Cevapsız iletiler | Aktif konular Sistem saati: Cmt 23 Ağu, 2014 20:18



Konuya cevap yaz  [ 2 ileti ] 
TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİ 
Yazar Mesaj
Yönetim
Yönetim
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pts 17 Ekm, 2005 13:37
İleti: 7928
Yaş: 36

Sponsor Reklam AlanI

Sponsor Reklam AlanI

___________________________________________________
TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİ (1919-2006)

yeni Türk devletinin temelleri Atatürkün samsuna çıkmasıyla başlamıştır.
Ulusal Kurtuluş Savaşı (1919-1923) Mondros Müta-rekesi’nden sonra Osmanlı toprakları galip devletler tarafından paylaşılmıştı. Bunun üzerine, Anadolu ve Trakya’da savunma cepheleriyle direniş örgütleri kurulmaya başlandı. Türk halkı, bu direniş çabalarını tam bağımsızlık hareketine dönüştürmek zorundaydı ve bunu da ancak Mustafa Kemal’in önderliğinde gerçekleştirebilirdi. Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919 tarihinde ordu müfettişi olarak Samsun’a ayak basmasıyla dört yıl sürecek olan Ulusal Kurtuluş Savaşı başlamış oldu. 22 Haziran 1919 tarihinde Amasya’da yayınlanan genelge, bir ulusal kurtuluş çağrısı ve bildirgesiydi. Onu Erzurum ve Sivas Kongreleri izledi. Türk halkı bu kong-relerle ulusal bağımsızlık konusundaki kararlılığını tüm dün-yaya şöyle haykırdı: “Milli sınırlar içinde vatan toprakları bir bütündür, bölünemez. Manda ve himaye kabul edilemez.”

16 Mart 1920 tarihinde İstanbul fiilen işgal edilerek Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı dağıtıldı. Bazı mebuslar tutuklandı; tutuklanamayanlar ise Ankara’ya kaçarak Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’ne katıldı.

TBMM, 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da açıldı ve Meclis Başkanlığı’na Mustafa Kemal seçildi. Ulusal Kurtuluş Müca-delesi artık millet adına bu meclis tarafından yürütülecekti. Meclis’in, Mustafa Kemal’i Başkomutanlığa getirmesinden sonra, emperyalist devletlere karşı bütün cephelerde savaş başlatıldı. İstanbul hükümeti ise 12 Ağustos 1920 tarihinde Türkler aleyhine çok ağır koşullar içeren Sevr Antlaşması’nı imzalamıştı. Ankara ile İstanbul arasındaki son bağları da koparan bu antlaşmaya göre Türkler, Anadolu’nun küçük bir parçasına egemen olabilecekler ve yabancı ülkelerin mali ve askeri denetimi altında bulunacaklardı.

Mustafa Kemal ve Ankara Hükümeti, Sevr Antlaşması’nı tanımadı. Önce, Doğu Anadolu’da bağımsız bir devlet kurmak isteyen Ermeniler’e karşı Kazım Karabekir’in kumandasında bir mücadele başlatıldı ve başarıyla sonuçlandı. Rusya ile 2 Aralık 1920 tarihinde Gümrü Antlaşması imzalandı. Bu, TBMM’nin taraf olduğu ilk uluslararası antlaşmaydı. Batı cephesinde, 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’i işgal ederek Ege içlerine doğru yayılmaya başlayan Yunan kuvvetleri, I. ve II. İnönü Savaşları'yla (Ocak-Nisan 1921) durdurulduktan sonra, Sakarya Savaşı’nda (Ağustos-Eylül 1921) ağır bir yenilgiye uğratıldı. Fransa ile imzalanan Ankara Antlaş-ması’yla (Ekim 1921) da Fransızlar Adana ve çevresinden çekildiler. Bundan sonra ülkenin bütün güçleri ve kaynakları batı cephesinde gerçekleştirilecek büyük bir saldırı için harekete geçirildi. Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı’ nda (Ağustos-Eylül 1922) Yunan güçleri bozguna uğratılarak İzmir kurtarıldı (9 Eylül 1922). Bu askeri başarı yeni Türk Devleti’nin kurulması sürecini daha da hızlandırdı. Ankara Hükümeti ile İtilaf devletleri arasında Mudanya Mütarekesi (11 Ekim 1922) imzalandı ve barış antlaşmasının koşullarını görüşmek üzere bir süre sonra Lozan’da konferans düzenlenmesi kararlaştırıldı. Ancak İtilaf devletlerinin bu konferansa İstanbul Hükümetini de davet etmeleri saltanatın sonunu getirdi. TBMM, 1 Kasım 1922’de halifeliği saltanattan ayırmaya ve saltanatı kaldırmaya karar verdi. Son Osmanlı padişahı IV. Mehmed (Vahdettin) de 17 Kasım 1922 tarihinde bir İngiliz savaş gemisiyle gizlice İstanbul’u terk etti.

Lozan Barış Antlaşması (24 Tem-muz 1923). Ankara Hü-kümeti’nin tek temsilci olarak katıldığı Lozan görüşmeleri, 21 Kasım 1922 tarihinde başladı. Dışişleri Bakanı İsmet Paşa’nın (İnönü) başkanlık ettiği görüş-meler, özellikle kapitülasyonların geleceği konusundaki anlaşmazlık nedeniyle Şubat 1923 tarihinde kesintiye uğradı. İsmet Paşa’nın notası üzerine 23 Nisan 1923 tarihin de görüşmeler yeniden başladı. 143 madde, 17 ek sözleşme ile protokol ve açıklamadan oluşan barış antlaş-masıyla Kurtuluş Savaşı noktalanıyor, TBMM hükümeti resmen tanınıyor, Türkiye’nin ulusal sınırları belirleniyor, kapitülasyonlar kaldırılıyor, Osmanlı borçları takside bağlanıyor ve sonuç olarak Türkiye’nin siyasal ve ekonomik bağımsızlığı ile birlikte egemenlik hakkı resmen kabul ediliyordu. 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde im-zalanan antlaşma, 23 Ağustos 1923 tarihinde TBMM tarafından onaylandı.

Devletin Örgütlenmesi ve İnkılaplar. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın kazanılıp, Lozan Barış Antlaşması’ nın imza-lanmasından sonra Mustafa Kemal ilk iş olarak savaş sırasında kurulan Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemi-yetlerini birleştirerek, Cumhuriyet Halk Fırkası’ na (Partisi) dönüştürdü ve fırkanın genel başkanlığını üstlendi. Ulusal mücadele anlayışını sivil bir ortamda sürdürecek olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin amacı ülkeyi modernleştirmek, model olarak benimsenen batı sistemini, kurumlarını ve yaşam tarzını hayata geçirmekti.

Resim

29 Ekim 1923 tarihinde inkılapların en önemlisi kabul edilen, Cumhuriyet ilan edildi. Ulusal Mücadele’nin önderi Mustafa Kemal, oybirliğiyle Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanı seçildi. O da İsmet Paşa’yı (İnönü) başbakan olarak atadı. Ancak bu gelişmeler, ilk Meclis’teki tutucu kesimi rahatsız etmiş; hilafetten kaynaklanan kurum ve kadroların yeni yönetim ile çelişmesi ihtimali köklü bir dönüşümün gerekliliğini ortaya çıkarmıştı. TBMM, Cumhuriyet’in ilanından dört ay sonra, cumhuriyetçilik ilkesi ile bağdaşmayan ve inkılapların hayata geçirilmesi sırasında ayakbağı olacağı anlaşılan hilafeti kaldırarak, Osmanlı hanedanı mensuplarının ülke dışına çıkartılmasına karar verdi (3 Mart 1924).

Modern bir devlet ve toplum yapısının oluşturulması için, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, bireylerin inanç ve vicdan özgürlüklerinin sağlanması gerekiyordu. Bu nedenle de bir hilafet kurumu olan Şeriye ve Evkaf Vekaleti kaldırılarak, Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı ve Evkaf Müdürlüğü kuruldu. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile din okulları düzenine son verilerek, tüm oku-lar ve eğitim işleri Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde birleştirildi Adli Teşkilat Yasası ile şeriat mahkemeleri yerini laik mahkemelere bıraktı. 25 Kasım 1925 tarihinde
çıkartılan Şapka Kanunu ile sarık ve fes giyilmesi yasaklandı ve “şapka” milli başlık oldu. 26 Kasım 1925 tarihinde uluslararası saat ve takvim düzenleri kabul edildi. 30 Kasım 1925 tarihinde tekke, zaviye ve türbeler kapatılarak tarikat unvanları kaldırıldı. 17 Şubat 1926 tarihinde Osmanlı hukukunun temel taşları olan Mecelle ve Şer’i Hukuk yerine “Türk Medeni Kanunu” kabul edildi. Buna paralel olarak Borçlar, Ceza ve Ticaret Kanunları da çağdaş esaslar doğrultusunda yeniden düzenlendi.

Çok eşliliğin yasaklanması ve boşanmalar konusunda sadece mahkemelerin yetkili kılınması, kadın hakları konu-sunda atılan ilk önemli adımları oluşturdu. Kadınlar birçok Avrupa ülkesinden önce; 1930 yılında belediyeler, 1933 yılında köy ihtiyar heyetleri, 1934 yılında ise TBMM için seçme ve seçilme hakkı elde ettiler.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yeni bir Türk alfabesi hazı-andı ve Latin harflerinin kullanılmasını öngören yasa 1 Kasım 1928 tarihinde TBMM’de kabul edildi. 1931 yılında ağırlık ve uzunluk ölçüleri değiştirildi. Metre ve kilo sistem-lerinin kabulü ile ticari ve ekonomik işlemler kolaylaştırıldı, ülke genelinde standart bir ölçü düzeni kuruldu.

21 Haziran 1934 tarihinde Soyadı Kanunu’nun çıkartılmasıyla, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadı verildi.

“Devletin dini İslamdır” hükmü 1928 tarihinde yapılan deği-şiklikle Anayasa’dan çıkartıldı. 1937 yılında ise Türkiye’nin laik bir devlet olduğu, Anayasa hükmü haline getirildi. 1925 yılında Türk Tarih Kurumu, 1932 yılında ise Türk Dil Kurumu kuruldu.

Atatürk Döneminde İç ve Dış Politika. Atatürk, inkılapları halkın tümüne benimsetmek kararındaydı. Fakat devleti kuran inkılapçı CHP içerisinde bile bir süre sonra muhalif sesler yükselmeye başladı. Gerçekleştirilen inkılapların Türkiye’nin sosyal ve siyasal yapısına uymadığını düşünen ve aralarında Rauf Orbay, Kazım Karabekir ve Ali Fuat Cebesoy gibi Ulusal Kurtuluş Savaşı’ nı yöneten bir grup komutanın da bulunduğu muhalifler, Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ederek Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurdular. Partinin başkanlığına Kazım Karabekir getirildi. Güneydoğu Anadolu’da gerici Şeyh Said İsyanı’nın çıkması üzerine hükümet,3 Haziran 1925 tarihinde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kapattı.

Çok partili sisteme geçmek Atatürk’ün idealiydi. Bu nedenle eski başbakanlardan olan Fethi Okyar’a Serbest Fırka’yı kurdurdu. İsmet İnönü’ye muhalif olan Fethi Okyar’ın liderliğindeki parti, halktan büyük ilgi görmeye ve beklenmedik şekilde gelişmeye başladı. Okyar’ın İzmir gezisi sırasında üzücü olayların meydana gelmesi nedeniyle parti, 17 Kasım 1930 tarihinde kendini feshetti.

Cumhuriyetin ilk yıllarının özelliği, Milli Misak’a ve barışa da-yalı dış politika izlenmesiydi. Başarılı bir diplomasi ile İstan-bul ve Çanakkale boğazlarının ulusal savunma sistemi içinde yer alması sağlanmış (Montreaux Antlaşması, 1936), Balkan (1934) ve Sadabad Paktları ile bütün komşu ülkelere karşı izlenen dostluk politikaları yaygınlaştırılmıştı.

Hatay, Atatürk’ün uğraştığı son dış politika sorunu oldu. Dinamizmi, güçlü sezgileri, güç dengelerini doğru hesap ede-bilmesi, iç ve dış koşulları doğru değerlendirmesiyle bilinen Atatürk, 10 Kasım 1938 tarihinde vefat ettiğinde; Hatay sorununu da çözüme kavuşturmuş ve batı modeli doğrultusunda büyük adımlar atmış; geriye, kurumları çağdaşlaşmış ve inkılapları yürekten benimsemiş bir ülke bırakmıştı.

(devam edecek...)

_________________
Resim
~Biz hep tek kişi olduk~

http://www.akreportalnet.com/portal/kurallar-vt2.html


Per 23 Kas, 2006 03:55
Profile bak
Yönetim
Yönetim
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pts 17 Ekm, 2005 13:37
İleti: 7928
Yaş: 36
İleti 
TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİ
ATATÜRK SONRASI...

İnönü Devri ve Bunalımlı Savaş Yılları. Atatürk’ün ölümünden sonra ikinci cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye’yi 1939 yılında başlayan İkinci Dünya Savaşı’nın dışında tutmayı başardı. 23 Ağustos 1939 tarihinde Sovyet-Alman Antlaşması imzalandığında, bu beraberliğin Türkiye aleyhine sonuçlar doğurabileceğini düşünen İnönü, Fransa ve İngiltere ile antlaşma yaparak Türkiye’nin ekonomik yardım almasını sağladı (13 Ekim 1939). Sovyetler Birliği ile bu ülkenin Türkiye’ye saldırmayacağı güvencesini alan bir antlaşma imzaladı (25 Mart 1941). Almanya ile de Sovyetler Birliği’ne saldırması ndan birkaç gün önce saldırmazlık antlaşması yapan İnönü’nün bu denge politikası savaş boyunca devam etti. Savaşın bitmesine kısa bir süre kala ABD, İngiltere ve SSCB’nin yanında yer alarak Almanya ve Japonya’ya savaş ilan eden Türkiye, 24 Ocak 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler bildirisini imzaladı ve 5 Mart 1945 tari-hinde San Francisco Konferansı’na davet edilerek, Birleşmiş Milletler kurucu üyeleri arasında yer aldı.

Çok Partili Döneme Geçiş. Fuat Köprülü, Refik Koraltan, Celal Bayar ve Adnan Menderes; tarihe “Dörtlü Takrir” olarak ge-çen ünlü önergelerini CHP Meclis Grubu’na vererek, içtüzüğün ve bazı yasaların değiştirilmesini istemişler-di. İsteklerinin geri çevril-mesi üzerine Bayar, CHP’ den ve milletvekilliğinden istifa etti. Menderes, Köp-rülü ve Koraltan ise parti disiplinine uymadıkları ge-rekçesiyle CHP’den ihraç edildiler. “Dörtlü Tak-rir”e imza koyanlar, 7 Ocak 1946 günü, Demokrat Parti’yi kurduklarını açıkladılar. Demokrasinin ve liberal ekonomi anlayışının öncülüğünü yapan DP, beklenenden daha hızlı şekilde gelişti ve 1946 seçimlerinde Meclis’e girmeyi, 1950 seçimlerinde ise tek başına iktidara gelmeyi başardı. 1954 seçimlerinde oylarını artırarak iktidarını daha da perçinleyen DP, 1957 seçimlerinde oy kaybına uğramasına rağmen 27 Mayıs 1960’a kadar iktidarını sürdürdü. CHP iktidarı döneminde benimsenmeye başlanan Amerika ile yakın işbirliği, DP iktidarı döneminde dış politikaya yeni boyutlar getirdi. Missouri gemisinin İstanbul’u ziyareti, Tru-man Doktrini ve Marshall Planı’nın uygulanmaya konması ile Amerika’dan ilk ekonomik ve askeri yardımların gelmeye başlaması, İsmet İnönü’nün bu doğrultuda attığı temelleri sağlamlaştırmıştı. Türkiye, DP iktidarı döneminde Kore Savaşı’na katıldı ve Kuzey Atlantik Paktı Örgütü’ne (NATO) üye oldu(1952). 1954 seçimlerinden sonra ekonomi ile birlikte halkın ve sivil-asker bürokratların durumu da bozulmaya başlamıştı.

Halktaki hoşnutsuzluk karşısında muhalefet ve basının da eleştirileri sertleşmişti. İktidar ise bu eğilime karşı bazı sert önlemler almaya yönelmişti. Anamuhalefet Partisi lideri İnönü’nün yurt gezilerinde karşılaştığı engeller, bası nı kontrol altında tutmak için başvurulan yöntemler ve Meclis’te kurulan “Tahkikat Komisyonu” tansiyonu iyice yükseltmiş, rejim tartışmalarına yol açmıştı.

27 Mayıs Hareketi ve Ara Dönem. Silahlı Kuvvetler’in çeşitli kademelerindeki bir grup subay, 27 Mayıs 1960 sabahı planlı bir şekilde harekete geçerek, on yıllık DP iktidarını devirdi ve yönetime el koydu. Yayınlanan ilk bildiride, hareketin hiçbir kişiye ve zümreye karşı yapılmadığı, NATO’ya ve CENTO’ya bağlı kalınacağı ve en kısa zaman-da seçimlerle yönetimin sivillere devredileceği bildirildi. İhtilalci subaylar tarafından “Milli Birlik Komitesi” (MBK) adında bir komite kuruldu. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel; Devlet, Hükümet ve Milli Birlik Komitesi Başkanlığı görevlerini üstlendi. MBK yasama görevini üstlenirken, 17 Haziran 1960’ta çoğu sivillerden oluşan bir hükümet göreve başladı.

Ancak, MBK üyelerinin bir bölümü bir an önce seçimlerin yapılmasını isterken, diğer bölümü gerekli reformlar gerçekleştirildikten sonra seçimlere gidilmesinden yanaydı. İkinci gruptakiler 13 Kasım 1960 tarihinde tasfiye edilerek yurt dışında çeşitli görevlere atandılar.

Kurucu Meclis, 5 Ocak 1961 tarihinde toplandı. Kurucu Meclis’in son şeklini verdiği Anayasa, 9 Temmuz 1961 tarihinde yapılan referandumla kabul edilerek yürürlüğe girdi. 1961 Anayasası’nın getirdiği en önemli yenilik; parlamentonun, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olmak üzere iki kanattan oluşmasıydı. MBK, 15 Ekim 1961 tarihinde yapılan seçimlerle iktidarı sivillere teslim etti. Anayasa gereği MBK’nın 22 üyesi “Tabii Senatör” olarak parlamentoya girerken, Cemal Gürsel Cumhurbaşkanı seçildi.

Devrik Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar Kurulu üyeleri, milletvekilleri ve bazı bürokratlar 27 Mayıs 1960 sabahı Harp Okulu’nda gözetim altına alınmışlardı. Yassıada’da kurulan “Yüksek Adalet Divanı”, “Anayasayı ihlal” ile suçladığı DP iktidar mensuplarından 15’ine idam cezası verdi. Bunlardan 12’si MBK tarafından müebbet hapse çevrildi. DP iktidarının Başbakanı Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan ise 16-17 Eylül 1961’de İmralı Adası’nda idam edildiler. Diğer tutukluların tümü 1964 yılına kadar çeşitli af girişimleriyle serbest bırakıldılar.

Hareketli Yıllar ve AP Dönemi. 14 Ekim 1961’de yapılan ilk seçimlerde, emekli Orgeneral Ragıp Gümüşpala’nın liderliğindeki Adalet Partisi ile ihtilal hükümetinin Maliye Bakanlığını yapan Ekrem Alican’ın liderliğindeki Yeni Türkiye Partisi, DP’nin 1957 yılında aldığı toplam oylardan daha fazlasını elde etmişti. CHP’nin oyları ise %41’den %37’ye gerilemişti.

Seçimlerden sonra CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün başkanlığında kurulan CHP-AP koalisyon hükümeti, sivil reji-me dönüşü kolaylaştırmakla birlikte iç uyumsuzluklar nede-niyle uzun ömürlü olamadı. Onu, yine İnönü’nün başkanlığında kurulan II. ve III. koalisyonlarla, Suat Hayri Ürgüplü’nün başkanlığında kurulan koalisyon hükümeti izledi.

Ragıp Gümüşpala’nın 1964’te ölümüyle boşalan AP Genel Başkanlığı’na, Devlet Su İşleri eski Genel Müdürü Süleyman Demirel seçildi. AP, 1965 seçimlerinde oyların %53’ünü alarak tek başına iktidara geldi. Bu seçimlerin bir özelliği de Türkiye’de ilk kez bir sosyalist partinin, Türkiye İşçi Partisi’nin seçimlere katılması ve 15 milletvekilliği kazanmasıydı.

12 Mart ve Ara Rejim. 1968 yılında başlayan öğ-renci eylemleri, tüm Avrupa’yı olduğu kadar Türkiye’yi de et-kilemiş, masum öğrenci istekleri giderek siyasi ve ideolojik bir içerik kazanmış ve kanlı bir teröre dönüşmüştü. Bu terörü durdurmak gerekçesiyle komutanlar 12 Mart 1971’de muhtıra verdiler.

Genelkurmay Başkanı ve dört kuvvet komutanının ortak muhtırası, anarşi ve terörü önlemek, rejimi esenliğe kavuş-turmak gerekçesiyle verilmişti ve reformları Atatürkçü bir görüşle gerçekleştirebilecek partiler üstü bir hükümetin oluş-turulmasını istiyordu. Aksi durumda ordu, yönetimi doğrudan üstlenecekti. Bunun üzerine, hükümetin Başbakanı olan Demirel aynı gün istifasını Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a verdi.

Yeni ara rejimin ilk hükümeti, CHP’den istifa eden Prof. Nihat Erim tarafından kuruldu. Sıkıyönetim ilan edildi ve bazı özgürlükler kısıtlandı.

I. Erim Hükümeti, sert önlemlere rağmen terörün tırmanışa geçmesine daha fazla dayanamayarak yerini II. Erim Hükü-meti’ne bırakmak zorunda kaldı. 12 Eylül 1980 müdaha-lesinden önce Dragos’taki evinin önünde teröristler tarafın-dan öldürülecek olan Erim’in bu ikinci denemesi de başarılı olamadı. Yerini, Nihat Erim hükümetinde Maliye Bakanlığı yapmış olan Ferit Melen’in kurduğu hükümete bıraktı. Onu izleyen Naim Talu Hükümeti ise bir çeşit demokrasiye geçiş sürecini başlattı. 1973 yılında TBMM’de yapılan Cumhur-başkanlığı seçimini 12 Martçıların adayı Faruk Gürler kay-betti; AP ve CHP’nin ortak adayı emekli Oramiral Fahri Korutürk kazandı.

Bu arada, devleti ve cumhuriyeti kuran CHP’de 1969 yılından itibaren başlayan gelişmeler 12 Mart Muhtırası’ndan sonra ilginç boyutlar kazanmıştı. 12 Mart Muhtırası’na karşı çıkan Genel Sekreter Bülent Ecevit ve arkadaşları, Merkez Yürütme Kurulu üyeliğinden istifa etmişlerdi. Ecevit ve arkadaşları, 1972 Kurultayı’nda İnönü’nün ekibine karşı parti yönetimine adaylıklarını koydular. Ecevit ekibinin kazanmasıyla İsmet İnönü; CHP Genel Başkanlığı’ndan, üyeliğinden ve milletvekilliğinden istifa etti. Hemen toplanan kurultayda Ecevit, Genel Başkan seçildi.

Ecevit Hükümetleri ve “MC” Dönemleri. 1973 yılında yapılan seçimler, 12 Mart rejiminin hukuki olarak sonunu getirmişti. Seçimlerde hiçbir partinin tek başına iktidara gelememesi yeni bir “Koalisyonlar Dönemi”ni başlattı. Se-çimlerde en yüksek oyu alan CHP, görüşlerinde İslami akımları yansıtan Milli Selamet Partisi (MSP) ile koalisyon hükümeti kurdu. Bu ilginç uzlaşma olumlu sonuçlar doğurdu ise de dünyadaki konjonktürel gelişmeler Türkiye’ye, dola-yısıyla hükümete de yansıdı. Dünyadaki petrol bunalımının ardından Türkiye’yi yıllarca uğraştıracak olan Kıbrıs sorunu gündeme geldi. Nikos Sampson’un 1974 Haziranı'nda Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı ENOSİS’çi bir darbe yap-masına seyirci kalmayan Türkiye, anlaşmalardan doğan garantörlük hakkını kullanarak Ada’ya askeri müdahalede bulunmak zorunda kaldı. Bu müdahaleye batı olumsuz tavır alırken, ABD Türkiye’ye ekonomik ambargo ilan etti. Kıbrıs sonrası izlenecek dış politika konusunda anlaşmazlık belirince, CHP-MSP koalisyonu dağıldı. Başbakanlık görevi verilen Kontenjan Senatörü Sadi Irmak’ın kurduğu hükümet ise TBMM’den güvenoyu alamadı. 1969 seçimlerinden sonra, kendi hükümetlerine güvensizlik oyu vererek AP’den ayrılan ve çıkarılanlar tarafından kurulan Demokratik Parti’de (DP) çözülmeler başlamıştı. Katılanlarla milletvekili sayısını artıran AP; MSP, MHP (Milliyetçi Hareket Partisi) ve CGP (Cumhuriyetçi Güven Partisi) ile bir araya gelerek çoğunluğu sağladı. Yeni hükümeti kurma görevi Süleyman Demirel’e verildi. Demirel 1977 seçimlerine kadar işbaşında kalacak olan “Milliyetçi Cephe” (MC) hükümetinikurdu.

1977 seçimlerinde hiçbir parti tek başına iktidar olabilecek çoğunluğu sağlayamayınca, Süleyman Demirel bu kez CGP’nin alınmadığı II. MC Hükümeti’ni oluşturdu. 1974 yılında başlayan ekonomik bunalım ve terör derinleşerek devam ediyordu.

Süleyman Demirel’in başkanlığındaki II. MC Hükümeti, Aralık 1977 tarihinde CHP’nin gensorusu ile düşürüldü. CHP lideri Bülent Ecevit; 11 bağımsız milletvekili, DP ve CGP’nin desteğiyle yeni bir hükümet kurdu. Fakat ne ekonomik dar-boğazdan çıkılabildi ne de terörün tırmanışı durdurulabildi. 1979 sonbaharında yapılan Cumhuriyet Senatosu Kısmi Ye-nileme Seçimleri’nde CHP ağır bir yenilgiye uğrayınca, Baş-bakan Ecevit görevden çekildi. AP lideri Demirel bu kez MSP ve MHP tarafından dışarıdan desteklenen AP Azınlık Hükümeti’ni kurdu (25 Kasım 1979). AP Azınlık Hükümeti’nin ül-keyi ekonomik darboğazdan çıkarmak için aldığı 24 Ocak Kararları kısa sürede olumlu sonuç verdi, ama terör olaylarının önüne geçilemedi. Terörün yoğun olduğu illerde sıkıyönetim ilan edildi. Öte yandan 1980 yılının ilk aylarında görev süresi dolan Fahri Korutürk’ün yerine yeni cumhurbaşkanı bir türlü seçilemiyordu.

12 Eylül Ara Rejimi (1980-1983). 12 Eylül 1980 sabahı, Türkiye’de yeni bir askeri müdahale gerçekleşti. Ordu, emir komuta zinciri içinde yönetime el koymuştu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve Kuvvet Komutanlarından oluşan Milli Güvenlik Konseyi, TBMM’yi ve hükümeti feshetti. Tüm ülkede sıkıyönetim ilan edildi. AP, CHP, MSP ve MHP liderleri gözetim altına alındı. MGK, müdahaleden sonra yasama ve yürütme yetkilerini üstlenerek, konseyin başkanı olan Kenan Evren’i Devlet Başkanlığı’na getirdi. Yeni hükümet, emekli Oramiral Bülent Ulusu’nun başkanlığında kuruldu. AP Azınlık Hükümeti’nin Başbakanlık Müsteşarı ve 24 Ocak Kararları'nın mimarı Turgut Özal da hükümette Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcılığı’na getirildi. Ekonomik istikrar programı bu dönemde aynen sürdürüldü. NATO Başkomutanı’nın adıyla anılan “Rogers Planı” nın MGK tarafından kabulü ve ülkenin uzun süredir izlediği politikaya aykırı olarak Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dön-mesine izin verilmesi dış politikadaki en önemli gelişmelerdi. Haziran 1981’de, MGK ve Danışma Meclisi’nden (DM) oluşacak bir “Kurucu Meclis” yapılanması kararı alındı. Danışma Meclisi üyelerinin açıklandığı gün, daha önce etkinlikleri ya-saklanmış olan tüm siyasi partiler MGK tarafından kapatıldı ve malvarlıklarına el kondu. DM Anayasa Komisyonu tarafından hazırlanan yeni anayasa 7 Kasım 1982 tarihinde halkoyuna sunuldu ve %91.2 “evet” oyu ile kabul edildi. Yeni anayasanın kabulü ile Kenan Evren “Cumhurbaşkanı” sıfatını aldı. Siyasi Partiler Yasası 24 Nisan 1983 tarihinde yürürlüğe girdi ve yeni siyasi partilerin kurulması için siyasi faaliyetler kademeli olarak serbest bırakıldı. Merkez sağda; emekli Orgeneral Turgut Sunalp tarafından Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP), 1982’de Bülent Ulusu Hükümeti’nden ayrılmış olan Turgut Özal tarafından Anavatan Partisi (ANAP) ve merkez solda; Bülent Ulusu’nun Başbakanlık Müsteşarlığı’nı yapmış olan Necdet Calp tarafından Halkçı Parti (HP) kuruldu. AP’nin devamı olarak kurulan Doğru Yol Partisi (DYP) ve İsmet İnönü’nün oğlu Erdal İnönü’nün liderliğinde kurulan Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SODEP), kurucu üyelerinin çoğu MGK tarafından veto edildiği ve öngörülen süre içinde kurucu yeter sayısını tamam-layamadıkları için genel seçimlere katılma hakkı elde edemediler. 6 Kasım 1983 tarihinde yapılan genel seçimlere ANAP, MDP ve HP katıldı. Oyların %45.1’ini alan ANAP tek başına iktidar oldu. 24 Kasım 1983 tarihinde toplanan TBMM’nin başkanlık diva-nının oluşmasıyla MGK’nın görevi sona erdi. MGK’nın dört üyesi “Cumhurbaşkanlığı Konseyi” üyesi olarak göreve başladı. Cumhurbaşkanı ile birlikte Konsey üyelerinin görev süresi de tamamlanmıştı.

I. ve II. Özal Hükümetleri. 6 Kasım 1983 seçimlerinde tek başına iktidara gelen ANAP, 1987 seçimlerinde de iktidarda kalmayı başardı. Özal hükümetleri döneminin en önemli özelliği, Özal’ın deyimiyle, gerçekleştirilen “Büyük Transformasyon” oldu. Üst üste yapılan cesur ve kararlı reformlarla ekonomi yön ve kabuk değiştirdi. Ekonomik sorunlar çözüldü ve ekonomik büyüme hızlandırıldı. Avrupa ülkeleriyle ilişkiler iyileştirildi. Türkiye ile ilişkilerini askıya almış olan Avrupa Konseyi Danışma Meclisi, Türk parlamenterlerin bu kurula katılmasını Mayıs 1984’te kabuletti. Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesine izin verildikten sonra, ABD ile canlanan ilişkilerdeki düzelme devam etti. Irak-İran savaşında izlenen tarafsız politika, her iki ülke ile ticareti olumlu yönde etkiledi.

Bu dönemde iç politikadaki en önemli gelişme ise, HP ile SODEP’in Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) adıyla birleş-mesiydi. Eski CHP’nin yasaklı Genel Başkanı Bülent Ecevit’in eşi Rahşan Ecevit, Demokratik Sol Parti’yi (DSP) kurdu. 6 Eylül 1986 tarihinde yapılan halk oylaması ile siyasi yasaklar kaldırıldı. Bülent Ecevit DSP’de, Süleyman Demirel DYP’de, Alparslan Türkeş MÇP’de (Milliyetçi Çalışma Partisi), Necmettin Erbakan RP’de (Refah Partisi) genel başkanlığa getirildi.

ANAP, 1987’de yapılan erken genel seçimlerde yine tek başına iktidara geldi. SHP %24.75 ve DYP %19.15 oranı nda oy aldı. Kenan Evren’in görev süresinin dolmasıyla sekizinci Cumhurbaşkanı seçilen Turgut Özal, 9 Kasım 1989 tarihinde Evren’den görevi devraldı. Başbakanlığa atadığı Yıldırım Akbulut, Kasım 1989 tarihinde toplanan ANAP Olağanüstü Büyük Kongresi’nde genel başkan seçildi.

Körfez Krizi. Saddam Hüseyin’in emriyle Irak kuvvetlerinin Ağustos 1990 tarihinde Kuveyt’i işgal etmesi, “Körfez Krizi”nin patlak vermesine neden oldu. Cumhurbaşkanı Turgut Özal bu kriz sırasında, yoğun diplomatik ataklarla Türkiye’nin uluslararası alanda ön plana çıkmasını ve müttefiklerin yanında aktif rol almasını sağladı. Körfez Savaşı’nın ardından 1991 ilkbaharında Türkiye, çoğunluğunu Kürtler’in oluşturduğu bir milyona yakın sığınmacının göç hareketiyle karşılaştı. Müttefiklerin 36. paralelin kuzeyindeki Irak topraklarını “Güvenlik Bölgesi” ilan etmesinden sonra sığınmacıların büyük bir bölümü yurtlarına döndü.

ANAP’taki Değişim ve Koalisyonlar Dönemi. ANAP Genel Başkanlığı’na Haziran 1991 tarihinde Yıldırım Akbulut’un yerine Mesut Yılmaz seçildi. Yılmaz’ın başkan-lığında kurulan yeni hükümetin ilk icraatı ise erken seçim kararı almak oldu. 21 Ekim 1991 tarihinde yapılan erken genel seçimlerde DYP aldığı %27.03 oy oranıyla birinci parti oldu. Onu ANAP, SHP, RP ve DSP izledi. 20 Kasım 1991 tari-hinde Süleyman Demirel’in başkanlığında DYP-SHP koalisyon hükümeti kuruldu. Ekonomik büyümeyi canlandırmakta ve ücretlilerin reel gelirlerini artırmakta bir ölçüde başarılı olan hükümet, demokratikleşme alanında da bazı adımlar attı.

Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasıyla bağımsızlıklarını elde eden Kafkasya ve Orta Asya Cumhuriyetleri ile çok yönlü ilişkiler kuruldu. Böylece Türkiye için bir “bölge devleti” olma yolunda yeni ufuklar açıldı. Haziran 1992 tarihinde bir zirve toplantısıyla kurumlaştırılan, Kafkasya ve Balkanlar da-hil bütün Karadeniz havzasını içine alan “Karadeniz Ekonomik İşbirliği”, Türkiye’nin bu bölgedeki önemini daha da artırdı. Ayrıca Türkiye, Bosna-Hersek ve Somali konularında da aktif bir rol oynadı.

Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 17 Nisan 1993 tarihinde bek-lenmedik şekilde vefat etmesi iç politikadaki dengeleri ciddi şekilde etkiledi. Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı seçildi. Demirel’in boşalttığı DYP Genel Başkanlığı'na ise 13 Haziran 1993 tarihinde yapılan olağanüstü büyük kongrede Tansu Çiller getirildi. Türkiye’nin ilk kadın başbakanı olan Çiller’in kurduğu DYP-SHP Koalisyon Hükümeti, 25 Haziran 1993 tarihinden 25 Aralık 1995 seçimlerine kadar görevde kaldı.

Sosyal ve Siyasal Gerilim. RP, 1995 seçimlerinde %21 oy oranıyla birinci parti oldu. Ancak, 5 Mart 1996’da Mesut Yılmaz’ın başkanlığında “Anayol” olarak adlandırılan ANAP-DYP Koalisyon Hükümeti kuruldu. Bu hükümet sadece dört ay görevde kalabildi. RP’nin hükümet hakkındaki gensorusunu, DYP’nin destekleyeceğini açıklaması üzerine Yılmaz, 6 Haziran 1996 tarihinde istifa etti. Cumhurbaşkanı bu kez RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ı hükümeti kurmakla görevlendirdi. Erbakan’ın kurduğu ve “Refahyol” olarak adlandırılan RP-DYP Koalisyon Hükümeti’nde DYP Genel Başkanı Çiller, Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı görevini üstlendi. Bu dönemde yoğunlaşan irtica tartışmaları sosyal ve siyasal gerilimin doğmasına neden oldu.

Milli Güvenlik Kurulu 28 Şubat 1997 tarihli toplantısında, irticanın tırmanmakta olduğu uyarısını yapınca yeni bir süreç başladı. Bu gerilimli süreçte Erbakan, başbakanlık görevini hükümet ortağına devretmek amacıyla 18 Haziran 1997 tarihinde istifa etti. Cumhurbaşkanı Demirel ise 19 Haziran 1997 tarihinde hükümeti kurmakla Çiller’in yerine Yılmaz’ı görevlendirdi. Yılmaz’ın kurduğu ve kamuoyunda “Anasol-D” olarak bilinen ANAP-DSP-DTP (Demokrat Türkiye Partisi) Koalisyon Hükümeti, 12 Temmuz 1997 tarihinde TBMM’den güvenoyu aldı. Bu dönemde, erken seçimlerin genel ve yerel seçimlerin birleştirilerek 18 Nisan 1999 tarihinde yapılması kararlaştırıldı. Hükümet, muhalefetin gensoru önergesiyle 25 Kasım 1998 tarihinde düşürüldü. Ecevit tarafından 17 Ocak 1999 tarihinde kurulan DSP Azınlık Hükümeti, Meclis’ten güvenoyu alarak 18 Nisan seçimlerine kadar görevde kaldı. Seçim sonucunda DSP, MHP, FP (Fazilet Partisi), ANAP ve DYP parlamentoda temsil edilme hakkı kazanırken; CHP %10’luk ülke barajını aşamayarak parlamento dışında kaldı. DSP oylarını büyük oranda artırırken, MHP de en fazla oy alan ikinci parti oldu. Merkez sağdaki ANAP ve DYP ise büyük oy kaybına uğradı. Ocak 1998 tarihinde kapatılan RP’nin bağımsız kalan milletvekillerinin katılımıyla kurulan Fazilet Partisi de eski oy oranını koruyamadı.

DSP Genel Başkanı Ecevit, 28 Mayıs 1999 tarihinde DSP-MHP-ANAP Koalisyon Hükümeti’ni kurdu. Yeni hükümet gö-reve başlar başlamaz Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin sivilleştirilmesi, Bankalar Kanunu, “Uluslararası Tahkim”i öngö-ren Anayasa değişikliği, sosyal güvenlik reformu gibi önemli konularda yeni yasaların çıkmasını sağladı. 16 Mayıs 2000 tarihinde görev süresi dolan Süleyman Demirel’in yerine, Meclis’te temsil edilen beş partinin genel başkanlarının katıldığı bir teklifle aday gösterilen Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer, 3. turda 330 oyla Türkiye’nin 10. Cumhurbaşkanı seçildi.

Önce Kriz, Sonra İstikrar. Türkiye, Şubat 2001 tarihinde Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizine girdi ve ekonomik dengeler birden bire alt üst oldu. Hükümet, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kemal Derviş’i, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na getirdi. IMF ve Dünya Bankası’ndan büyük ölçekli krediler sağlandı. Bankalar Yasası yeniden düzenlendi. Bu arada, TBMM tarafından Anayasa’nın birçok maddesinde değişiklik yapılarak Avrupa Birliği stan-dartlarına uyum konusunda önemli adımlar atıldı. Savaş ve terör suçları dışında idam cezası kaldırıldı.

TBMM’de, DSP-MHP ve ANAP’tan oluşan koalisyon hükümetinin önerisiyle, 3 Kasım 2002 tarihinde erken genel seçimlerin yapılması kararlaştırıldı. Seçimlerde sadece AK Parti (%34.28 ) ve CHP (%19.39) oy ile parlamentoya girebildi. AK Parti Meclis’teki 550 sandalyeden 363’ünü elde ederek tek başına iktidara gelirken, CHP ana muhalefet partisi oldu. Seçimlerden önceki koalisyon hükümetini oluşturan DSP, MHP ve ANAP ile ana muhalefet partisi olan DYP, %10’luk ülke barajını aşamayarak parlamento dışında kaldılar.

AK Parti Dönemi. Seçimlerden sonra, AK Parti Kayseri Milletvekili Abdullah Gül tarafından 58. Hükümet kuruldu. Bu dönemde AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa ülkelerinin başbakanlarıyla bir araya gele-rek, Türkiye’nin AB’ye alınması için yoğun çalışmalar yaptı ve 14 AB ülkesinde çeşitli temaslarda bulundu. Bu dönemin en önemli siyasi olayı ise; AB Kopenhag Zirvesi’nde Türkiye’nin tam üyeliğe ilişkin görüşmeleriyle ilgili tarihin Aralık 2004 olarak belirlenmesine karar verilmesi ile hükümetin, Irak Savaşı nedeniyle istediği “Türkiye’de yabancı asker bulundurma ve yabancı ülkelere asker gönderme” yetkisinin TBMM tarafından reddedilmesi oldu.

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçilme yeter-liliği önündeki engel kalktıktan ve Siirt’teki ara seçimde milletvekili seçildikten sonra, Başbakanlık görevini Abdullah Gül’den devralarak 59. Hükümeti kurdu.

Bu dönemde uygulanan politikalarla ekonomide istikrar sağlandı. Hedeflenen düzeyde bir büyüme hızı yakalandı ve enflasyon düşürüldü.Aynı dönemde ihracatta rekor düzeyde rakamlara ulaşıldı. Turizmde ise hem alt yapı çalışmalarında hem de ülkeye gelen turist sayısında ciddi gelişmeler görüldü. Enerji, tarım, sağlık, eğitim ve çalışma hayatında sosyal destek projeleri ve iyileştirme çalışmaları yürütüldü. Dış politikanın ise ana eksenini; Avrupa Birliği, Kıbrıs, Irak ve uluslararası terör oluşturdu. AB ve Kıbrıs konularında önemli kazanımlar elde edildi.
Kıbrıs konusunda New York’ta başlayıp Ada’da devam eden ve referandumla sonuçlanan süreç, Türkiye’nin bu sorundaki
30 yıllık imajını değiştirdi. Türkiye’nin barışı engelleyen değil, isteyen taraf olduğu anlaşıldı. Bu yeni durum AB sürecine de olumlu yansıdı. 59. Hükümet, bir önceki hükümetin kaldığı yerden devam ederek, AB ile ilişkilerini aynı canlılıkla sürdürdü. AB’ye uyum süreci çerçevesinde Türkiye’nin kendi ihtiyaçlarını da göz önünde bulunduran yasal ve yapısal reformlara devam edildi. TBMM tarafından çok sayıda yasa görüşülerek kabul edildi. Bu arada kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması ve YÖK yasası ile ilgili düzenlemeler tartışmalara neden oldu.

Yine bu dönemde İstanbul’da meydana gelen bombalı terör olaylarında büyük can kayıpları yaşandı. Terör, kamu-oyuyla birlikte AK Parti Hükümeti ve muhalefet partileri tarafından ortak bir dille lanetlendi. Açılan yolsuzluk dosyaları ve buna bağlı olarak gerçek-leştirilen operasyonlar da, bu dönemin gündemindeki önemli konular arasındaydı. Bu yoğun gündem arasında 28 Mart 2004 tarihinde yerel seçimler yapıldı. Yerel seçimlerde AK Parti %42.09 oy oranıyla, 12 Büyükşehir ve 46 ilde belediye başkanlıkları kazandı. CHP oyları n %18.37’sini alırken, MHP de %10’luk barajı aşan üçüncü parti oldu. 17 Aralık 2004 tarihli AB zirvesinde alınan karar çerçevesinde Türkiye, AB ile tam üyelik müzakerelerine 3 Ekim 2005 tarihinde başlamıştır.

2006 yılıda hepey sancılı çekişmeler içinde, 2007 de yapılacak cumhurbaşkanlığı ve genel seçim tartışmaları ülkenin şimdiden gündeminde.
bu ülkede fırtına hiç dinmedi.

_________________
Resim
~Biz hep tek kişi olduk~

http://www.akreportalnet.com/portal/kurallar-vt2.html


Per 23 Kas, 2006 04:13
Profile bak
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Konuya cevap yaz   [ 2 ileti ] 

İlgili Konular
 Konu   Yazar   Cevap   Gösterim   Son ileti 
Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. tarihte kars cumhuriyeti

gece_akrebi

0

791

Cum 18 Oca, 2008 06:52

gece_akrebi Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. Güney Afrika cumhuriyeti

gece_akrebi

0

567

Per 23 Eyl, 2010 01:24

gece_akrebi Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. türkiye hokkabazını arıyor..

akrep_kartal

3

772

Per 20 Nis, 2006 00:00

POİSON Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. türkiye altın rezervi

gece_akrebi

1

1414

Çar 09 Oca, 2008 23:44

dark Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. neler oluyor hayatta (burası türkiye)

gece_akrebi

1

245

Sal 12 Haz, 2007 12:04

gnc_scrp Son iletiyi göster

Bu konuda okunmamış yeni ileti yok. türkiye'nin yaşanabilir iller araştırması

gece_akrebi

12

1979

Sal 29 Arl, 2009 13:53

cem_ber Son iletiyi göster

 


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


Guvenli Arama Acik


 


| | | | | |
web siteleri
Review www.akreportal.net on alexa.com

İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan Akreportal.net Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Akreportal.net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler İletişim sayfamız aracılığı ile veya adresinden iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 2 (iki) Hafta içerisinde tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.

News News Site map Site map SitemapIndex SitemapIndex RSS Feed RSS Feed Channel list Channel list
Powered by phpBB 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group.
Designed by ST Software for PTF.
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
phpBB SEO