öldüğünde mezarı üzerine serilen ve daha sonra yoksullara dağıtılan kumaş: EŞKE
Eski Türklerde hastaları iyileştirmek için okunan dualara verilen ad: ARPAĞ
Eski Türklerde hekim: ATASAGUN
Eski Türklerde hükümdarlara ve hükümdar ailesi mensuplarına verilen unvan: İLİG
Eski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen taş: BALBAL
Eski Türkler'de kız kaçıran boy'un, cezadan kurtulmak için kız tarafına verdiği mal: KALIN
Eski Türkler'de Kukla oynatıcısı: SURETBAZ
Eski Türklerde kullanılan bir unvan: TİGİN
Eski Türklerde kutsal sayılan hekim: ATASAGUN
Eski Türklerde ölen bir kişinin ardından yazılan şiir türü: SAGU
Eski Türklerde ölen kahramanların mezarlarına dikilen küçük heykellere verilen ad: BALBAL
Eski Türklerde ölmüş ataların tapılan resim ya da heykelleri: ABAK
Eski Türklerde ölüler için yapılan tören: YOĞ-YUĞ
Eski Türklerde ordu müfettişlerine verilen ad: YASAVUL
Eski Türkler'de ''şaman, baksı, kam, ozan'' gibi adlar verilen büyücü-şairler için kullanılan bir başka sözcük: OYUN
Eski Türklerde Şamanın hastaları iyileştirmek için okuduğu dualara verilen ad: ARPAĞ
Eski Türklerde soylular sınıfı: AKSÜYEK-AKSÜLEK
Eski Türklerde tahsildara verilen ad: AMGA
Eski Türk'lerde tanrı tarafından hanlara verildiğine inanılan yönetme yetkisi sayesinde devlet idaresinde güç: KUT
Eski Türklerde toplumsal bölüşümü düzenleyen sistem ya da hukuk: ÜLÜŞ-OLOS
Eski Türklerde toplumsal ve örgütsel içerikli büyük ziyafet: TOY
Eski Türklerde toteme verilen ad: ABAK
Eski Türklerde tufan tanrısı: CAYIK
Eski Türklerde ve Moğollarda hakanın seçme muhafızlarına verilen ad: NÖKER
Eski Türkler'de ve Osmanlılarda bazı oymak beyleri ve ileri gelenler için kullanılan unvan: İLBEYİ
Eski Türklerde vergi ödemeyen, hükümdar huzuruna izinsiz girebilen, saygın kişi: TURHAN
Eski Türklerde yağmur yağdırıp yel estirdiğine inanılan büyü taşı: YADA
Eski Türklerde yarasa: KORYAPALAĞ
Eski Türklerde yer altı tanrısı: ERLİKHAN
Eski türklerde yeraltındaki büyük denizde yaşadığına inanılan efsanevi yaratık: ABRA-YUTBA-APRA
Eski Türkler'de yevmiyeye verilen ad: TER
Eski Türklerde, demirci ve zanaatçı ustalarına, esnaf temsilcilerine verilen ad: TARHAN
Eski Türklerde, devlet işlerinde en yüksek memurluklardan biri: AYGUCI
Eski Türklerde, devletin dış siyaset işlerine bakan görevli: TANGUCI
Eski Türklerde, siyasi suçlara bakan, Hakan başkanlığındaki yüksek mahkeme: YARGU
Eski Türklerde, toplumsal ve örgütsel içerikli büyük ziyafet: TOY
Eski Türklerin dini: ŞAMANİZM
Eski Türklerin ilk dövüş sanatı: AMAROK
Eski Türklerin kullandığı bir çeşit başlık: TÖPİ
Eski Türklerin savaşa giderken taşıdıkları ipek ya da yaban sığırı kuyruğundan tuğ: BEÇKEM
Eski Türlerde kağıt oymacılığına verilen ad: KAAT
Eski uygarlıklarda, üzerine kazı kalemiyle yapılmış resim, yazı ya da çizimler bulunan küçük levha: TABLET
Eski uygur yazmalarında dost, ahbap, arkadaş anlamlarında geçen kelime: KUDAS
Eski uygur yazmalarında utanç, haya anlamında geçen kelime: TUDUNÇ
Eski ve basit ev: PAKSA
Eski ve kalitesiz yatak: MİTİL
Eski ve yamalı dilenci ya da derviş hırkası: DELK
Eski ve yamalı elbise: MURAKKA
Eski ve Yeni Ahit'i kapsayan kitap: BİBLE
Eski ve yeni dünyanın kuzey kesimlerinde yaşayan göçmen,dalıcı ördek: KARAPATKA
Eski vezir konaklarındaki bir kısım müstahdeme verilen ad: ZOBU
Eski Yahudilere verilen ad: İBRANİ
Eski yakındoğu kültlerinde şeytan: BEELZEBUB
Eski yapı ya da kent kalıntısı: ÖREN
Eski yapılar, eski eserler: ASARIATİKA
Eski yayıklarda ayran dövülen tahta: FİŞEK
Eski yazı bilimi: PALEOGRAFİ

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:49
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
İleti 
Eski yazı çeşitlerinden birinin adı: ŞİKESTE
Eski yazıda harfi “i” sesiyle okutmak için harfin altına konulan küçük çizgi: ESRE
Eski yazıda kimi harflerin baş tarafı yazıldıktan sonra süs için çekilen uzatma: KEŞİDE
Eski yazıda noktasız harflerle yazılan şiir ve nesirler hakkında kullanılan bir terim: MÜCERRET
Eski yazıları çözmekle uğraşan bilgin: PALEOGRAF
Eski yazıyla yazılan kitapların bittiğini belirtmek üzere son sayfaya konulan işaret: TEMME
Eski yazmalarda kullanılan, özellikle büyük harf yazı: UNCİAL
Eski Yugoslavya'da karstlı yüzey şekilleri bulunan bölgelerde, bir poljedeki tümsek veya tepe: HUM
Eski Yunalılar'da, ordu başkumandanı: POLEMARKHOS
Eski Yunan askerlerinin taktığı baldır zırhı: KNEMİS
Eski yunan düşününe özgü soyut bir kavram ve onu simgeleyen dişi cinsten tanrısal bir varlık: ATE
Eski Yunan evlerinde, erkeklere ayrılan büyük oda: ANDRON
Eski Yunan fabl’larını derlediğine inanılan, ama gerçekte yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazara geleneksel olarak verilen ad: EZOP
Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik: MONAD-MONAT
Eski Yunan felsefesinde, maddi özelliklerinin türetildiği bölünmez birlik: MONAD
Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri: ATOM
Eski Yunan kadınlarının, saçlarını toplamak için kullandıkları, genelde metalden yapılmış saç bandı: AMPYKS
Eski Yunan kentlerinde en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale: AKROPOL
Eski Yunan kentlerinde pazaryeri: AGORA
Eski Yunan kentlerinde yaşayan ve kölelerden daha fazla, fakat yurttaşlardan daha az haklara sahip olan kişilere verilen ad: ALLOGENLER
Eski Yunan mimarisinde saçağın doğrudan doğruya sütunların üzerine oturan bölümü: EPİSTİL
Eski Yunan sanatında, ayakta duran genç erkek heykellerine verilen ad: KUROS-KORE
Eski Yunan saz şairlerine verilen ad: AED
Eski Yunan şiirinde bir tür: SAFİB
Eski Yunan şiirinde kullanılan ritim ölçüsü: ANAKLASİS
Eski Yunan sitelerinde genellikle surla çevrili kent merkezi: ASTY
Eski Yunan sitelerinde oturan ancak sitenin yerlisi olmayan kişilere verilen ad: METOİKOS
Eski Yunan sitelerinde yüksek dereceli memur: ARKHONT
Eski Yunan tapınaklarında tanrı heykelinin bulunduğu iç bölüm: NAOS
Eski Yunan tiyatrosunda koro başı: KORİFE
Eski Yunan tiyatrosunda, üstünde oyunun oynandığı sahneye verilen ad: SKENE
Eski Yunan toplumunda erginleme törenlerinin üç aşamasından biri: POMPE-AGON-KOMOS
Eski Yunan tradisyonunda Dünya’yı oluşturan ilah: DEMİURGOS
Eski Yunan trajedi yazarlarının yarışmalar için hazırladıkları üç tragedya ve bir dramdan oluşan dörtlü yapıt: TETRALOJİ
Eski Yunan trajedisinde, oyuncu veya oyuncuların koro ile karşılıklı söyledikleri yas şarkısı: KOMMOS
Eski Yunan ve Avrupa şiirinde kullanılan ölçü ve ayaklar: İONİKOS
Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize: AKSAK
Eski Yunan ve Makedon ordusunda ağır piyade sınıfına verilen ad: HOPLİT
Eski Yunan ve Roma giysilerinde kumaşı tutturmak için kullanılan broş ya da iğne: FİBULA
Eski yunan ve roma sanatı ile ilgili olan: KLASİK
Eski Yunan ve Roma yapılarında taban kirişi ile çatı arasında kalan, üzeri boydan boya kabartmalarla süslü bölüm: FRİZ
Eski Yunan ve Roma’da içinde kült heykelinin korunduğu, tapınağın en kutsal bölümü: SELLA
Eski Yunan ve Roma'da hayatı, töreleri taklit amacı güden komedi türü: MİM
Eski Yunan ve Roma'da Hekimlik tanrısı: AKSLEPİOS
Eski Yunan ve Roma'da içinde kült heykelinin korunduğu, tapınağın en kutsal bölümü: CELLA
Eski Yunan ve Romalılar'da, iki atla çekilen, iki tekerlekli koşu veya savaş arabası: BİGA
ESKİ YUNAN.Olympos ve Pindos bölgesinde, özellikle haydutlukla geçinen dağlı: KLEPHTİS
Eski Yunan’da hatipler kürsüsü: BEMA
Eski Yunan’da iki büyük heykeltıraşlık okulundan biri: ATTİKA
Eski Yunan’da küçük süvari birliğine verilen ad: İLE
Eski Yunan’da mezar taşlarına yazılan kısa ve epik nazım şekli: EPİGRAM
Eski Yunan’da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer: ODEON
Eski Yunan’da on iki kentten oluşan grup ya da konfederasyon: DODEKAPOLİS
Eski Yunancada deniz ticaretinde uzmanlaşmış toptancı tüccara verilen ad: EMPOROS
Eski yunancada, meclis: AGORA
Eski Yunan'da, siyasi eğitimli soylular birliği: HETAİREİA
Eski Yunan'da arpa unuyla yapılan bir tür ekmek: MAZA
Eski Yunan'da başka ülkelerin hükümdarlarına verilen unvan: BASİLEUS
Eski Yunan'da bazı devlet törenlerinde, ''günah keçisi'' olarak kullanılan insanlara verilen ad: PHARMAKOS
Eski Yunan'da bir kahramanın kutsandığı tapınak: HEROON
Eski Yunan'da bir senato: BULE
Eski Yunan'da bir site, ülke veya ırka bağlı bütün halk tarafından ortak bir tapınak etrafında yapılan toplantı: PANEGYRİS
Eski Yunan'da Daidalos şerefine Platia'da yapılan şenlikler: DAİDALA
Eski Yunan'da ddrahmi'nin altı da biri değerindeki para ve ağırlık birimi: OBOLOS
Eski Yunan'da Dionysos şerefine düzenlenen ve komedinin doğmasına neden olan şenliklere verilen ad: KOMOS
Eski Yunan'da Dionysos şerefine kış gündönümünde yapıldığı sanılan gece şenlikleri: NYKTELİA
Eski Yunan'da Elevsis yortları sırasında yapılan tövbe merasimi: BALLETUS
Eski Yunan'da Halk meclisine verilen ad: EKKLESİA
Eski Yunan'da Hatipler kürsüsü: BEMA
Eski Yunan'da Hellenik oyunların başkanı: AGONARKHES
Eski Yunan'da Hermes onuruna yapılan şenlikler: HERMAİA
Eski Yunan'da İon Denizi, Ambarika Körefezi, Thyamos Irmağıyla kurulmuş bölge: AKARNANİA
Eski Yunan'da Isparta'da her yıl seçilen beş yüksek yöneticiye verilen ad: EPHOROS
Eski Yunan'da kadın ve erkeklerin kullandıkları, sığır derisinden yapılmış sandalet ayakkabı: PEDİLA
Eski Yunan'da Kamu toprakları üzerinde, hayvan otlatma hakkı: EPİNOMİOL
Eski Yunan'da Kendilerinden daha genç arkadaşlarının askerlik öğretmenliği görevini yapan yirmi iki yaşındaki genç ıspartalı: EİREN
Eski Yunan'da konser binası: ODEON
Eski Yunanda lir çalıp şiirlerini söyleyen şair: AED
Eski Yunan'da masrafları ortaklaşa karşılanan dostlar arası yemeğe verilen ad: ERANOS
Eski Yunan'da Mızrak ve kalkan taşıyan deniz piyade eri: EPİBATOS
Eski Yunan'da Mızraklı muhafız asker: DORYPHOROS
Eski Yunan'da Olağanüstü yetkili yüksek görevli: EPİSKOPOS
Eski Yunan'da Paros'ta Demeter rahipleri: KABARNOİ
Eski Yunan'da Sağ omuzu açıkta bırakan işçiler, köleler, zanaatkar, asker ve denizcilerin giydiği elbise: EKSOMİS
Eski Yunan'da Savaş sırasında alınan olağanüstü vergi: EİSPHORA
Eski Yunan'da Şehir devletlerinin senotalarına verilen ad: BULE
Eski Yunan'da sivil erkeklerin sokağa çıkarken kullandıkları yünden pelerin: KHLAİNA
Eski Yunan'da top oynanan yer: SPHAİRİSTERİON
Eski Yunan'da top oyuncusu: SPHAİRİSTES
Eski Yunan'da Trajedi ve komedi yarışmaları konusunda düzenlenen tutanaklar, özetler: DİDASKALİA
Eski Yunan'da Üstü zeytin dolu ve yün ipliklerle çelenk şeklinde sarılmış zeytin dalı: EİRESİONE
Eski Yunan'da, Apollon şerefine Dorlar'ın düzenlediği şenlikler: KARNEİA
Eski Yunan'da, askerlerin başlarına giydikleri kaska verilen ad: HELMET
Eski Yunan'da, askerlerin kalkanlarını birbirine birleştirerek ilerledikleri yürüyüş biçimni veya savaş düzeni: SYNASPİSMOS
Eski Yunan'da, Atina Akropolisi'ne su sağlayan kaynak: KLEPSYDRA
Eski Yunan'da, Atina'da bazı ayinlerin masrafını karşılamak ve bazı vergiler için avans vermek zorunda olan zengin yurttaşlar topluluğu: SYMMORİA
Eski Yunan'da, Atinalı gençlerin ergenlik töreni dolayısıyla Herakles onuruna yapılan şarap saçma töreni: OİNİSTERİA
Eski Yunan'da, Atrium'da ata resimlerinin konulduğu duvar oyuğu: PEGMA
Eski Yunan'da, Attike'de düzenlenen şenlikler: PANDİA
Eski Yunan'da, bacağın yarısını örten ve önden bağlanan bağcıklı ayakkabı: KOTHORNOS
Eski Yunan'da, bayram günü: HİEROMENİA
Eski Yunan'da, bir kültün maddi çıkarlarını korumakla görevli memur: HİEROMENİA
Eski Yunan'da, bir meclisin üyesi, bir kongrede milletvekili: SYNEDROS
Eski Yunan'da, bir tapınağın hizmetine bağlı köle: HİERODULUS
Eski Yunan'da, Dionysos'un panter derisinden elbisesi: PARDALİS
Eski Yunan'da, elbise altına giyilen gömlek: KHİTON
Eski Yunan'da, Eleusis ayinlerinin başrahibi: HİEROPHANTES
Eski Yunan'da, Eleusis'te Demeter ve Kore rahibesi: HİEROPHANTİS
Eski Yunan'da, ev sahibiyle konuğun arasında tanışma işareti: SYMBOLON
Eski Yunan'da, güreş ile yumruk dövüşünü birleştiren spor karşılaşması: PANKREAS
Eski Yunan'da, Güveyin, gelini düğünden önce ailesinin evinden almaya giden genç arkadaşı, sağdıç: PARANYMPHİOS
Eski Yunan'da, hafif kalkan taşıyan piyade: PELTASTES
Eski Yunan'da, hakim veya savcı yardımcısı: PAREDROS
Eski Yunan'da, iki devlet arasında imzalanan savunma ittifakı: SYMMAKHİA
Eski Yunan'da, İktidarı kullanma yetkisine sahip, yargıç ya da bir eyaleti yöneten en yüksek memur: PRAETOR
Eski Yunan'da, kol düzenindeki bir birliğin muharebe düzenine geçmek için yaptığı hareket: PARAGOGE
Eski Yunan'da, Korinthos Körfezinin güneyinde bölge: AKHAİA
Eski Yunan'da, kültür, tcaret ve din adamlarının her türlü toplantısı: SYNODOS
Eski Yunan'da, musa'ların temsil ettiği sanatların tümüne verilen ad: MUSİKE
Eski Yunan'da, nişanlı erkeğin oymağının üyeleri için verdiği sungu ve düzenlediği düğün yemeği: GAMELİA
Eski Yunan'da, oldukça yüksek ve dik kulplu, beyzi gövdeli, kısa ayaklı ve üç ağız testi: OİNOKHOE
Eski Yunan'da, Olimpiyat oyunlarını kazananlara verilen ad: OLYMPİONİKES
Eski Yunan'da, ölülere adanan kurbanlar: NEKYSİA
Eski Yunan'da, Pom oyununda meydan okuma ve karşılaşma: SPHAİROMAKHİA
Eski Yunan'da, şarap saçma törenlerinde kullanılan kap: SPONDEİON
Eski Yunan'da, şarap taşımaya yarayan kap: OİNOPHOROS
Eski Yunan'da, şehir şehir dolaşıp, özellikle Homeros'un şiirlerini okuyan saz şairleri: RAPSOD
Eski Yunan'da, Soylular-Aristokratlar Meclisine verilen ad: AREOPAGOS
Eski Yunan'da, Süvari genarali: HİPPARKHOS
Eski Yunan'da, Süvari tümeni: HİPPARKHİA
Eski Yunan'da, tahıllar için kullanılmış eski sığa ölçüsü: KHOİNİKS
Eski Yunan'da, tanrılara adanan sunguları taşıyan erkek: KHOEPHOROS
Eski Yunan'da, tapınak ya da kutsal alan: HİERON
Eski Yunan'da, tapmak için yapılmış olan küçük heykeller: HERMAİ
Eski Yunan'da, Tesalya menşeli harmani: KHLAMYS
Eski Yunan'da, Tesalya'da, kölelerle hür insanlar arasındaki bir sınıf üyesi: PENESTES
Eski Yunan'da, Törenlerde kutsal bir eşyayı taşıyan rahip: HİEROSKOPİA
Eski Yunan'da, üst kısmına doğru git gide genişleyen ve tarla işlerinde kullanılan yuvarlak sepet: KALATHOS
Eski Yunan'da, Yaklaşık olarak 0,077m değerinde, eski Yunan uzunluk ölçüsü birimi: PALAİSTE
Eski Yunanistan sitelerinin özelliklede Atina’nın yönetsel bölümü: DEMOS
Eski Yunanistan ve Roma'da tapınağın oturduğu platformun çevresindeki basamaklı kesime verilen ad: KREPİS
Eski Yunanistan’da sitelerin, özellikle Atina’nın yönetsel bölgesi, mahalle: DEME
Eski Yunanistan’da tapınaklarda yer alan ve üzerine sungular konan masa: ABAK
Eski Yunanistan’da, içinde genellikle çeşitli binalar ve bağışlarla çevrili bir tapınağın da yer aldığı kutsal alan: HİERON
Eski Yunanistan'da altın gümüş karışımı sikkelere verilen ad: ELEKTRON
Eski Yunanistan'da askerlerin başlarına giydikleri kaska verilen ad: HELMET
Eski Yunanistan'da bir harb dansı: PYRHİC
Eski Yunanistan'da dinsel içerikli şiirlere verilen ad: HYMNOS
Eski Yunanistan'da gençlerin bedensel ve düşünsel yönde eğitim gördükleri binalara verilen ad: GYMNASION
Eski Yunanistan'da halk egemenliğine verilen ad: DEMOKRATIA
Eski Yunanistan'da kadınlar arasında yapılan güzellik yarışması: KALLİSTEİA
Eski Yunanistan'da Musalar'ın oturduğuna inanılan dağ: HELİKON
Eski Yunanistanda Senato binasına verilen ad: BOULEUTERION
Eski Yunanistan'da tiyatrolarda cavea'yı yatay olarak parçalara ayıran geçitlere verilen ad: DIAZOMA
Eski Yunanistan'da yanları çevrili olduğundan hiçbir yeri görmeyen avlulara verilen ad: KRYPTA
Eski Yunanistan'da yarışmaların düzenlenmesinden sorumlu yöneticilere verilen ad: AGONOTHETES
Eski Yunanistan'da, ilk Olimpiyat Oyunları'nın düzenlendiği yer olan ( MÖ 776) ve at yetiştiriciliği ile de ünlenen tarihsel bölge: ELİS
Eski Yunanlı, Grek: HELEN
Eski Yunanlılar'ca kullanılmış bir çeşit hafif tekne: KERKUROS
Eski Yunanlılar'da halk şiirlerini, kahramanlık destanlarını, gelenekleri sözlü olarak aktaran kimse: MNEMON
Eski Yunanlılar'da kadın ve erkeklerin giydikleri çok bol harmani: HİMATİON
Eski Yunanlılar'da konser verilen basamaklı yer: ODEON
Eski Yunanlılarda şiirlerini lirle söyleyen saz şairlerine verilen ad: AED
Eski Yunanlılarda, eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralığa verilen ad: KOMA
Eski Yunanlılarda, özellikle Makedonya piyadelerinin çekirdeğini oluşturan mızraklı alay: FALANJ
Eski Yunanlıların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı: DİTİRAMP
Eski Yunanlılar'ın gömlek biçiminde kadın giysisi: DİPLOİS
Eski Yunanlıların kullandığı Kitharis şeklinde bir tür mızraplı saz: LYRA
Eski Yunanlılar'ın kullandığı, yaklaşık 3m.uzunluğunda bir ölçü birimi: AKAİNA
Eski Yunanlılar'ın milli ayakkabısı: KREPİS
Eski zaman yapıtları üzerinde, zamanla oluşmuş eskimiş yüzey: PATİNA
Eski zamanla ilgili: ATİK
Eski zamanlarda çobanların giydiği koyun derisinden yapılmış kıyafet: NEBRİS
Eski zamanlarda lakab olarak kullanılan insanları kişilikleri hakkında bilgi vermeye yarayan bir sıfat: CIRNI
Eski zamanlarda sıkça kullanılan köseleden yapılan bir nevi su kabı: KIRBA
Eski zamanlarda, bazı mesleklerde en yüksek mahkemeyi teşkil eden meclis: SANATO
Eski, bol ve biçimsiz giysi: HILLİK
Eski, ezeli: KADİM
Eski, geçmiş, önceki: ESBAK
Eski, köklü soydan gelen: BALİSOY
Eski, seki, eksi” örneğinde olduğu gibi, bir sözcük içindeki seslerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcüğe verilen ad: ANAGRAM
Eski, tek kulplu su ya da şarap kabı: LAGENA
Eski, yıpranmış kullanılamaz hale gelmiş: HIŞIR
Eskiçağ Mısır'ın yukarı kesiminde, Nil kıyısında hüküm süren Habeşistan kraliçelerine verilen ad: KANDAKE
Eskiçağ okullarında uygulanan bir çeşit belagat terimi: KHREİA
Eskiçağ trajedisinde, koronun sahneye girdikten sonra söylediği ilk şarkı: PARODOS
Eskiçağda binicilerin giydiği bir zırh takımı: KATAPHRAKTES
Eskiçağda Mısır'da gözenekli topraktan yapılan kap: KANOPE
Eskiçağda özellikle Mısırlılar'da kopyacı, kayıtçı sekreter: SCRİBA
Eskiçağda şehrin stratejik noktalarında nöbet tutan gece bekçileri: NOCTURNUS
Eskiçağda ve Bizans devrinde Çoruh ırmağına verilen ad: BOAS
Eskiçağda Yunanistan'da şüpheli kişi haline gelmiş bir vatandaşın sürgün edilmesi: OSTRAKİSMOS
Eskiçağda, bir şairin daha önceki ileri sürdüğü yargılardan caydığını bildirmek için yazdığı şiir: PALİNODİA
Eskiçağda, bir yapının önünde veya yanlarında bulunan revaklı giriş: KHALKİDİKON
Eskiçağda, ölümsüzlüğü temsil eden Mısır nazarlığı: ŞEN
Eskiçağda, oyunun, koronun girişinden önce gelen ve konunun açıklanmasını hazırlayan giriş bölümü: PROLOG
Eskiçağda, pişmiş topraktan yapılmış delikli fırın: KLİBANOS
Eskiçağlarda, sedir ağaçlarının reçinelerinden hazırlanan şarap: KEDRİTES
Eskici: PAREDUZ-PARDUZ

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:50
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
İleti 
Eskide, su veya şarap satan kimselere verilen ad: ABKAR
Eskiden "arkeoloji" anlamında kullanılan sözcük: ATİKİYAT
Eskiden "pastoral" anlamında kullanılan sözcük: RAİYE
Eskiden "sürh" adlı kırmızı boyayı ezmekte kullanılan alet: MIDAK
Eskiden 1283 gram ya da 400 dirhem ağırlığındaki ölçü birimi; okka: KIYYE
Eskiden açık saçlı, çember takmayan gayrimüslim kadınlarına verilen ad: NİFİ
Eskiden adet, tören: DEB
Eskiden ağır hapis mahkumlarının boynuna geçirilen demir halka: LALE
Eskiden akıl hastalarına bakmakla görevli hademe: GÜLLABİ
Eskiden akıl hastanelerine verilen ad: BİMARHANE
Eskiden albay: MİRALAY
Eskiden alınan başlık parası: YEĞİ
Eskiden Alman ordusunda kullanılmış bir tür tabanca: PARABELLUM
Eskiden Amerika'da bazı kabilelerin hindistan cevizi suyunu kaynatıp yoğunlaştırarak yaptıkları içki: ORRAKA
Eskiden Anadolu beyliklerinde donanma hizmetlerinde görevlendirilen asker: AZEB
Eskiden Anadolu’nun güneyinde ve Suriye’nin kuzeyinde konuşulan Hint-Avrupa ailesine bağlı ölü dil: LUVİ
Eskiden Anadolu'nun kimi yörelerinde kullanılan 16kg'lık ağırlık ölçüsü: PUT
Eskiden Aralık ayına verilen ad: İLKKANUN
Eskiden Arapların Recep ayında kestikleri kurban: ATİRE
Eskiden asker tayını: CERAYE
Eskiden askerlerin aldıkları üç aylık maaşın Şevval, Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü: LEZEZ
Eskiden Atina'da Athena tapınağının temizlenip, tanrıçanın heykelinin yıkanıp süslenmesiyle kutlanan temizlik bayramı: KALLYNTERİA
Eskiden atlet yerine giyilen beyaz iç çamaşırı: GÖYNEK
Eskiden Avrupa’da kentler arasında yolcu taşımakta kullanılan kapalı ve dört tekerlekli at arabası: DİLİJANS
Eskiden Avrupa’ya verilen bir ad: FRENGİSTAN
Eskiden avukata verilen ad: MUHAMİ-MAHAMAT
Eskiden ayakkabıcı ve saraçların ayaklarıyla gerdirerek ayakkabıyı dizleri üzerinde oturtmak için kullandıkları deri kayış: KATOKİ
Eskiden bacaların içinde bakır veya kazan asmaya yarayan ucu çengel, kanca: KAKARİGA
Eskiden bağ, bahçe, arsa haline konan ekim toprağı için ödenen vergi: MUKATAA
Eskiden Bağdat ve İsfehan' da dokunan sağlam ipekli kumaş: ATABİ
Eskiden bahriye topçusuna verilen ad: SUDAGABO
Eskiden bakanlar kuruluna verilen ad: KABİNETO
Eskiden balık, sebze, meyve gibi yiyecekleri yerinden alarak toptan satan kimse: MADRABAZ
Eskiden Balıkesir yöresine verilen ad: KARESİ
Eskiden balmumu üzerine basılmış mührün bozulmaması için üzerine yapıştırılan fildişinden yapılma kapakçık: KOZALAK
Eskiden banka, patrikhane vb. yerlerde silahlı koruyuculara verilen ad: KAVAS
Eskiden bazı çavuşların elde tuttukları uzun değnek: ARDA
Eskiden bazı devlet dairelerine verilen ad: EMANET
Eskiden bazı kısımlarını düzgün tutmak için kumaşla astar arasına konulan kolalı bez: FODRA
Eskiden bazı mülkler için ödenen vakıf vergisi: GEDİK
Eskiden bazı vakıf kuruluşlarına yoksullara yemek vermesi için ayrılan para: İTAMİYE
Eskiden Belçika ve Kuzey Fransa'da kullanılan yaklaşık 130lt.tutan ölçek: AİME
Eskiden beli ince göstermek için kadınların kalça üzerine bağladıkları yastık: UDHUME
Eskiden beri var olan: BAYRI
Eskiden bezek işlerinde kullanılan bir tür sedef: ARUSEK
Eskiden biçim verme,kalıba sokma: TİRİZ
Eskiden bilginlere verilen bir unvan: HÜCCET
Eskiden bin gümüş ya da yedi bin altın lira konulabilen, keçi derisinden yapılmış para kesesine verilen ad: BEDRE
Eskiden bir cenazenin ardından ücretle ağlayan kadın: NAYİHA
Eskiden bir cildin kilidini bağlayan zincir şerit: SÜRME
Eskiden bir çok Latin ülkesinde kullanılmış araba: REAL
Eskiden bir gazetenin geçici olarak kapatıldığını bildiren resmi yazı: TATİLNAME
Eskiden bir liralık kâğıt para: PAPEL
Eskiden birçok hastalığın tedavisinde kullanılan, macun kıvamında ilaç: TİRYAK
Eskiden böbrek hastalarının tedavisinde kullanılan ve yaraotu da denilen otsu bitki: ÇOBANGÜLÜ
Eskiden Boğa Burcuna verilen ad: SEVİR
Eskiden Bulgar krallarına verilen unvan: GAR
Eskiden büyük ağaç dalına asılan ip ve tahtadan yapılan en az 4 kişilik salıncak: TAHDALU
Eskiden büyük cüzdan: CİLBEND
Eskiden büyük devlet adamları tarafından giyilen geniş ve devrik yakalı kürk: KAPANİÇE
Eskiden büyük konaklarda çalışan hizmetlilerin başındaki kişi: AĞA
Eskiden büyük konaklarda mutfak ve yemek görevlerinde kullanılan uşak: SERAYDAR
Eskiden büyük makamdaki kimseleri hoş sözlerle, fıkra ve öykülerle eğlendiren kimse: NEDİM
Eskiden çamaşır yıkamada kullanılan beyaz kil: ALOT
Eskiden çamaşır yıkanan yer: YUNAKLIK
Eskiden camilerin iç avlusuna bakan yere yapılan gölgelik: ZULLA
eskiden çatı örtmede kullanılan ve özel tomruğundan yarılarak elde edilen tahta: BEDEVRE
Eskiden cenaze merasiminde para ile tutulan ağlayıcı: FERYATÇI
Eskiden cenazelerde ağlaması için ücretle tutulan kadın: NAYİHA
Eskiden çeyrek altına verilen ad: RUBİYE
Eskiden Cezayir’in karma komünlerinde, yöneticilerin buyruklarını bir yerden bir yere götürmekle görevli yerli halktan atlı postacı: DEVRA
Eskiden Cezayir'de yöneticilerin buyruklarını bir yerden bir yere götürmekle görevli atlı postacı: DEYRA
Eskiden cilt yerine kullanılan bir terim: DEFTER
Eskiden çizmelerin içinde taşınabilecek şekilde ciltlenen kitaplara verilen ad: HUFFİ
Eskiden çocukları okula getirip götüren hademe: BEVVAP
Eskiden çocukların mahalle mektebine başladıkları gün yapılan tören: AMİN ALAYI
Eskiden Daçya kralına verilen ad: DECEBALUS
Eskiden Dağıstan’da yapılan pişmiş topraktan değerli bir tabak türü: KUBACI
Eskiden değerli eşya alınıp satılan kapalı çarşı: BEDESTEN
Eskiden demir almış gemi için kullanılan sözcük: RASİ
Eskiden demircilerin kapı, pencere gibi hareketli yerlerde kullandığı bir malzeme: GULLAP
Eskiden deri hastalıklarında kullanılan doğal, kırmızı civa sülfürü: ZİNCİFRE
Eskiden ders çalışma masası: RAHLE
Eskiden dervişlerin giydiği abadan yapılmış, önü açık hırka: ABA
Eskiden dervişlerin oturduğu yer, tekke: DERGAH
Eskiden develeri su içmeye teşvik etmek için hazırlanan un ve tuz karışımı yiyecek: ÇORA
Eskiden devlet büyüklerine yol açmak amacıyla önden giden yasakçıların, uzak durun, savulun anlamında söyledikleri söz: DURBAŞ
Eskiden Devlet dairelerine gelen mektupların üzerine konan kayıt işareti: AMED
Eskiden dikdörtgene verilen ad: MUSTATİL
Eskiden din ulularına maaş yerine verilen ayniyat ya da para, ulufe: ARPALIK
Eskiden Diyarbakır’da dokunan,yarı ipekli bir kumaş türü: MEYDANİYE
Eskiden dokunan bir tür ipekli kumaş: ABAİ
Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez: REVENDÜK
Eskiden dükkanların önlerine asılan madenden yapılmış ayırıcı alamet, nişan ya da marka: BELGİ
Eskiden düvenle dövülmüş ekin saplarını toplamaya yarayan alet: SIYIRGU
Eskiden eczacılıkta kullanılmış olan kırmızı kil: KİLERMENİ
Eskiden edebiyatta bir harfi noktalı,bir harfi noktasız sözcüklerle düzenlenmiş yazıya verilen ad: RAKTA
Eskiden elektrik kablolarında kullanılan yalıtkan madde: OKONİT
Eskiden elyazması kitaplara yapılan suluboya resim: MİNYATÜR
Eskiden erkeklerin giydiği, sivri uçlu keçe başlık: KÜLAH
Eskiden erkeklerin, askerlerin bellerine bağladıkları fişeklik: ARMA
Eskiden esnaf birliğine başkanlık eden ve yargıları esnaflar tarafından mutlak yerine getirilen kimse: AHUBABA
Eskiden esnaf tabakasına mahsus elbise: FERMENE
Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp satan kimse: KESEDAR
Eskiden ''eylül'' ayına verilen ad: BOGRUM
Eskiden Finlandiya'da kullanılan ve ön takımı bulunmayan saban: SOHA
Eskiden Fransa hesabına savaşan Alman paralı askerlerine verilen ad: REİTER
Eskiden Fransa,İtalya ve İsviçre’de kullanılmış bir ağırlık ölçüsü: EMİNA
Eskiden Fransa’da kullanılan 52 ar değerinde olan yer ölçüsü: AKR
Eskiden fransa’da kullanılan tahıl ölçü birimi: BONİER
Eskiden Fransa’da soylu olmayanlardan alınan bir tür vergi: TAİLLE
Eskiden Fransa'da kadınlar ve çocukların giydiği şapka: ŞARLOT
Eskiden Fransa'da kralların Papazlardan aldığı vergi: DESİM
Eskiden Fransa'da moda olan değerli maddelerle kakma işlemeli küçük dolaba verilen ad: STİPO
Eskiden Fransa'nın kuzeyinde konuşulan lehçe: OİL
Eskiden Fransız ve Macar ordularında kullanılan bir tür askeri başlık: ŞAKO
Eskiden gelinin başını yapan ve ziynetlerini takıp süsleyen kadın: MEŞŞATA
Eskiden gemi demirlerini kaldırmada kullanılan gemi donanımı: KAVALETA-KAVELETA
Eskiden gemilerde mürettebatın çamaşır yıkamada kullandıkları ağaçtan yapılmış leğen: MASTALYA
Eskiden geminin hızını saptamak için parakete hesabında kullanılan kum saati: FULA-FULE
Eskiden geniş namazgah ya da üstü açık cami anlamında kullanılan terim: MUSALLA
Eskiden giyilen bir çeşit gömlek: GİRİBANİ
Eskiden giyilen bir tür lastik ayakkabi: CİZLAVİ
Eskiden giyilen düz yakalı, önü ilikli bir tür ceket: SETRE
Eskiden giyilen kolsuz, önden açık, uzun ve geniş kesimli giysi: KAFTAN
Eskiden giyilen üç etek ve kadın yeleği: ÇUVA
Eskiden giyilen yünden erkek ceketi: ÇOKA
Eskiden gömlek yerine geçen bir giyecek: KÖYNEK
Eskiden güve yemesin diye mikapların üzerine yazılan sihirli sözcük: KEBİKEÇ
Eskiden güvenlik kuvvetlerine mensup olanların boyunlarına taktıkları, üzeri yazılı madeni para şeklindeki arma: FERAHİ
Eskiden Habeşistan'da yapılan bir yazı kâğıdı türü: HABEŞİ
Eskiden halk hekimliğinde kullanılan ve çok zehirli olan balıkotunun bilimsel adı: ANAMİRTA
Eskiden halkın İstanbul'daki yabancılara özellikle Fransızlara verdiği ad: DİDONA
Eskiden harman ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi: AŞAR
Eskiden hattatların aharlı kağıtların üzerine sürdükleri eriyik: TILA
Eskiden havaya yayıldığı ve kolera,tifüs gibi salgın hastalıklar meydana getirdiği sanılan etken: MİYAMA
Eskiden Hayalînin oyun takımlarının bulunduğu zembili taşıyan kişi: HAMAL
Eskiden hekimlikte kullanılan bir ravent türü: RİBAS
Eskiden hep bir ağızdan ve makamla edilen dua veya ant: GÜLBANG
Eskiden Hindistan da Yerli oda hizmetçisine verilen ad: AYA
Eskiden Hindistan’da yerli hükümdarlara veya İngiliz Valilerinin huzura kabul törenlerine verilen ad: DURBAR-DURBAN
Eskiden Hindistan'da yabancıları belirtmek için kullanılan terim: YAVANA
Eskiden Hint destanlarında kullanılmış olan on altı hecelik bir çeşit beyit: SLOKA
Eskiden hipodrama verilen ad: ASRİS
Eskiden hipodromların en üst kısmında bulunan sütunlu, revaklı ve heykellerle donanmış gezi yeri: PERİPATOS
Eskiden hocaların giydiği üstlük: LATA
Eskiden Hollanda'da kullanılmış hacim ölçüsü: MUDDE
Eskiden hükümdara ayrılan gemi: RİYALE
Eskiden içerisinde helva yapılan tencere: HELVANİ
Eskiden içinde afyon bulunan macunlara verilen ad: OPİAT
Eskiden içme suyu getirmek üzere açılan kapalı su hattı: AVGIN
Eskiden içme suyu kanalı yapmak için kullanılan toprak boru: PÖYRE
Eskiden iftardan sonra çocukların ev, ev dolaşıp mani söyleyerek bahşiş toplaması: HELESA
Eskiden iki taraf arasında barış şartlarının yazıldığı kâğıt: SULHNAME
Eskiden ilaç yapmak için bitki kökleri satan kimse: KÖKÇÜ
Eskiden ilkokullarda, mahalle mekteplerinde hocaya yardımcılık yapan kimselere verilen ad: KALFA
Eskiden imaret ve camilerde, güneşin her mevsim izlenebildiği, saat ayarı için ayrılmış küçük oda: MUVAKKİTHANE
Eskiden ince taşların cilalanmasında kullanılan taş: NAKSİYUM
Eskiden İngiltere ve Birleşik Devletlerde bira için kullanılan hacim ölçüsü: FİRKİN
Eskiden İngiltere'de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazandırmak için çalışan kadınlara verilen ad: SÜFRAJET
Eskiden insan resmi ve tablo yapan sanatçı: MUSAVVİR
Eskiden insanlara sabun, üzüm, leblebi vb. şeyler vererek düğünlere davet etme: OKUNTU
Eskiden ipekten yapılan bir cins kâğıda verilen ad: HARİRİ
Eskiden ipli kuklaya verilen ad: ÇADIR HAYAL
Eskiden İran hükümdarlarına verilen ad: KİSRA
Eskiden İran'ın Kaşan şehrinde yapılan bir çeşit sırlı ve renkli çini, fayans: KAŞİ
Eskiden İran'ın kuzeydoğusunda yaşamış bir halk: ZARANGELER
Eskiden İrlanda'da, adalarda inşa edilen bir çeşit korugan: KRANOJ
Eskiden İslam devletlerinde sınır boylarında gözcülük amacıyla kurulan karakol: RİBAT
Eskiden işlemeli kısa yelek türü: CAMADAN
Eskiden İspanya ve İtalya'da kullanılan, yaklaşık olarak 1,7 m değerindeki uzunluk ölçü birimi: PASSO
Eskiden İspanyol sarayında yapılan bir boğa güreşi türünü uygulayan atlı: REJONEADOR
Eskiden ispanyol ülkelerinde adalet memuru: ALCALDE
Eskiden Isparta'da Halk Meclisine verilen ad: APELLA
Eskiden İstanbul’da Galata Köprüsü ile Adalar arasında deniz taşımacılığını üstlenen işletme: AKAY
Eskiden iyi kalite ipekleri belirtmek için kullanılan sözcük: UCUBAĞLI
Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel öçlü: Rİ
Eskiden kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı kazandırmak için çalışan İngiliz kadınlarına verilen ad: SÜFRAJET
Eskiden kadınların başa giydiği püsküllü vala: FIŞI
Eskiden kadınların giydikleri mantoya benzer üst giysisi: FERACE
Eskiden kadınların kollarına geçirdikleri dirseğe kadar olan işlemeli kolluk: KOLÇAK
Eskiden kadınların kullandığı ve baştan örtülen, pelerinli, eteklikli sokak giysisi: ÇARŞAF
Eskiden kadınların taktıkları cam bilezik: HALEL
Eskiden kale kuşatmalarında taş gülle fırlatmakta kullanılan savaş aracı: MANCINIK
Eskiden kaleleri kuşatmak, top ve tüfekle dövmek için yapılan kule ve tabyalara verilen ad: KERKEÇ
Eskiden kansere verilen ad: AKİLE
Eskiden kara ordusuna verilen ad: NİZAMİYE
Eskiden kara ve deniz savaşlarında kullanılan, orta çapta, uzun menzilli tunçtan top: BALYEMEZ
Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad: TATU
Eskiden kasapların kestikleri hayvanlar için ödedikleri vergi: ZEBHİYE
Eskiden katip sınıfında olanların başlıkları üzerine sardıkları beyaz tülbentten sarık: KATİBİDESTAR
Eskiden katiplerin giydikleri uzun elbise: SETRE
Eskiden kentlerde yolcu taşıyan büyük at arabası: OMNİBÜS
Eskiden kentlerin güvenliğini sağlamakla görevli memur: ŞAHNE
Eskiden kibar konaklarda yemek servisi yapan ve sokak işlerinde kullanılan Vanlı Ermenilere verilen ad: AYVAZ
Eskiden kilise hukuku kitaplarında kırmızı basılan başlık: RUBRİCA
Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen ad: ABDAL
Eskiden kimyacıların, bitkisel maddelerin damıtılmasıyla elde edilen eriyiklere verilen ad: FLEGMA
Eskiden kitap ciltlerken kağıt kenarlarını eşitlemek ve düzeltmek için kullanılan rende biçimindeki alet: GILDIRGIÇ

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:50
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
İleti 
Eskiden kökboya bitkisinin köklerinden, bugün ise bireşim yoluyla elde edilen kırmızı boya maddesi: ALİZARİN
Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış, dikenli tırmanıcı çok yıllık bitki: SAPARNA
Eskiden Kongo'da para yerine kullanılan yumuşakça kabuğu: ZİMBU
Eskiden kötü, bozuk mal satan kimse: SAKATİ
Eskiden köy muhtarının yardımcısı: KİZİR
Eskiden köylerde su taşımada ve süt sağmada kullanılan kap: HELKE
Eskiden koyun ve keçi başına alınan sayım vergisine verilen ad: AĞNAM
Eskiden kralları, padişahları ve saray halkını şaklabanlıklarıyla eğlendiren komik kimse: SOYTARI
Eskiden kuduz ilacı sanılan ve ''yaban teresi'' adı da verilen bin dağ bitkisi: HOROZCUK
Eskiden külde pişirilen yağlı kalın çörek: KÖMBE
Eskiden kullanılan akçeden küçük metal para: PUL
Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimi: OKKA
Eskiden kullanılan bir beddua sözü: LAANE
Eskiden kullanılan bir çeşit ayakkabı: BASMAK
Eskiden kullanılan bir çeşit devrik yakalı kürk: KAPANİÇE
Eskiden kullanılan bir çeşit fitilli tüfek: ALAYBOZAN
Eskiden kullanılan bir çeşit kadın kumaşı: AKARSU
Eskiden kullanılan bir demir ve bir çakmak taşından oluşan çakmak: KADDAHE
Eskiden kullanılan bir tür çakmaklı tüfek: ARKEBÜZ
Eskiden kullanılan buğday sapı yüklemeğe mahsus üç kollu alet: ANADUT
Eskiden kullanılan her türlü ateşli silahların ağzına verilen ad: FEM
Eskiden kullanılan kepçe biçiminde saplı, derinliği az, taban oturan ayaksız içki kabı: PATERA
Eskiden kullanılan kırmızı renkli bir çeşit mürekkebe verilen ad: LAL
Eskiden kullanılan kukulatalı bir çeşit yağmurluk: AVNİYE
Eskiden kullanılan tepesi yuvarlak ve dilimli çuha başlık: ŞUBARA
Eskiden kullanılan tepesi yuvarlak, dilimli çuha başlık: ŞUBARA
Eskiden kullanılan ve doksan santimetre olarak kabul edilen arşının yirmi dörtte biri kadar olan uzunluk: ISBAH
Eskiden kullanılan ve içinde afyon bulunan sulu bir ilaç: LAVDANOM
Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke: LİRA
Eskiden kullanılan, kadınlar pazarı: GAYFARKASI
Eskiden kullanılan, kolları ve etek uçları bazen bol ama genellikle bele oturan kadın korsajına verilen ad: KARAKO
Eskiden kullanılan, küçük hafif ve yuvarlak demirden yapılmış kalkan: PARME
Eskiden kullanılan, ucu demirli uzunca bir çubuk biçiminde bir silah: ARTUÇ
Eskiden kullanılmış bir tür eğri hançer: ALENAS
Eskiden kullanılmış bir tür kadın ceketi: ÇEKEDE
Eskiden kullanılmış şarapnel: SAKULTA
Eskiden kullanılmış, çeşitli nakışlarla işlemeli bir çeşit yelek: FERMENE
Eskiden kullanılmış, kısa el mızrağına benzer savaş aracı: HİŞT
Eskiden kullanılmış, pamuk ve iplikle karışık dokunmuş hareli kumaş: GEZİ
Eskiden kütüphanede kitapların bakım ve korunmasıyla ilgilenen kişilere verilen ad: HAFIZIKÜTÜP
Eskiden kuyumculara taslak hazırlayan kimselere verilen ad: SADEKAR
Eskiden Kuzey Afrika'daki dervişlere verilen ad: MARABUT
Eskiden lise dengi okullara verilen ad: SULTANİ
Eskiden lise düzeyinde okul: İDADİ
Eskiden lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavına verilen ad: BAKALORYA
Eskiden Macar ve Fransız ordularında kullanılmış bir tür askeri başlık: ŞAKO
Eskiden Macaristan da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen san: BAN
Eskiden Macaristan'da soylu ailelerin hizmetinde bulunan muhafız, atlı veya yaya uşak: PANDUR-PANDOR
Eskiden Maliye, Tapu ve Vakıflara ilişkin kayıtlarda kullanılan bir yazı türü: SİYAKAT
Eskiden mareşal anlamında kullanılan sözcük: MUŞİR
Eskiden Marmara kıyılarında kullanılan küçük teknelere verilen ad: KARAMÜRSEL
Eskiden medenİ hukuk ve kilise hukuku kitaplarında kırmızı basılan başlık: RUBRİCA
Eskiden mektep çocuklarının okudukları kitaplara verilen ad: SUPARA
Eskiden mektubun yerine ulaşması için üzerine yazılan tılsımlı sözcük: BEDUH
Eskiden merdivenlerin yanında ayakkabı konulan ayakkabılık: PAPUÇLUK
Eskiden meşini traş etmede kullanılan balta şeklinde alet: BIÇKI
Eskiden mest üzerine giyilen sarı pabuç: ÇEDİK
Eskiden metal parlatmakta kullanılan cila: MISKAL
Eskiden metil alkole verilen ad: ADYAFORETİK
Eskiden mezarlara dikilen ve üzerlerine öldürülen düşman sayılarının ve kimliklerinin yazıldığı mezar taşı: BALBAL
Eskiden Mezopotamya'da erkekler ve kadınlar tarafından giyilen ve keçi postunu andıran giysi: KAUNAKES
Eskiden mirasçıların her birine düşen hisse: FÜRÜZ
Eskiden Mısır halkından olan kimse: KIPTİ
Eskiden Mısır köylülerine verilen ad: FELLAH
Eskiden Mısır'da oynatılan kukla oyunu: ARAGÖZ
Eskiden Mısırlılar'ın mumyaların başlarının altına koydukları karton, bez veya bakırdan yapılmış yuvarlak ve yassı plaka: HİPOSEFAL
Eskiden mürekkep hokkalarına konulan ham ipek: LİKA
Eskiden mürekkep şişesinin içine konan kumaş parçasının adı: LEKKA
Eskiden müslüman devletlerde posta ve haber alma örgütünün adı: BERİD
Eskiden Müslüman olmayan yangın tulumbacılarının giydiği bir tür ipek ipekli mintan: PATAKÜTE-PATAKÜTA
Eskiden nikahsız olarak alınan cariyelere verilen ad: ODALIK
Eskiden oğlak burcuna verilen ad: CEDİ
Eskiden öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı: AFERİN
Eskiden okçulukta "vurmak amacıyla, hedefe yönelik" anlamında kullanılan sözcük: URASİYA
Eskiden oksijene verilen isim: MÜVELLİDÜLHUMUZA
Eskiden okul öncesi yaştaki çocuklar mahalle mektebine başlarken yapılan tören: AMİNALAYI
Eskiden okullarda çocukları çalıştırmakla görevli kimse: MUİT
Eskiden okullarda verilen başan kağıdı: CEMİL
Eskiden on para değerindeki sikke: METELİK
Eskiden Orta Apeninlerde yaşamış Sabelli halk: OSKLAR
Eskiden ortaokul düzeyindeki okullara verilen ad: RÜŞTİYE
Eskiden örtü olarak kullanılan, kaba yün dokuma: BOR
Eskiden Osmanlılar'ın, eğri kılıçların ağız kısmına verdikleri ad: GEZLİK
Eskiden otomobillerde, hem kilometre saati, hem de hız göstergesi görevi yapan magnetik cihaz: ODOTAKİMETRE
Eskiden ozanların bahara girerken büyüklere sundukları kaside: REBİYE
Eskiden özellikle sülüs yazı için kullanılan bir tür perdahlı kâğıt: ALİKURNA-ALİGORNA
Eskiden pantolon, şalvar gibi giyeceklerin düşmemesi için bele bağlanan ip: UÇKUR
Eskiden papaların kullandığı tören başlığı: TİARA
Eskiden pastoral anlamında kullanılan sözcük: RAİYE
Eskiden Pers İmparatorluğu ya da İran'da yaşamış veya halen İran'da yaşamakta olan Yahudiler'e verilen ad: PARSİM
Eskiden Peru’da, Keçua hükümdarlarına verilen ad: İNKA
Eskiden polis ve inzibat görevlilerinin boyunlarına taktıkları ayça biçimindeki üstü yazılı metal arma: FERAHİ
Eskiden Portekiz'de kullanılmış 1,4 litre değerindeki sığa ölçüsü: KANADA
Eskiden portre yapan ressamlara verilen ad: NİGARİ
Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne: AVİZO
Eskiden potasyuma verilen ad: KALYUM
Eskiden reflektör anlamında kullanılan sözcük: AKİSE
Eskiden resmi dairelerde gördürülen iş için ödenen para: KALEMİYE
Eskiden Roma’da soylular ve halk tabakası diye ikiye ayrılmış çoğul bir deyim: ATTİLİUSLAR
Eskiden Roma'da ve İtalya'da evlerin çoğunun üzerinde yapılan taraça: SOLARİUM
Eskiden Romalılar'da, esirlerin ve aşağı tabaka insanın giydiği deriden büyük yağmurluk: PAENULA
Eskiden Rum korsanlarına verilen ad: IZBANDUT
Eskiden Rus kadınlarının kullandığı taç biçimli başlık: KAKOŞNİK
Eskiden Rus Kazaklarının başbuğuna verilen unvan: ATAMAN
Eskiden Rus kentlerinde oturanların kurduğu meclis: VYEÇE
Eskiden Rusya’da kullanılmış bir kütle birimi: PUD
Eskiden Rusya’da kullanılmış köylü at arabası: TARANTAS
Eskiden Rusya'da alınan özellikle kürkten oluşan ayni vergi: YASAK
Eskiden Rusya'da kullanılan ve aşağı yukarı 491.9 litre değerinde olan sıvı ölçü: BOÇKA
Eskiden sabun yapımında ve ressamlıkta kullanılan küçük sarı çiçekli, yağlı bitki: KETENCİK
Eskiden saçlara dökülen yağlı ve kokulu madde: POMATA
Eskiden sahil güvenlik gemilerine verilen ad: VARDAKOSTA
Eskiden şairi bilinmeyen şiirlerin altına yazılan sözcük: LAEDRİ
Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para veya armağana verilen ad: CAİZE
Eskiden sakaların su taşıdıkları, ağzı dar, alt kısmı geniş, deriden yapılmış kap: KIRBA
Eskiden samurayların onurlarını korumak için uymak zorunda oldukları kurallar: BUŞİDO
Eskiden saraylarda, özel olarak doğan terbiyeciliği yapanlara verilen bir sıfat: ÇAKIRCI
Eskiden savaşlarda işaret vermek için kullanılan büyük davul: KÖS
Eskiden savaşlarda, dinamit ve bomba yerine kullanılan silah: BAĞACUK
Eskiden şehir emniyeti sağlamak için çalışanlara verilen ünvan: ŞAHNE
Eskiden Selanik'te dokunan mavi renkli bir tür çuhaya ve bu çuhadan yapılan yağmurluğa verilen ad: BALABAN
Eskiden şiirin en güzel beytine verilen ad: UKR
Eskiden silah olarak kullanılan ağır topuz: GÜRZ
Eskiden silah, kılıç vb. nin birbirine çarpmasından çıkan ses, şakırtı: KAKAA
Eskiden simyacıların demir sülfata, bazen de bakır sülfata verdikleri ad: KALSİTİS
Eskiden Sina Yarımadası'nda yaşamış, acayiplikleriyle ünlü kabile: AMALİKA
Eskiden sinlerin üzerine konulan tabut biçimindeki taş: LAHİT
Eskiden sipahilerin giydiği keçeden yapılma bir çeşit yuvarlak başlık: HARTAVİ
Eskiden Siyam krallığında kullanılan gümüş para: MAYON
Eskiden Slav'larda köy muhtarı: STAROSTA
Eskiden Şövalyelerin kullandığı fildişi boru: OLİFAN
Eskiden sucuların boyunlarına asılan iki ucu lale gibi kıvrak demir halka, pranga: LALE
Eskiden Sürh adlı kırmızı boyayı ezmekte kullanılan alet: MIDAK
Eskiden tabak yerine kullanılan kap: SAHIN
Eskiden Tekel idaresine verilen ad: REJİ
Eskiden ticaret mallarından öşür ve baç adıyla alınan vergi MEKS
Eskiden tiyatroya verilen bir ad: TEMAŞAHANE
Eskiden topçu sınıfı tarafından kullanılmış bir tür silah: MEDFA
Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde: FİTİL
Eskiden toz haline getirilip cinsel uyarıcı olarak kullanılan bir cins kertenkele: SAKANGUR
Eskiden trajediye verilen ad: HAİLE
Eskiden triyot lambaya verilen ad: ODYON
Eskiden tuğgeneral: MİRLİVA
Eskiden Tuna nehrinde taşımacılıkta kullanılan bir tür kayık: ÜSTÜAÇIK
Eskiden Tuna nehrinden istifade edenlerden alınan su resmi: FOŞTINA
Eskiden Türk erkeklerinin giydiği bir tür ceket ya da yelek: DOLAMAN
Eskiden Türk garnizonlarında hizmet eden garsonlar: MARTOLOS
Eskiden Türkistan’da kullanılmış olan bir para: KİPEKİ
Eskiden Türkistan'ın Kaşgar yöresinde yapılan bir tür nakışlı keçe: KİMİŞKE
Eskiden Türkler ve Yunanlılar tarafından kullanılmış mavi ipek püsküllü kırmızı takke: TARPUŞ
Eskiden Türklerde tabiblere verilen ad: EMÇİ
Eskiden Türklere yabancı olan kimselere veya topluluklara ,özellikle İranlılara ve Araplara verilen ad: TAT
Eskiden Türklerin Viyana'ya verdiği ad: BEÇ
Eskiden tütün kıyma makinesine verilen ad: HAVAN
Eskiden üç adet ince sırığın bir uçlarının birlikte bağlanmasıyla yapılan çul dokumada kullanılan araç: ÇATMA
Eskiden üçgene verilen ad: MÜSELLES
Eskiden ücret karşılığı ölünün arkasından ağlayan kadın: NAYİHA
Eskiden uğur getirmesi için mektup zarflarının üzerine yazılan sözcük: BEDUH
Eskiden Ukrayna Kazaklarının öykülerini anlatan epik şarkılara verilen ad: DUMA
Eskiden usta eratın,donanmaya yeni katılan erlere verdikleri ad: KABAKÇI
Eskiden uygulanan bir fala bakma tarzı: MUM
Eskiden uzak doğu da kullanılan düşük değerli bir para: SAPEK
Eskiden uzay boşluğunu doldurduğu varsayılan esnek madde: ESİR
Eskiden üzerinde ekmek pişirilen toprak tepsi: PİLEKİ
Eskiden üzerinde yemek pişirilen mangala benzer bir ocak türü: MANTIZ
Eskiden üzerine yazı yazmak için hazırlanan deri, parşömen: TİRŞE
Eskiden veba, basur ve midehastalıklarının tedavisinde kullanılan bir ravent türü: RİBAS
Eskiden Venedik Cumhuriyrti'nin İstanbul'daki elçisi: BALYOS
Eskiden Venedikliler'in şark memleketlerinden maaşla topladıkları denizciler: LEVEND
Eskiden Venüs gezegenine verilen ad: ENAHİD
Eskiden vezir konaklarındaki bir bölüm müstahdeme verilen ad: ZOBU
Eskiden vezirlerin giydiği, üstüne tülbent sarılan bir cins kavuk: KALLAVİ
Eskiden vezirlerin maiyetlerinde kullandıkları silâhlı adamlar: KAVARİR
Eskiden Viyana'da oturan Alman İmparatorlarına verilen ad: ÇASAR
Eskiden yabancı bir ülkede doğup küçükken islam yörelerine getirilerek orada büyümüş ve oranın tabiiyetini kabul etmiş olan kişi: TELİDE
Eskiden Yahudilerin ayırt edilmek için omuzlarına astıkları sarı kumaş parçası: ASELİ
Eskiden Yahudilerin,Müslümanlardan ayırt edilebilmesi için elbiselerine dikilen sarı renkte yuvarlak parça: GİRDE
Eskiden yangın nedeniyle sokağa fırlayan halkı çiğnenmekten kurtarmak için, yüksek sesle uzun uzun bağırma: NARAT
Eskiden yazı levhalarına ya da yazma kitaplarına konulan hattat imzası: KETEME-KETEBE
Eskiden yazıdaki mürekkebi kurutmak için kullanılan ince kum: RIH
Eskiden yazılı eserlerin sonuna koyulan bitti anlamını taşıyan sözcük: TEMMET
Eskiden yer kürenin iç bölümüne verilen ad: BARİSFER
Eskiden yıldız anlamına gelen sözcük: SİTARE
Eskiden yoksul dervişlerin kaldıkları ve yiyip içtikleri zaviyelere verilen ad: KALENDERHANE
Eskiden Yunanlılar'ın tıpta kullandıkları ağırlık ölçüsü: KERATİON
Eskiden, 0,0125g. olan ağırlık ölçü birimi: FİTİL
Eskiden, 20 sayfadan ibaret cüz yerine kullanılan bir terim: MALİZME
Eskiden, ağır hapis mahkumlarının boynuna geçirilen halka: LALE
Eskiden, bahariye topçu teşkilatındaki görevlilere verilen ad: SUDAGABO
Eskiden, Bingazi ve Trablusgarp'tan alınan bir çeşit vergi: HİM
Eskiden, bir bezin içine patates püresi ya da başka bir şey konularak çocukların ağzına verilen birçeşit emzik: EMECEN
Eskiden, bir nikahın kıyılabilmesi için kadı tarafından verilen belge: İZİNNAME
Eskiden, borç ve alacaklıların kaydedildiği defter: PARAKENDE
Eskiden, çarşı ve pazarlarda mallara resmi olarak konulmuş fiyatların arttırılması: İRTİFAS
Eskiden, çarşıya ve pazara getirilen şeylerden alınan tartı ücreti: KANTARİYE
Eskiden, Cenge giden askerlerin önünde raks ederek onları eğlendiren kimse: PUSATÇI
Eskiden, Devlet büyüklerinin giydiği geniş ve devrik yakalı bir kürk çeşidi: KAPANİÇE
Eskiden, Düşmanlara karşı büyü yapmak için kullanılan balmumundan heykelcik: MANİ
Eskiden, faizle borç vermeyi meslek edinmiş kimse: SARRAF

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:50
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
İleti 
Eskiden, ilmiye mensuplarına verilen bir ünvan: PAYE
Eskiden, İranda il yöbneticisi, vali: SATRAP
Eskiden, İstanbul Kapalı Çarşı'da sırma satan esnaf: KANGALCI
Eskiden, kağıtlara yazılan kelimeleri bulmayla ilgili bir oyun: HIMBIL
Eskiden, Karadağ Prensi olan rahiplere verilen ad: VLADİKA
Eskiden, kısa sürede balmumundan ağaç, hayvan figürleri yaparak sergilenen bir tür hokkabazlık sergisi: NAKLE
Eskiden, Salma erlerinin giydikleri kırmızı çuhadan dikilmiş harmani: PIRPIRI
Eskiden, şarabın büyük küplerden alınmasında kullanılan, saplı derin kase: TRULLA
Eskiden, savaş gemilerinde subay ve erlerin dinlenmelerini ve sigara içmeleri için ayrılan yer: SANTABARBA
Eskiden, Şeriat mahkemelerinde verilen hüccetler: SUKUK
Eskiden, su ile şarabın karıştırıldığı geniş ağızlı büyük kap: KRATER
Eskiden, tırnak diplerinden çıkan ve ''etyaran'' denilen bir hastalık: KEJDÜME
Eskiden, toprağın, bu toprakta tarım yapan­lar arasında bölüşülmesi taraftarlarına verilen ad: AGRARİYEN
Eskiden, üzerinde ölülerin yakıldığı odun yığınlarına verilen ad: ROGUS
Eskiden, Venedik'te büyük kanalda yapılan ünlü kayık yarışlarına verilen ad: REGATA
Eskiden, yangınlarda kullanılmak üzere su depolanan havuzlara verilen ad: HARİK
Eskiden, yılda bir alınan vergi: SALYAN-SALYANE
Eskiden, yiyecek maddelerinin tartıldığı resmi kantarın başında bulunan görevliye verilen ad: KAPINCI
Eskil: ARKAİK
Eskiler" anlamında eski sözcük: ATAİK
Eskilere göre dünya atmosferinin ötesindeki boşlukları dolduran çok uçucu akışkan: ESİR
Eskileşmiş, kalitesiz yatak: MİTİL
Eskimiş iş: TEAMÜL
Eskimiş açık yaranın üzerindeki et ve kan kabuğu: KOH
Eskimiş bez parçası, paçavra: ÇAPUT
Eskimiş bezlerden yapılan döşek gibi kalın şey: KÖPEN
Eskimiş giyecek: ALIK-ALAK
Eskimiş kumaş ya da giyecek: YOĞŞUK
Eskimiş meşin eşya veya yamalı ayakkabı: KALAVRA
Eskimiş, bozulmuş eşya: KURADA
Eskimiş, değersiz kumaş parçası, paçavra: PALASPARE
Eskimiş, gevşemiş, dağılmaya yüz tutmuş eşya: KAĞŞAK
Eskimiş, üzerinden zaman geçmiş, kronik: MÜZMİN
Eskimiş, yıpranmış, aşınmış: FERSUDE-PAYİZ
Eskimiş,değersiz kumaş parçası,paçavra: PALASPARE
Eskimolar tarafından giyilen ayı balığı veya ren geyiği derisinden yapılmış bot: MUKLUK
Eskimolarda doğaüstü güçlere verilen ad: SİLA
Eskimoların buzdan kulübeleri: İGLO-İGLU
Eskimoların kendilerine verdiği ad: İNUİT
Eskimoların, Kanada'nın kuzeyindeki topraklara "bizim ülkemiz" anlamında verdikleri ad: NUNAVUT
EskiRoma’da sirklerde tribünleri arenadan, vahşi hayvanları seyirciden ayıran, içi su dolu hendek: EURİPUS
Eskişehir ilinin kuzeybatısında, şehir merkezinin kuzeydoğusunda kalan antik yerleşim: ŞARHÖYÜK
Eskişehir yöresinde hıdrellez manilerine verilen ad: KILITAÇMA
Eskişehir yöresinde ''Sardunya çiçeği'' ne verilen ad: MIŞKATA
Eskişehir yöresine özgü bir tür kıymalı börek: ÇENTİK
Eskişehir yöresine özgü, çubuk biçiminde bir tür helva: MET
Eskişehir yöresine özgü, kelek ve hıyarla yapılan bir tür salata: KÖLEŞ
Eskişehir’e 15 km uzaklıkta bir kaplıca: KIZILİNLER
Eskişehir’in Günyüzü ilçesinde bir mağara: YELİNÜSTÜ
Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinde bir kaplıca: SAKARILICA
Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde bir mağara: MANASIR
Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde,Batı Anadolu’nun ilk kenti sayılan buluntu yeri: KÜLLÜOBA
Eskişehir'de bir ova: ALPU
Eskişehir'de çok bulunan Sepiyolit mineraline yurdumuzda verilen ad: LÜLETAŞI
Eskişehir'e özgü, çubuk biçiminde yapılan bir tür helva: MET
Eskişehir'in eski adı: DOYLAİON
Eskişer'in Mihalıççık ilçesinde bir mağara: MANASIR
Eskiyen ayakkabı ve yemeni altına vurulan pence: OLTAN
Eskiyip harap olmuş konak: BERHANE
Eskrim, boks gibi oyunlarda korunma için alınan durum: GARD
Eskrimde başı korumaya yarayan kafes biçiminde madeni başlık: MASK
Eskrimde başlama çizgisi: ENGARDE
Eskrimde kullanılan üç silahtan biri: EPE-FLÖRE
Eskrimde oyuncuların iydiği koruyucu yelek: PLASTRON
Eskrimde rakibin hamlesini çekerek önleme eylemi: PARAD
Eskrimde, başlama çizgisi: ENGARDE
Eşlenik Nokta" da denilen geometri terimi: AKNODAL
Esmer açık kestane renginde olan KONUR-KANUR
Esmer bir yosun türü: FUKUS
Esmer su yosunları takımından bazı yosunlarda görülen spor çeşidi: FEOSPOR
Esmer tenli, kara: YANUK
Esmer un: KAVUT
Esmer ve boz renkli, uzun bacaklı, oldukça uzun ve geniş kuyruklu, büyük boy bir kuş: ORTALİS
Esmer ve siyahımsı gövdeli, sarı yüzgeçli balık: MONACANTHUS
Esmer yeşil renkli bir Asya maymunu: ZATİ
Esmer, açık kestane renginde olan: GONUR
Esmer, sarışın karşımı: KARAŞIN
Esmer: HEBİŞ-KONUR
Esmerlik, kara renkli adam: SEVAD
Esnaf çarşısı: BEDESTAN-BEZZAZİSTAN
Esnaf kuruluşu: LONCA
Esnaf Localarının kararlarını yürüten kimse: YİĞİTBAŞI
Esnafa, zanaatlarını uygulayabilmeleri için verilen, bir nevi imtiyaz ya da tekel usulü: GEDİK
Esnafların kendilerine müşteri getiren kimselere ödedikleri komisyon: HANUT
Esnasında: İKEN
Esnek bir deri elde etmeye yönelik işleme banyosu: SAMA
Esnek dokunmuş bir tür kumaş: ETAMİN
Esnek ve kolay değişebilir tarzda oynamak: SABAKİ
Esnek ve yumuşak bir deri elde etmeye yönelik işleme banyosu: SAMA
Esnek, geniş kenarlı kadın şapkası: KAPLİN
Esnekliği fazla olan büyük moleküllü madde: ELASTOMER
Esnekliği yüksek elyaf: ELASTÖMER
Eşölçüm: İZOMETRİ
Eşsıcaklılık: İZOMETRİ
Esterlerle bileşikler yaparak yağ moleküllerini meydana getiren maddeler(biy.): YAĞASİDİ
Estetik amaçlı ya da işlevsel bozuklukları gidermek için buruna uygulanan düzeltici cerrahi girişim: RİNOPLASTİ
Estetik cerrahide, yüzü germek için kullanılan bir ilaç türü: ZYPAST
Estetik yönü ağır basan güzellikler: BEDAYİ-BEDİA-BEDİİ
Estetikte yanlışsız beden ölçülerine verilen ad: PRAMANA
Esther'in Pers yahudilerini kurtarmasinin anisina kutlanan bayram: PURİM
Estiği yön belli olmayan yel: KIBLE
Estonya'nın ada illerinden biri: HİİU
Estonya'nın başkenti ve ana liman kenti: TALLİNN
Estonya'nın çoğunluğunu oluşturan ve ülkenin resmi dili olan Estoncayı konuşan etnik gruba verilen isim: ESTON
Eştuz: İZOHALİN
Eşya kalabalığı: GARSAMBA
Eşya konmak için yapılmış duvardaki oyuk: TAHA
Eşya koymak için tavana yakın yapılan raf: ALMALIK
Eşya koymak için yapılmış derme çatma yapı: KURULUK
Eşya taşımak için kullanılan üç tekerlekli: TRİPORTÖR
Eşya üzerindeki ışığın yansıması ile başka yüzeyler üzerinde meydana gelen aydınlatma: REFLE
Eşya üzerindeki mikrop veya ufak böcekleri basınçlı buharla öldürmeye yarayan büyük kazan: ETÜV
Eşya üzerindeki süsleme: CINCIK
Eşya yapımında kullanılan bir tür kamış: HAZERAN
Eşyanın üzerini işlemek için kullanılan sedef, plastik, metal vs malzemeden yapılmış parlak ve yassı plaka: PAYET
Eşyaya vurulan damga: EN
Eşyayı tanıyamama: AGNOZİ
Eşyükselme: İZOBAZ
Eşyükselti: İZOHİPS
Eşzamanlı: SENKRON
Eşzamanlılık: İZOKRONİZM-SENKRONİ
Et beni: SÜUL
Et bıçağı: OFLAK
Et döğme aleti: TASOK
Et doğramak vb. işlerde kullanılan ağaç takoz: GORZİT
Et dogramaya yarar kucuk balta: NACAK
Et haşlanırken suyunda oluşan köpükler: KEF
Et ile beslenen canlı: KARNİVOR
Et ile doldurulmuş Çin usulu hamur işi: GYOZA
Et kesimi yortusu: APUKURYA
Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve geniş yüzlü kesici araç: SATIR
Et kıyma kütüğü: KÜSKÜ
Et kıymakta kullanılan büyük bıçak: ZİRG
Et kıymakta kullanılan satır: ACAK
Et obur, et yiyen canlı: KARNİVOR
Et oburların gelişmiş dönemlerinde bağırsaklarında yaşayan tenya türü: EKİNOKOK
Et parçası, bir çiğnemlik et: MUZGA
Et sucuğu: İRİŞKİN-NUMBAR
Et suyu: SORPA
Et suyunda ye da badem sütünde pişmiş yulafla yapılan İspanyol çorbası: FARRO
Et tahtası: KÜLE
Et ve balıkla yapılan yumurtaya bulanmış bir çeşit köfte: KNÖDEL
Et ve bulgurla yapılan çömlek kebabı: EKE
Et ve meyve kurusuyla yapılmış bir tür yemek: ÇİRLİ
Et ve sebzeleri, kapak kenarı hamurla iyice kapatılmış tencere içinde pişirme yöntemi: USTUFATO
Et yaranda denilen ve daha çok parmaklarda görülen dolama: KURLAĞAN
Et yemez: VEJETARYEN
Et yiyen hayvan: LAHİM-LAHİME
Et, balık ya da sebzeden oluşan ve hamura sarılarak fırında pişirilen yiyecek: PATE
Et, çalı ya da yalluk doğramak için kullanılan bir tür satır: FİLİSTER
Et, soğan ve domatesli iç malzemesinin, mayalı hamur üzerine yerleştirilmesiyle hazırlanarak, fırında pişirilen tereyağı ile servis edilen yemek: CANTIK
Et, üzüm ve soğanla yapılan pirinç ya da bulgur pilavı: KABUNE
Et: LAHM
Etçil hayvanların ödünde bulunan boya maddesi: BİLİRÜBİN
Eteği dizlere kadar uzanan bir tür gömlek: KÖYNEK
Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi: DÖPİYES
Etek uçlarına doğru dökümlü genişleyen, üst üste kapanan etek: ANVELOP
Etek ucuna doğru genişleyen: EVAZE
Etek, kol ve yaka kenarlarına konan şerit: BORDÜR
Etek: DAMEN-DÖŞ-PÜRÜMBEK-YEKTE
Etekleri yere kadar uzanan kadın entarisi: TOPUKDÖVEN
Eteklik: PÖÇÜK
Etene, son, meşime: EŞ
Eteneki troboflat pütürlerin yozlaşması ve hidadik kiste benzer keseciklere dönüşmesi: MOL
Eter tiryakiliği: ETEROMANİ
Eter: LOKMANRUHU
Eti için beslenen bir tavuk cinsi: DORKİNG
Eti kemiğinden tamamen ayırma işlemi: SİFTİME
Eti kızartılarak yapılan patlıcan yemeği: PEHLİ
Eti pişirdikten sonra yufka içine koyup yağda kızartarak yapılan yemek türü: ÇULLAMA
Eti yenen bir kuş türü: HOPAL
Eti yenen hayvanlar için karnında yavrusu olan: KUZULAÇCI
Eti yuvarlakça ve şişkin olan, sap kısmı yenen lahana çeşidi: ALABAŞ
Eti, yağı çok olan: SEMİZ
Etiket: PAFTA-LABEL-YAFTA
Etikte bir eylemin doğruluğunu etkilediği kişilere getirdiği mutlulukla ölçen görüş: UTULİTARİZM
Etil alkol: ETANOL-İSPİRTO
Etilen gibi yapısına başka bir öğe ya da kök sokulabilen, karbonlu hidrojenlerin genel adı: OLEFİN
Etilen ve flüordan elde edilen plastik madde: TEFLON
Etin içindeki çiğnenmesi güç lifsi kısım: ÇİĞİNDİRİK
Etin kıyma haline gitirildiği kütük: GOC
Etin tuz ve is gibi çeşitli doğal koruyucularla işlendikten sonra bir müddet bekletilmesiyle elde edilen ürünlere verilen genel ad: SALAM
Etiyop'ya da konuşulan bir dil: AFAR
Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti'nin resmi dili: AMHARCA
Etiyopya kraliçelerine verilen ünvan: KANDAKAİ
Etiyopya, Somali ve Sudan’da yetişen bir ağaççığın yapraklarından elde edilen keyif verici tütün: KAT
Etiyopya’da arkeolojik yönden büyük önem taşıyan ırmak: OMO
Etiyopya’da konuşulan Sami dili: ŞUA
Etiyopya'da Addis Abeba'nın güneyinde, dokuma sanayisi gelişmiş kent: AKAKİ
Etiyopya'da bir akarsu: SEGAN-OMO-GENALE-FAFEN
Etiyopya'da bir dağ: ERTAALE
Etiyopya'da bir göl: ABAYA-LANGANO-ABİYATA-TANA-OGADEN-ABE
Etiyopya'da bir il: ASMARA-İMİ-ŞOA
Etiyopya'da bir yanardağ: ERTAALE
Etiyopya'da yetiştirilen, ekşimsi ve hoş bir çeşit ekmeğin yapımında kullanılan tahıl: TEF
Etiyopyalı siyah Yahudilere verilen ad: FALAŞALAR
Etiyopyalı Somalilerin toplumsal yapısının temelini oluşturan, ortak bir ataya bağlı birkaç aileden oluşmuş büyük akraba grubu: RER
Etiyopya'nın doğu ucunda bir plato: OGADEN
Etken, yapan: AMİL

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:50
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
İleti 
Etki yaratmak amacıyla, eli kemanın gövdesine doğru ağır ağır kaydırma: GLİSSANDO
Etki: DAHİYE
Etkileyici bir güzellik karşısında kendinden geçme, çok beğenme: GAŞİY
Etkileyici kokusu olan yabani bir ot: LEVOR
Etkili bir bakteri ve mantar öldürücü olan çözelti: LUGOL
Etkili ilaç: NUŞDARU
Etkili, dokunaklı: MÜESSİR
Etkili, esprili ve güzel konuşma: RETORİK
Etkili, tesirli: EFFEKTİF
Etkin maddesi klor olan uçucu nitelikteki böcek öldürücü: KLORDAN
Etkin olmayan dönemlerde, yanardağların ağzından yayılan gaz: FÜMEROL
Etkisiz, işe yaramaz: ATIL-HAZA
Etkiyi arttırmak amacıyla, aynı kelimenin, birbiri ardına gelen iki cümle başından tekrarlanması: ANAPHORA
Etle birlikte pişen nohut içine, fındık büyüklüğünde hazırlanmış köftelerin karıştırılmasıyla yapılan terbiyeli düğün çorbası: YUVALAK
Etli lahana yemeği: KAPUSKA
Etli ve salçalı bir Macar yemeği: GULAŞ
Etli ve yumru kökü Mali’ de yiyecek olarak kullanılan bir bitkinin yerel adı: USUNİFİNG
Etli, salçalı bir Macar yemeği: GULAŞ
Etli, yuvarlakça ve şişkin olan, sap kısmı yenen lahana çeşidi: ALABAŞ
Etmek" yardımcı eylemiyle birlikte kullanılan ve "elemek" anlamına gelen sözcük: ELİMİNE
Etna dağının eski adı: MONGİBELLO
Etna yanardağının eteğinde antik bir kent: AKİS
Etnoloji: IRKİYAT
Etobur: KARNİVOR
Etoburlardan, orta boyda, kendini korumak için düşmanına pis bir sıvı fışkırtan, ince uzun bir kürk hayvanı: KOKARCA
Etoburların gelişmiş dönemlerinde bağırsaklarında yaşayan tenya türü: EKİNOKOK
Etraf, çevre: ADREF
Etrafa rezil olma: MALAMAT
Etrafı açık sandalye: BADALYA
Etrafı birisinden korkar gibi ya da kaçar gibi gözetlemek: ŞATAFLA
Etrafı çevrilmiş bahçe ya da tarla: ÇEVLİK-ÇEVRÜK-HADİKA
Etrafı çevrilmiş, kuşatılmış: MAHFUF
Etrafı çit, duvar veya iple çevrilerek ayrılmış yer: ÖRÜ
Etrafı çitle çevrili ve girilmesi yasak olan yer: HAZİRE
Etrafı çitle çevrilmiş küçük bahçe: ÇEVİRME
Etrafı çitle veya duvarla çevrili bahçe veya avluların girişine takılan yatay ve dikey sırık ve tahtalardan yapılmış ilkel kapı: TOKAT
Etrafı kuru çalı çırpı ile örülmüş eve yakın arazi: HARIM
Etrafı pencerelerle kaplı yazlık köşk: FERBAL-FERBALE
Etrafı su ile çevrilmiş, korumalı yer: BARI
Etrafı taş duvarla çevrilmiş yer: PEY
Etrafı taşla örülmüş, tavanı olmayan, hayvanların dinlendiği yer: PEG
Etrüksler'den önce Kuzey İtalya'da aşamış halk: UMBERLER
Etrüsk keramiklerinin yapımında kullanılan killi toprak: BUKERO
Etrüsk ve Romalı kadınların kullandığı, omuzlardan asılı olup vücutlarının yukarı kısmını gösteren jipon: KASTULA
Etyopya’ya özgü bir ağaç: BRAYERA
Euro'ya geçmeden önce Finlandiya'nın para birimi: MARKKA
Ev ahır samanlık gibi yerlerde duvar ile çatı arasında kalan boşluk: KEDİLİK
Ev asması: HAYME
Ev avlusu: KAA
Ev bahçesi: HAVLİ
Ev duvarı: KEDEL
Ev duvarlarında gezen küçük kertenkele: KERTİŞ
Ev ekmeğinin mayalanmış durumu: ÜRETME
Ev eriştesi: YAYIM
Ev eşyası: BARHUNA-ZAHARA-AĞIRLIK-RAHT
Ev gezmesi için gidilen yer: KAPI
Ev giysileri, sabahlık vb. yapımında kullanılan, ipekli ya da pamuklu, dökümlü kumaş: ZENANA
Ev halkı, aile: HORANTA-BARK
Ev halkı: KÜLFET
Ev hanımı: KEYVANİ
Ev içi sahneleri canlandıran ve ev yaşamını konu alan resim tarzı: ENTİMİZM
Ev için kesilen kurban: ŞÜKRANLIK
Ev içinde ağaçtan yapılmış oturma yeri: MAHAT-MAKAT
Ev içinde giyilen kadın elbisesi: DEZABİYE
Ev içinde giyilen kolsuz, kalınca bir tür kısa hırka: ARKALIK
Ev içinde kullanılan küçük kürek: ASTAM
Ev içindeki eşya kalabalığı: GARSAMBA
Ev ihtiyaçları: EME
Ev ile ahırı birbirine bağlayan ufak geçit: PELEK
Ev ile çatı arasındaki bölüm: ÇİFTE
Ev işlerinde hamarat olan kadın: KEBANİ
Ev işlerine yardımcı olan erkek çocuk: MORBET
Ev kızı: YANAŞIK
Ev makarnası: ERİŞTE -TEPİRTME
Ev olarak kullanılan tahtadan kulübe: MANAR
Ev önü bahçesi: ÇEĞİRME
Ev önü: ESİD
Ev önündeki tarla: ÇİT
Ev ortası: HARA
Ev örtüsü, çatı: GAMA-GIMA
Ev saçağı: ÇELEN-ÜRKÜN
Ev sahibesi hanımların yalnız kalmak veya misafirleri kabül etmek için kullandıkları küçük süslü oda: BUDVAR
Ev ve oda duvarlarının içine eşya konmak üzere muhtelif ebatlarda yapılmış oyuk: BACA
Ev veya ahırlarda çatı altına yatay olarak konulan ve çatının yükünü taşıyan kalın ve uzun ağaç: BOSU
Ev veya pencere önü yağmur korumalığı: SIĞGINLIK
Ev yapılırken konan uzun direkler: ACER
Ev yapımında kullanılan büyük kalas: MERTEK-MERDEK-ANKUR
Ev, arsa gibi gayrımenkul mal: ÖZELGE
Ev, bark, ocak: HANÜMAN
Ev: BEYT-DAR-OCAK
Evcil hayvanları güden küçük yaştaki çoban: HODAK
Evcil koyun ırklarından bazılarının atası sayılan yaban koyunu: ARKAL-ARKAR
Evcil koyun: ELDEM
Evcil koyunun atası olduğu sanılan Asya koyunu: URYAL
Evcil: DOMESTİK-EHLİ
Evcilik oyunu: EPÇİK
Evde bakılan beslenen kuzu: EMLİK
Evde büyüyen ve devamlı evde kalan hizmetci kız: BESLEME
Evde giyilen bol elbise: CAME
Evde hazırlanan peynir kalıbı: GİLİK
Evde kalabalık yapan gereksiz eşya: KARSAMBA
Evde kalmış kız: KALIK
Evde kalmış ve yaşı geçmiş kız: GALUK-KALORA
Evde soba yerine kullanılan, toprak ya da tuğladan yapılmış ocak: PEÇ
Evde ya da odada saygıdeğer kişilerin oturduğu baş köşe: TÖR
Evde yemek yapan kadın: KOCIYA
Evde yiyeceklerin konduğu oda: CORDAK
Evdeki gereksiz eşya: KASALTU
Evdeki kişiler: KÜFLET
Evden ahıra açılan kapı: GADİRAFKA
Evden ahıra inmek için kullanılan kapak: KEPENGİ-KADEREFTE
Eve giriş holü: MABEYİN
Eve girişteki birkaç kademeli merdiven: BASINCAK
Eve yakın direkli kiler: MAAZU
Eve yakın sebze bahçesi: AVARLIK
Eve yakın verimli tarla: AHBUN
Everest Dağı'nın Nepal'deki adı: SAGARMATHA
Everest'e tırmanan dağcılara rehberlik yapmalarıyla tanınmış Nepal halkı: ŞERPALAR
Evet, peki, olur, öyle'' anlamında kullanılan yöresel sözcük: BAH
Evi badana etmeye yarayan beyaz toprağın su ile karışmış hali: ÇIRPI
Evi idare eden: FARFARA
Evi ısıtmak için tenekeden yapılmış fitilli ve kulpu olan gazyağı ile yanan camsız ilkel araç: İDARA
Evi olmayan, sürekli gezen, aylak: HOBO
Evin alt katı: ALTEV-SOĞALTI-AŞŞAPI
Evin alt kısmı: SEYAT
Evin altında boş kullanılmayan alan: AVLU
Evin ana direği: MUABİN
Evin arka tarafı: TAMARDI-DAMARDI
Evin arka ve yan dış duvarın dibi: DUL
Evin avlusu: ÇÖPLÜK
Evin balkon çıkması: DURNA-ÖRTME
Evin bir köşesine yıkanmak veya bulaşıkları yıkamak için yapılmış yer: ÇİMEKLİK
Evin caddeye çıkıntısı: SÜYYÜK
Evin çatı katındaki kenar bölümleri: KOLTUK
Evin çatısının üçgen şeklindeki baş tarafları: LURS
Evin çeşitli bölümlerini süslemek amacıyla yapılıp takılan dövme demir: FERFORJE
Evin damını yaparken dizilen kalın ağaç: HİZEN
Evin dışa doğru olan çıkıntısı: SERPENEK
Evin duvarı: ÇAMDU
Evin en yüksek damı: HANEYDAM
Evin giriş kapısındaki basamak: TEHDÜR
Evin girişinde taş döşeli düz alan: TAŞLIK
Evin iç kısmı: ENTERYÖR
Evin içinde köşe başında odun konulan yer: KORSA
Evin içindeki tahta duvar: DİZME
Evin içinden ahıra inen merdiven: HEPENK
Evin içinden alttaki ahıra açılan merdiven kapağı: KADARAHTİ
Evin içini pencereden gözetleyen kimse: CAMCI
Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit: ARALIK
Evin iki yana açılan sokak kapısı: KANATLI
Evin kapısı: BER
Evin köşe kısmı: ÇATMA
Evin köşesi: KORZA
Evin mutfak kısmı: BUCAKLIK
Evin odalarına girişi sağlayan geniş ve açık hol: ÇARDAK
Evin önü, dışı: APTUL
Evin önünde yemeklik sebze yetiştirilen küçük bahçe: ŞENLİK
Evin önündeki düz alan: ÖRTME
Evin önüne yapılan sundurmanın üstü: ÇAKMA
Evin ortası: AKAT-MESAĞUM
Evin ortasından ahıra inilen merdiven deliği: HEPEK
Evin saçağı: ÇELEN-ÇELE
Evin salonu: ÇARDAK-ANAY
Evin yan duvarı: KEDEL
Evin yan tarafı: DULUK
Evin yemek yenen bölümü, mutfak: AŞGANA
Evin zemin katındaki temel üstü duvarı: AHDANA
Evine düşkün kişi: EVCİMEN
Evine sadık olmayan, hovarda: BABIÇSIZ
Evini bilmeyip başka yere giden davar: DALLE
Evini haksız olarak terk eden kadın: NAŞİZE
Evirici: ONDÜLÖR
Evirme, evirtim: AKİS
Evlat edinilen öksüz: AHRETLİK
Evlat edinme: ADOPTİON
Evlat ve torunlar: TÖREV
Evlat, çocuk: ZÜRRİYET
Evlatlık kız çocuğu: TUNAY
Evlatlık: TUNGUT
Evlek sınırı: ANDAL
Evlek sırası: KÖPÜZ
Evlek: MAŞALA
Evlendirmek: EVERMEK
Evlenecek kızın çeyizindeki eşyalar: DÜZEN
Evlenen çiftlerin kendi ailelerinden ayrılarak ayrı bir yerde yeni bir aile kurması: NEOLOKAL
Evlenen kişi, gelin veya damat(frs.): ARUS
Evlenme çağı geçmiş kız: TERİKE-KALIK
Evlenme yoluyla, damat ve gelin aileleri arasında meydana gelen akrabalık, dünürlük: SIHRİYET
Evlenmeden cinsel ilişkide bulunan kadın: TAK
Evlenmek üzere sözü verilmiş kız: VERGİLİ
Evlenmemiş genç kız: KENİZ
Evlenmemiş, çouğu olmamış: BİGE
Evlenmesi mümkün olmayan papaz, keşiş: KARABAŞ
Evlenmeye karşı duyulan nefret: MİZOGAMİ
Evlerde ana giriş kapısı: ÇATALKAPI
Evlerde banyo ve yüklük olarak kullanılan gizli bölme: TERECE
Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer: SOFA-HOL
Evlerde oda kapılarının üzerinde eşya koymak için yapılan oyuk: BALAMUR
Evlerde olan şömine tipi ocak: ARAPOCAĞI

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:51
Profile bak WWW
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal 22 Şub, 2005 11:33
İleti: 15319
Yaş: 38

Yaşadığınız il: Bilinmeyen
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
İleti 

Sponsor Reklam AlanI

Sponsor Reklam AlanI

___________________________________________________
Evlerde oturma yeri, sedir: MAKAT
Evlerde pis suların aktığı çukur: ÇAĞ
Evlerde salon: SIVA
Evlerde soba yerien kullanılan toprak ya da tuğladan yapılmış ocak: PEÇ
Evlerde süs bitkisi olarak da yetiştirilen bir cins palmiye: LATANYA
Evlerde süs olarak yetiştirilen, pembe, kırmızı çiçekler açan bir tür kına çiçeği: CAMGÜZELİ
Evlerde tavan tahtalarının arasına konulan ya da tavana sıvanan çamur ya da sulu kireç: BİŞİRİK
Evlerde yada dükkanlarda yüksekçe yerde yapılan raf: TEREK
Evlerde yatak, yorgan konulan yer: MUSANDIRA
Evlerde, erkeklrin oturduğu yer, sedir: ADAMLIK
Evlerde, mısırı öğütmek için elle kullanılan küçük taş değirmeni: DİNGE
Evlerdeki mutfak odası: BUCAKLIK
Evlerden ayrı olarak bulunan ambar: SERENDER
Evlere bitişik, önü açık, direkler üzerine oturtulmuş, üzeri örtülü yer: SAYVAN
Evlere giriş kısmı: AŞANA
Evlere sonradan ilave edilen oda: ÇIKINTI
Evleri kuşatan üstü kapalı ve camlı teras: VERANDA
Evlerin altındaki inlere verilen isim: KERER
Evlerin ara duvarı: ARALAMA
Evlerin arka tarafındaki dar aralık: VEREUZ
Evlerin avlusuna tahtadan yapılan çit: TARABA
Evlerin bir köşesine inşa edilen soğuk yer: AYAZLIK
Evlerin çatısına dökülen çamur, tabla: ŞILLIK
Evlerin çatısında çıkıntılı bölüm: KUZGUNCUK
Evlerin damlarının ucu: SÜÜK
Evlerin giriş bölümünde bulunan ve oda kapılarının açıldığı genişçe yer: SOFA
Evlerin hayatlarında oturup dinlenmeye yarayan bölüm: SUVA
Evlerin kapısının açılmaması için kapının arkasına konulan kol, destek, sürgü: DAYAK
Evlerin odalrına yapılan büyük dolap: SERGEN
Evlerin önünde bulunan, çevresi tel ya da duvarla çevrili birkaç dönümlük toprak parçası: EFKERE
Evlerin önündeki artırma: ÇIKMA
Evlerin önündeki taşlık: SUNDURMA
Evlerin önündeki üstü toprak örtülü sundurma: ABDIL
Evlerin önüne oturmak için taş ve çamurdan yapılan set: SEKİ
Evlerin önüne yapılan etrafı açık, üstü kapalı yapı, taraça: ÖRTME
Evlerin önüne, aralıklı çakılan tahta parçalarıyla yapılan kapı: APLANGIÇ
Evlerin tavanına atılan büyük ağaç kiriş: HEZEN
Evlerin tavanına dizilen kalın ağaç: İĞ
Evlerin tavanlarına boydan boya atılan ve üzerine tahta dizilen kalın odun: HETİL
Evlerin üst katında duvar yerine uzatılan kiriş: ANAY-ANEY
Evlerin üst kısmını konulan küçük pencere: BACA
Evlerin üst tavanı ile çatı arasında kalan bölüm: KARATAVAN
Evlerin üstündeki duman çıkan baca: BUĞARİ
Evlerin üstündeki karı atmakta kullanılan, büyük tahta kürek: AYALAMA
Evli kadınların başlarına giydikleri üzeri kadifeyle kaplı, altın, gümüş paralarla bezeli tahta başlık: KOFU
Evli olmadığı bir kadının dostluğuna mazhar olmuş kimse: AMAN
Evliliğin ellinci yılında düzenlenen kutlama şenliği: JÜBİLE
Evlilik öncesi erkek tarafının kız tarafına taktığı yüzük ve takı cinsi armağanlara verilen ad: BEKLİK
Evlilikten oluşan akraba: DÜĞÜR
Evliyayı peygamberlerden üstün tutan tarikat: EVLİYAİYE
Evre, safha: FAZ-AŞAMA
Evren bilim: KOZMOLOJİ
Evren yaratılmadan önce mevcut olan sonsuz boşluk: KHAOS
Evrenin kendiliğinden art arda yaradılışını ve yok oluşunu belirten ve oyun anlamına gelen Sanskritçe sözcük: LİLA
Evrenin oluşumunu ve gelişimini inceleyen bilim dalı, evrendoğum: KOZMOGONİ
Evrenin tasarlandığı gibi işlemesini sağlayan kutsal kurallar ve düzenlemeler: ME
Evrenin temeli olarak düşünülen maddenin canlı olduğunu savunan öğreti: HİLOZOİZM
Evrenin ve insanın tanrıdan çıkıp tekrar tanrıya döneceğini konu alan tekke edebiyatı türü: DEVRİYE
Evrenin yaradılışında oluşan ilk canlı(İsk.Mit.): YMİR
Evrensel enerji: PRANA
Evrensel gerçeği bir mantık birliği içinde gören öğretilerin genel adı: PANLOJİZM
Evrensel gerçeklik: İDEA
Evrensel hayat enerjisi anlamına gelen, çok eski bir japon sağlık tekniği: REİKİ
Evrensel ve kozmetik sanayisinde kullanılan bir ağaççık: JOJOBA
Evrensel: ALEMŞÜMUL
Evrim kuramına göre karaya ilk çıkan canlı olan ve 20006'da fosilleri bulunan hayvan: TİKTAALİK
Evrim: EVOLÜSYON-GELİŞİM
Evvelden önce: ÖGDEN
Eyalet valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker: SARICA
Eyalnız bir kelime veya cümlenin değil, hatta bir kafiyenin veya bir mısranın da sürekli irade dışında tekrarı: PALİMFRAZİ
Eyer altına konulan ter bezi: ALIK
Eyer bezi: HAŞA
Eyer kolanının tokaya geçen kayışı: KAYASA
Eyer kolonunun tokaya geçen kısmı: İLİ
Eyer örtüsü: ÇAPRAK-ŞAPLAK-FİTAN-ŞAPRAK
Eyer ve semerlerde heybe koymaya yarayan arka kısım: TERKİ
Eyer, at takımı: SERC
Eyerde ayak basma yeri: ZENGÜ
Eyere ya da binicinin bacaklarının gerisine asılan, kumanya, silah ve barut taşımaya yarayan deri çantalardan her biri: KUBURLUK
Eyeri hayvana bağlamak için kullanılan kolan: KAYASA
Eyerin altına konulan bez: HAŞA
Eyer'in arka bölümü: TERKİ
Eyerin hafif bombeli ön kısmına verilen ad: KAŞ
Eyerin iki yanı: BEDADAN
Eyerin ön ve arkasında çıkıntılı bölüm: KAŞ
Eyerin oturak yeri: KARAMA
Eyerin tahta kısmı: *Yasak Kelime*
Eyerin tokaya geçirilen kayışı: KAYAŞA
Eyerin veya palanın üzerine örtülen kilim, halı gibi örtü: ÇULTAR
Eyerin, atın kuyruğuna geçirilen kısmı: KUSKUN
Eyersiz at: CAYDAK
Eylemleri olumsuz yapmakta kullanılan ek: ME
Eylemlik: MASTAR
Eylül ayı: İLKGÜZ-VERİMAY-MİHRİ
Eylül ayındakı soğuk, sert, şiddetli rüzgâr: MERİLCEN
Eytişim: DİYALEKTİK
Eyvah, yazık'' anlamında bir sözcük: HAYFA
Ezan okumak: BANLAMAK
Ezberleme, akılda tutma: HIFZI
Ezeli anlamında yöresel bir sözcük: BARAY
Ezgi, uyumlu ses: LAHN
Ezgiler, nağmeler: ELHAN
Ezgiyle okunan şiir, türkü: KÜĞ
Ezhar otunun çiçeği: FAKKAH
Ezici: KAHİR
Ezilmiş havuç içine fındık, şeker vb. eklenerek yapılan bir tür tatlı: CEZERYE
Eziyet: İLENK-CEVR-RENC
Ezme barbunya: AKUDIRŞIŞI
Ezme işleminde kullanılan, billur veya mermerden yapılmış alet: DESTESENK
Ezme, suyunu çıkarma: ASR
Ezme, toz haline getirme: DAK

_________________
Bir Sıkıntın Olduğu Zaman Rabbine Dönüp “Benim Büyük Bir Sıkıntım Var” Deme. Sıkıntına Dönüp “Benim Büyük Bir Rabbim Var” De..!


Twitter: http://twitter.com/AkrepPortal


Pzr 04 Nis, 2010 21:51
Profile bak WWW
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Konuya cevap yaz   [ 15 ileti ] 

İlgili Konular
 Konu   Yazar   Cevap   Gösterim   Son ileti 
Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. F Harfi ile başlayan bulmaca sözcüklerinin anlamları

AkrepKral

2

3306

Pzr 04 Nis, 2010 22:21

AkrepKral Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. H Harfi ile başlayan bulmaca sözcüklerinin anlamları

AkrepKral

9

7517

Pzr 04 Nis, 2010 22:39

AkrepKral Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. J Harfi ile başlayan bulmaca sözcüklerinin anlamları

AkrepKral

1

3093

Pzr 04 Nis, 2010 22:54

AkrepKral Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. K Harfi ile başlayan bulmaca sözcüklerinin anlamları

[ Sayfaya gitSayfaya git: 1, 2 ]

AkrepKral

28

18247

Pzr 04 Nis, 2010 23:06

AkrepKral Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. L Harfi ile başlayan bulmaca sözcüklerinin anlamları

AkrepKral

1

2294

Pts 05 Nis, 2010 17:35

AkrepKral Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. M Harfi ile başlayan bulmaca sözcüklerinin anlamları

AkrepKral

8

6911

Pts 05 Nis, 2010 17:41

AkrepKral Son iletiyi göster

 


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


Guvenli Arama Acik


 


| | | | | |
web siteleri
Review www.akreportal.net on alexa.com

İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan Akreportal.net Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Akreportal.net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler İletişim sayfamız aracılığı ile veya adresinden iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 2 (iki) Hafta içerisinde tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.

News News Site map Site map SitemapIndex SitemapIndex RSS Feed RSS Feed Channel list Channel list
Powered by phpBB 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group.
Designed by ST Software for PTF.
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
phpBB SEO